Çarşamba, Mayıs 24, 2006

NASIHAT...


Hayatimizda gölge gibi bizi takip eden kabus.Hemen kaslarinizi catmayin hakikaten bir kabustur. Birileri yasami kendi yorumlari ile yönlendirmeye calismamismidir? Eh tecrübe sahibidir.! Yapmis oldugu hatalar ,
basarilar bunlari bize yorum yaparak anlatmaya calisir. Bizi taniyip tanimadigi hic ön plana alinmaz.Büyük ; dinleriz,Bilge sahibi diye, gene dinleriz.Recete yazilmistir.Ilac ortada yok. Sonra birden,kendimize sorariz hastamiyin acaba ? Birak kardesim .Hayat benim, hata yaparsam, onun bende ki duygularini tadayim ki; basarili oldugum zaman sevincin büyüklügünü bileyim.Nasihat tek basina olsa gene iyi.Bir kulaktan öteki kulaga tünel acar gecistiririz.Bunun akrabalari da vardir.Yasaklar, baski ( ben demedim mi?),yanlislar,kendine pay cikarma, (ben ona demistim:) aliskanlik, tembellik o kadar cok ki.
Kardesim cik ortaya ben buyum de.Bakalim sana kendi gözümüzle,Kendi algimizla, bakalim isteyen istedigini alsin.
Kisa olsun yazi yoksa birileri benim önüme koyar o kabusu

Gün sizin. Kabussuz olsun. Saygilarla.

ELELE..


Hepimizin simgesi adlari ne olursa olsun .Kalplerin haykirisi.

Salı, Mayıs 23, 2006

BERLIN..

Berlinli Gencler
Türklerin Yürüyüsü
Bu sene 27 Mayista
Bekleriz.

Berlin Duvari oda bir Tarih oldu.




















Ask icin toplandilar ( Love Parade)

Pazartesi, Mayıs 22, 2006

INSAAT SEKTÖRÜ HIZINI ALAMIYOR !...

DOGA ve BEN..


Sabah kahvaltimi Motorum arkasina koyup yollara düstüm.Asagi yukari Berlin'den 35 km uzaklikta bir yer,
Bu restorant Gölün hemen kenarinda .Kontagimi orada kapattim .Daha sezon acilmamisti.Bu gölün en sevdigim tarafi Nülüfer ciceklerinin yetistigi bir göl bir iki ay sonra sandalla bile zor gezersiniz.Her yer Nülüferlerle doludur.


Buyurun eger kahvalti etmediniz ise davetlimsiniz. Restorantin hemen arkasi Orman size gösterilen yolu takip ederseniz.Kaybolmazsiniz.Yola cikmadan once bir kesakagidi almayi unutmayin (oksijen fazlaligi) sizi vurabilir.

Iki ay sonra bu gölde sandalla gezmek istermisiniz.Buyrun bekliyorum.

SÜT TOZU/PEYNİR/BALIK YAĞI HAPI

YENI DÜNYA
Kendi ile kavgalı bir millet.Köklü kültürlere zaafı olan bir topluluk.Toprakların da ki köklerinden kopup, baskı, macera ve hırsla bir araya gelmiş. Yanında getirdiği çok yönlü kültürü baskı yoluyla kabul ettirmeye çalışmış, kabul etmiyenleri yok etmiştir.Köklerini salmaya başladığı zaman, içinde ki saldırganlık uyanmış; bir süre benlik savaşını kendi içinde sürdürmüştür.Bölge bölge yerleştiği bu topraklarda.Sonun da mecburiyet, var olma nedeni ile bütünlügünü korumaya çalışmıştır.
Zaman zaman genlerinin bulunduğu yerlere uğramış, kavgalarına karışmış.Eziklik duygusunu tatmin etmeğe çalışmıştır. İnsan içinde ki bazı eksikliklerin olduğunu hissettiği zaman diğer yönleri öne çıkar, bu da onları var olma yönünde destekler.Ayrı ayrı kültürlere sahip olan bu topluluk, içindeki bu kültürü bir mosaik gibi yaymaktansa, tıpkı rengiyle, kokusuyla, şekliyle güzel olan. Amma tadı tuzu olmıyan bir yemek gibi önümüze gelmiştir.Kendi içinde olmıyan şeylere gözlerini kapatmış, ananelerine bağlı kültür sahiplerini kıskanmış veya kopyalamaya çalışıp belirsiz bir kültür yaratmıştır.Köklü kültüre sahip milletlere her fırsatta önce bir dost edasıyla yaklaşmış daha sonra esas yüzünü göstermiştir.
Tarih bize göstermiştir ki uluslar ne kadar hırçın,kavgacı saldırgan olsalar da .Köklü bir kültüre sahip oldukları müddetçe ayakta kalıp bu dünyada yerlerini muhafaza edebilmişlerdir.Bazen maddi çıkarlar için bu kadar saldırgan olduklarını sanıyoruz.Bu teori doğru olsa bile ellerinde ki olanaklarla alternatifini yapma gücüne sahip bir millet. Geriye tek kalan şey olmıyan bir değere sahip olmak o da satın alınabilecek birşey değil.Zaman belki onlara bunu öğretecek belki ilerde kopup geldikleri kültürlerini bir mosaik misali yeniden, içlerinde uyandıracaklar.Bu da diğer yaşam tarzlarına karışarak değil, gözliyerek olduğunu öğrendikleri zaman kavuşabileceklerdir.Peyniri,Sütü, Hapi ile karşı görüşte bir kuşağı nasıl yetiştirdiklerinin bilincine varacaklardır.
Bu yetişen nesil yapıcı ve hoş görülü olmuşsa .İçinde ki köklü kültürlere saygı ve sevgi duyduklarındandır.
Saygılarla

Pazar, Mayıs 21, 2006

LAIK/LAYIK..


Ans.Acik.Yun:Laikos "Halk'tan olan"
Lat.Laicus, Fr.laic,Läique; Dünya, islerini din islerinden, dini otoritelerinden, bagimsizligi.
Hukuk devleti ile Din islerinin ayriligi, Devletin din ve vicdan hürriyetinin gerceklesmesi yönünden tarafsizligi.
Laiklik: Dinin kamu hayati üstünde ki etkisini sinirlama ve kontrolü.
Laik'ligin felsefi yönü ; iman ve inanc yerine aklin hakimiyetini kabul eden bir anlayis.
Laik'ligin Hukuki yönü ; Soyut bir sekilde Devlet ile Dinin birbirine karismamasi. Devletin Laiklik icersinde,
dini inanclarin esitligini saglamasi.
Cumhuriyet evveli, Osmanliya hilafetin gecisi ile siyasi, askeri ve iktisadi özellikle kamu hukuk anlaminda din kurallari disinda kalan bir cok kanuna yer verilmis.
Cumhuriyet ; 3 Mart 1927 tarihi ile halifeligin kaldirilmasi.Laik Devlet ilkesine gecis.
Kavram karisikliklari; 20.Nisan.1924 Tes.Es.Kan.II. mad. " Türkiyenin dini Islamdir."
10.Nisan.1928 tarihinde Anayasadan bazi Mad.Kaldirilarak (II.nci Mad buna dahildir.)
" Türkiye Devleti nin Dini Islamdir mad.si kaldirilmis oluyor." 1937 yilinda 3115 Sayili kanunla
Türkiye'deki laiklik sadece din ile devletin ayriliginin degil de ayni zamanda vicdan hürriyetine de imkan verildi.
Ceza kanununda Laiklik iki grupta toplanmis, I.ncisi dine karsi islenen suclar, II.ncisi ise devletin laik düzenine karsi islenen suclar.
Örnegin; Sahsi,siyasi cikar ve nufuz elde etmek amaci ile yapilan propogandalar."Din hürriyetini sahsi ve
siyasi menfaatlerinde kullanilmasi" suctur.
Fikri acik sekilde belirtmeyen veya düsünceyi, anliyabilecek sekilde belirtilmeyen propogandalar suc sayilmaz.
Kisaca daha cok Ansiklopedik bu aciklamalardan sonra Laik olan bireymi' dir ?...
Yoksa böyle bir kavrami kabullenen bireylerin oy hakki ile sectigi vekillerin kurmus oldugu Devlet'midir ?...
Hangi taraf Laik'iyle yapabilmistir. Yorum sizin !...
Iyi Pazarlar dilegi ile.

HABERLER...


Bazen kendi kendime soruyorum, haberleri bu kadar takip etmeye calisiyorsun.Yeterince tatmin olabiliyormusun diye ?. Nelerden Faydalanabilirim.Kablo tv.si 7 Program.Canak Anteni kullanabilirim o zaman Balkonun yarisini kaybederim.Internet kanali vasitasiyla Gazeteler,Bazi Canli yayin Radyo/Tv programlari.Bir de tanesi 1 Euro olan bir kac gazete.Fena sayilmaz.35 sene evveline göre süper.
Iceriklerine baktigim zaman Tv programlari diziler, yarismalar, saat 12 den sonrada kirmizi nokta gibi Belgesel/Yorum programlari.Yasliligin emareleri olmasaa sonuna kadar seyredecegiz de yarisinda kafa öne igilerek selamlama pozisyonuna geciyor.Hele eskiden Türkiyede yayinlanan reklamlari seyrederken simdi hic durmadan Avrupa Reklamlari Ekrani karartmaya yetiyor.Cok sükür Internet var da.Her imkana onun sayesinde ulasabiliyoruz.Esas benim yazmak istedigim daha baska bir seydi neresinden basliyayim diye,kelimeleri öylesine pes pese siraliyorum.Ha en mühimini unuttum piyasada ayni video gibi yanliz kasete degilde Hafizaya kayit edebilen cihazlar cikti.Coktan vardida her kezin alabilecegi etiketi tasiyorlar.Eh bu cihazi aldiktan sonra Sayin temsilcilerimizin Büyük harflerle söylediklerini kayd edip. Sonradan söyliyecekleri
ile karsilastirmak cok zevkli olacak.Bazen bir hafta evvel söylenen sözler ongün sonra banbaska olunca acaba
kendimden süphelenmeye basliyorum.Bunama nin yasi olmadigini bir yerde okumustum.Yoksa sizede olmuyormu. ?
Saygilarla :

Cuma, Mayıs 19, 2006

OTUZ BES YILA MAHKUM SAIR /RAN..


Sira bana gelince bütün cesaretimi topladim ve karsimdaki,o yasa kadar benzerini görmedigim bu, arkaya dogru özenle taranmis sari saclarin süsledigi delice mavi gözlerin ta icine bakarak: Ben Istanbull'lu degilim Pasam...'dedim.Güldü: Yaaa! Peki nerelisiniz?' Selanik'li ! Sizin gibi!...'
Demek ki hemsehriyiz!' bundan gurur duyuyorum Pasam...! Birden ciddilesti: 'Güzel siirler yazdiginizi söyledi Pasa Hazretleri.Mevzuulu siirlermi bunlar?' Cevap verdim; ' umumiyetle öyleler.....' 'Umumiyetle yetmez! Su siralar yanliz mevzulu siirler yazmalisiniz.Memleketin buna
ihtiyaci var....'Sohbetimiz tahminimden daha güzel bir mecraya girmeye baslamis, heyacanimda biraz yatismisti.O'na -en azindan- bir siirimi okumaya kararliydim hemen oracikta.Icimden
hangisini okusam acaba...? Diye gecirmeye baslamistim bile.....

Bu aniyi anlattigi zaman 60 yaslarin da idi. anlatmaya baslamadan önce ' ...tam da basinin üzerine vuran günesin isiklariyla ikinci bir günes gibi parliyordu...' diye baslamisti.

Sagol Dostum, agbim Orhan Karaveli iyiki gitmis onunla konusmussun yoksa bunlardan belki benim haberim olmiyacakti.

Bu gün 19 Mayis Onun Genclerinin Bayrami.

ISTIBDATIN ISKELETI/KIRMIZI IZLER...


Hareket Ordusunun 27 yasindaki Kurmay Baskani tarafindan yazilip 24 Kasim 1908 'Sanli Ordu Gazetesinde yayinlanan 'Kirmizi Izler'.

Bir köhne iskelet, bir ugursuz cehre,
Karanlik ve tereddütler icinde: belli telasi!
Hep düsünür gibidir, kendine göre,
Sahte fikirleriyle äleme karsi....
............................................................... ?

Tirnaklari ailelerin kalbine sapli,
Haksizliga ugrayanlar her yanda aglamakli.
Katlandi vatan görmeye evlädini yenik,
Bir cogumuz uzakta, hapislerde süründük:
Gözü yasli ve yarali gäziler gibiydik...
..................................................?

Ey, parmak uclari, cinayet kursunlarina delil
Teskil eden köhne iskelet; fikrin katili ;
Ey, köleligi reddeden gencligin katili!
Ey, varligi bir millet icin alcalma nedeni,
Ey, cehresicinlere bile dehset vereni:
Zindanlari, sürgünleri, mahpesleri doldur,
Esaret zinciriyle bütün hisleri dondur.
Nefesler zehirlenip sonsuza sürgün...sonra,denizler,
Her girdigin hänede durur kirmizi izler!...
Hiyanet käbusuyla vatan can cekisirken,
Rumeli daglari bir gün nurlarla boyandi,
Uyuyanlar hürriyetin soluguyla uyandi.
.................................... ?
Atamin sevip dinledigi bir siirini bu günde tekrarlamak istedim.

Sene 2006 Tam bir asir gecmis. Dostlar bundan sonra yorum sizin.

Perşembe, Mayıs 18, 2006

ESKI DOSTA...


Seneler arasina sikismis bir pastahane vardi.Petek adinda aklima o geldi.Bir masanin üzerine sabit kalemle yazilmis bir cümle "Unutmak icin, önce unutulmak gerek" Unutulmadigima göre, bende unutmamisimdir.Bazen hayat sartlari bizleri özürsüz bir sekilde unutmaya zorluyor.Icimizin bir kösesinde onu hep saklasak bile.Dost gayret edersen belki beni anlarsin.Bu güne baslamak geriye bakmamak ne kadar dogru bilemiyorum.Zaman her yarayi sarar derler,inanmaktan baska care varmi.Hayatin en güzel tarafi,zaman dizisinde kime ne vermis isek ona ait,kimden ne almis isek bize aittir.Bir kere yazilir bir daha hic silinmez öylece kalir,Hic kaybolmaz zata aittir; O
Sevgilerle.

SUCLU ARANIYOR...


Beser hep bir arayis icinde olmustur.Simdi ise bir suclu aramaya basliyacagiz. Tetigi cekenmi ? Cektirenmi ? Ic odaklar, dis odaklar. Medya yazacak, politikaci konusacak, her zaman oldugu gibi, Bu hircin dalgalar, gene sessizlige gömülüp gidecek.Her zamanki gibi ; Geride yasli aile
kendi kapali kapilarinin ardinda yasiyacak.
Bu gün unutulmasa bile unutulmaya, unutturulmaya calisilacak.Hayatin döngüsü adi altinda.
Kursunu sikan, siktiran ise, onun terazisine,kanatlari altina siginicak.Adi Yargi, adi adalet.
Suclu kim diye aramiyorum artik.Suclu ben ! tek fert olarak soruyorum kendime ? ne kadar sucluyum ?Görmemezlik gafletine ne kadardir kapilmisim.Kulaklarim ne zamandir duymuyor.
Ne zamandir susuyorum.
Bana sunulan bu Cumhuriyeti ne kadar zamandir umursamaz olmusum.Simdiye kadar ondan aldigimin yüzde kacini ona verebilmisim. Yargima kursun sikilmis. simdi suclu ariyorum.Isyan
ediyorum.Icimden onu bunu sucluyorum.Ya ben hicmi suclu degilim? Ya siz, vicdan mahkemenizi kurdunuzmu?Hesabi birilerine vermekle mükellef degiliz, kendimize verelim.Her seye sahibiz.Begensekte,begenmesekte Bir Cumhuriyetimiz, bir Ulusumuz, bir Vatanimiz var.
Onu yasatalim,Onunla yasayalim.Bir baska firtina da yeni suclular aramiyalim.
Hepimizin basi sagolsun.

Çarşamba, Mayıs 17, 2006

GENERASYON / o an...


Bir mefhum.Bizim zamanımızda diye, başlıyan bitmek tükenmek bitmiyen süreç. Hiç algılamamışım, o kadar dinlediğim halde.Bir de buna kuşak değimi de eklendin mi doyum olmuyor.Aynı tarihler,olaylar birlikte yaşanmıyormuş gibi.Şikayet eden ilk kuşak oluyor.
Ayak uyduramıyor desem,tabiat kanunlarına ters düşer. Yaşam zaman içersin de her iki tarafa eşit davranıyor.Kıskançlık, o da olamaz. İki taraf aynı özlem içersinde.Bir an büyümek, genç kalma özlemi. Gençler diğer kuşağa baktığı zaman, senelerin getirdiği derin çizgileri değil, değerlerin çizgilerini görüyorlar.Eski kuşak ise sevgi dolu bakıyor gençlere, öyle olmasa onların
yoğun olduğu yerlerde sık sık boy göstermiyorlarmi.Müziklerini sesli, danslarını garipselerde.
Zamanın da steplerle Cherlestonlarla başlangıç yapmadılarmı.Ya kıyafetler saç dizaynı aynı cenber içersinde kalmamışmıydı.Her iki kuşağın tarzları ne kadar inkar etseler parelel de kalmıştır.Peki bu kuşak kavramı ne ? Darda kaldığı zaman, başını yaslıyacağı onu dinliyecek eski bir dost.Yaşamını son damlasına kadar sürdürmek için cıvıl cıvıl bakışlar arasında o gençlik.Kuşak değimi adı altında iç içe bir yasam.Sevgi,saygı dolu.

Uzayın çok uzaklarında bir karadelik vardır.Bilmezliğin sembolü gibi. Kapkara bir delik.
İşte o an bizim için, onun gibidir.İçimizde her an hazır, bekler durur.Gizemdir, cözmeye asla çalışmayız.Yaşattığı haz,ruhumuza sarılmış bir tül perde gibidir.Gözlerimiz bazen paylaşmaya kalksa da.Beşerin gizemidir.Aynı yaşamda.Adı varmıdır ? Varsa biz koymuş olabilirmiyiz.Sanmam Saklidir, benliğimizden bile.


Güneş tan'a yol alırken,
Karanlığa uzanıyor,
Ayın mavi beyazi.
Dans eden kırlangıçlar
Yuvalarına çekilmiş.
Gecenin sessizliği,
günün kahkahalarına hazırlanıyor.


Sevgi,dostluklarla.

KRAL CIPLAK / Günün icinden...

Bugün kral olucam.Ister ciplak olsun, ister kostümlü.Kralim ben. Ilk isim sizleri hafifletmek,
Pantolun belleri rahatliyacak, koltuk altlarinda ki sisliklerden kurtaracagim.Elmayi artik kabuklari ile yiyeceksiniz.Vitamin orada.Cebiniz de delik olmiyacak o demir parcasindan kurtulacaksiniz.Istanbul yedi tepe, sekizince tepe Demir tepe olacak.Beller bos, koltuk altlari
bos,cepler deliksiz.Ben ciplak Kral.
Bazen uyanmak istemesek de, real yasama dönüyoruz. Rüyamda ki kralligima devam etmek istiyorum, ne mümkün; evin reisinin suyu bitmis, avaz avaz.Bozugunu koyuyor.Kuyruk havada suratima bile bakmiyor.Acep rüyami anlatsam ne derdi bana ?
Onuncu katin balkonundan asagi bakiyorum agaclar iyice yapraklandi, cimleri göremiyorum.Kuslar sabah könserine baslamislar.Yüz daire onlari dinliyor.Cayimi yudumlarken uzaktaki haradan atlari secmeye calisiyorum.Sonra kendi kendime hayiflanip ne rüyaydi be diyorum.

Birazda seviniyorum onlar gibi hamallik yapmadigima.

Denizi özlüyorum,Gökyüzündeki maviyi görünce.Orada arkasinda beyaz yol birakan Jet bana martilari hatirlatiyor.Ekrani siyaha birakip.Kaskimi kafama gecirip motoruma atlayip.Köy yolarina daliyorum.Rüzgarla sarmas dolas.Gülmeyin; kaskin icine iki hoperler bagladim.Bir ucu mp3 yimda.Biraz pop, birazda gülmeyin yazmiyacagim iste.Arada bir yaslandik dedikse sizin kadar degil.Günesin isiklari yapraklar arasindan yola süzülüyor.Yagmur gibi.Tipki Nemrutta Krallarin üzerine isiklarini yagdirdigi gibi.Iki sene evvel orada idim.Uzun bekleyisten sonra Günesi dogdurduk, Krallarla beraber.Keske demistim, elimde Gitarim olsa Orfe gibi, bende günesi onun gibi dogdursaydim.Ne filimdi hic unutmam iki günde dört defa seyretmek zorumda kaldim.Rahmetli Babam al bu parayi deyip beni Atlas sinemasina göndermisti.Eve döndügümde bana filmi sordu anlattim, da o iskelet adamin kim oldugunu izah edememistim.Ah o iskelet adam senin yüzünden ayni filmi dört kere seyrettim.Sonunda babam bakti, bizim oglan sinema gisesini kazandirmaktan ileri gidemiyecek.Bana o mitoloji yi anlatan kitabi hediye etti.Tabiii o kismin altini cizmeyi unutmamis.

Su anda bir göl kenarindayim.Banka ilistim.Sakalli Celal'in ikinci bölümünü okumaya calisiyorum. Ne büyük zat, Istanbul efendisi Celal Yanliz. Genclik hayrani, rahat, doganin icinde kaya gibi kalmis kisi.

Devami aksama bakalim gün neler getirecek.

Saygilarla.

YORUMDA / YANITTA YOK...

YETERRRRRR.

Salı, Mayıs 16, 2006

BENIMDE TESBIHIM VAR...


Ne oluyor bize demiyecegim. Dogrusu ne oldu bize ? Hayat sartlarini mi tasiyamaz olduk.Yükümüzün altindami eziliyoruz ? Yoksa, cözümlerin kit kaldigi dönemde, hepimiz ayri ayri cözüm pesindemiyiz ? Hepimiz yaziyoruz okuyanimizin zamani mi tükendi ? Kaos denilen sey bumu ? Karamsarlik kelimesi lugattan cikarildi da haberimiz olmadi. Kizmanin dozunu mu
kacirdik, kavramlari karistiriyormuyuz. Yasam tarzi cok hizlandi da, yetisebilmenin kazanc oldugunami kapildik.
Dur arkadas, stop, yeter, cok oldu yoksa sende bunun altindan kalkamazsin.
Tespih cekmeye basladim.Tavsiye ederim, cok cesidi var. Görünmez olanlari revajta.

Sevindim,üzüldüm, ictim.Arabam yolu biliyor.Alkol alip yola cikmissam suc benim degil. Kabahat
arabada. Sarhos adami direksiyona oturttu diye.Beni suclama onu sucla.Cezayi ona kes.
" Danimarka da meclise verilen teklif de alkol kullanan kisilerin kullandiklari arabaya el konulmasi,kendine ait olmasa bile" bak Avrupali da benim gibi düsünüyor. Kovboy filimleri seyrettim, Mayk'in Kanun Benim romani okudum.Polis amcanin silahina heves ettim.Simdi belim de silahim var.Arada sirada atesliyorum.Valla kabahat benim degil. satarlarken kullanma kilavuzunu vermediler.Kabahat saticinin, sattiranin.Okulda Romalilari okumustum.Maca gidince hatirladim.Gladyatörleri gördüm o muhtesem tempo Burasi cehennem burdan cikis yok arenasi
.Sokakta biraz Gladyatör oldumsa .Kabahat benim mi ? Yoksa Romalilarin mi, bu günkü stadlarin mi. staddaki Cesarlarin mi? Tv de serengetiyi gördüm, Aslanlarin avlanmasi, anlamadim ama, neden lokantaya gitmezler her halde zevkli bir sey diye düsünüyorum, harpleri, soy kirimlari gördüm.Birazcik bende denesem ne olur.Kabahat benim mi yoksa , bana neyi ne zaman göstermeleri gereken amcalarin mi ? Bana kiyafet sor.Neyi nerede giyecegimi sorma.Bak markalari bilirim onlari sor.Bana calismayi , ögrenmeyi sorma, illa nasihat edeceksen, 30 nda nasil milyarder olunur onu anlat. Bak kafani sallama, parasi varki cantasinda tasiyor.
alip kacsam ne olur ? Ona nasilsa calismayi ögrettin.Calisir gene kazanir.Bana da bunu ögrettiler. Kizma bana .onlara kiz.
Benim tespihim var. Senin de varmi ?.....

Pazartesi, Mayıs 15, 2006

MANYETIK DEPREM....

Fiziksel beklenen felaketlerden biri.Ilim adamlarina göre Manyetik Deprem.Küresel isinma ,
kuraklik yüzyil sonun a kadar 185 milyon insanin yanliz Afrika kitasin da ölebilecegin den bahs ediyor.Ya bizi ne bekliyor.? Bir de bu günün Dünya aile günü olmasi.Hani yasam standartlarini biraz iyilestirebilmek icin yapilan göcler.Bu günü ilan eden ülkelerin vize adi altinda ,bu göclerle mücadele edebilmek icin almis oldugu kati kararlar.Biz gecen haftaya dönelim.
Yasama saygiyi bir nebze anlatabilmek icin bir araya gelmis sevgi topu.Bir anda yazilan yazilar, haberler teklifler tedbirler. 16 yas alti hayvan sahibi olamiyacagina dair cikan kanun.
Kanunu okudugum zaman tüylerim diken diken oluyor.SAHIP olamiyacak.Ben Cehl adamim birileri beni aydinlatsin lütfen.!
Gözümü dünya ya actigim zaman evin icinde dolasan ilk tanidigim, Kedi idi.Sahibi olmiyan bir kedi ne bana ait nede ebeveynlerime ait bir kedi, o evin bir ferdi gibi o evde yasiyanlar gibi.
Hayatin yasam sinirlari icersinde bir gün geldi bizlerden ayrildi.Yerini bir baskasi doldurdu. adi evin kedisi,ferdi.Genclik yillarimi düsünüyorum, arkadaslarimin ziyaretine gittigimde o oradaydi.Kendi cati altinda yasamimi sürdügünde de oradaydi baska renkte baska adlarda.Yaslandim torun sahibi oldum o gene bizlerle, sahibi kim bu Kedinin? Simdi bu kanun beni mi koruyor acep? Yarim asir boyunca bu kediyemi aittim benim sahibim o muydu.Yoksa beni koruyacak olan Kanun gecmi geldi.Keske 16 yasinda olsaydim bu kanunla birlikte bir Kedi sahibi olurdum.Ne caka satardim sanki Bisikletim, cep telefonumun yaninda bir Kedi sahibi olmanin zevki benimde bana ait Kedim var. A m a diyemedim. yarim asir gecti hala kimin kime ait oldugunu ögrenemedik.Yanliz Kedi olsa gene iyi, daha Kuslar sokaktaki,bahcemdeki köpekler. Hepsi benimmi simdi, yoksa ben onlarami aitim. Cok sükür bu kanun benim torunlarimi koruyacak bu hayvanlardan. 16 yaslarina geldikleri zaman sorumluluk ögrenmis birer SAHIP olacaklar.
Gecen hafta Anneler Günü de vardi.Senede bir gün,sarki gibi siyah beyaz film gibi.Anne kelimesini bir güne sigdirdik,gene ciceklerle cicili bicili hediyelerle süsledikHani o evde bizlere ömrünü veren anne varya oturduk maliyetini bile ertesi günü yapip yayinladik. o anne

Neyse bu gecen haftaydi.Biz bu haftaya bakalim.Pazartesi; Dünya Aile Günü der.Hafta sonuna kadar günlerin neler getirecegi ümüdi ile Iyi bir Hafta baslangici dileginde bulunurum.

Pazar, Mayıs 14, 2006

ANNELER GÜNÜ..

Anne ler Günü

" Şuna inanmak lazımdır ki , dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir ".
K.Atatürk

TEBRIKLER...

Cumartesi, Mayıs 13, 2006

KIS KIS GÜLÜYORDU..


Iki bölüm, karinca kararincaCehl'i anlatmaya, iki bölüme sigdirmaya calistim.
Bir kac örnek vermeye cabaladim.Hafta sonu dilekleri ile kapattim bu bölümü,
senmisin kapatan.!
Her ne kadar gönüllü olmasamda Tv.den haberleri dinlemeye basladim.
Kardesim pes yani,kafa patlat örnek vermeye calis, üc saat sonra ugrasin bosa ciksin, sen noktayi virgülü nereye koyacam diye ugras verirken,yazin hemde görüntülü karsina gelsin.Seyretmiyenler icin:) Haberci, 82 yasindaki ihtiyar delikanliya (F.Dördüncü bey)mikrofunu uzatarak.Vefat ettiginiz zaman Cenaze Namazinizin kilinmasini istermisiniz?Cehl onu dürttü. Tam cevap gelecek.Cehl gene süzüyor kimi dürteyim diye tam karsisinda,Bir Partinin Genel sekreteri yard.si gözüne kestiriyor kurtulus yok.Cevap gayet sert Haberciye cevap.Provaköterlik yapma. Cehl ekrandan bir de bana göz kirpiyor, ne haber dercesine.
Hemen Balkona atiyorum kendimi,Hafif Bahar rüzgari kus seslerini getiriyor.Tv deki sesi sustururcasina.
Bilgi Sayarima acip sayfami silmeye karar veriyorum.Okurum yazmak sartmi diyorum kendi kendime.Bükemedigin eli öpmek de Erdemlik sayilir.Tam o sirada gözüme Sakalli Celal takiliyor.
Bu günlerde okumaya calistigim kitap bir haftadir anca birinci bölümünü bitirebildim.Tanismak
kismet olmadi, ama Babamla ayni mezarligi paylasiyorlar.Kitapta ki resmine dikkatle bakiyorum, sonra onu anlatan agbilerimin dizinlerinde ki Sakalli Celal' beyi icimde hissediyorum.Vaz geciyorum sayfami cökertmekten.
Buna en cok Cehl efendi seviniyor.Ne de olsa gene benimle olacak, ben kacacagim o kovaliyacak.
Kis kis gülüyor.

Cuma, Mayıs 12, 2006

CEHALET/CEHL/CEHELE II..


Cehalet dogurgan oldugu zaman, kimlerle tanisiriz:) Siddet,ezikligin dönüsümü,fiziksel bir güc.
Yasaklar,önümüze konulan sinirlar,baski, tek yönlülük.Korku, yasam hakkinin istenilen yüzeyde
olmasini zorlamak.Fakirlik, düsünceye vurulan kelepce.Bizler ve Sizler ayrimi.Yanlizlik, üc canli
topluluguna istedigi yönde baski, yasama hakkinin idare altina alinmasi. En tehlikesi benim unutup sizin hatirladiginiz.
Bu dogurganliklar altinda, verilen mücadele. Ne zaman taniriz ? Beni bagliyan cevap : hic bir zaman o hep vardi, var olacakdir.Ne yapalim derseniz ? Onunla yasamayi ögrenebilmek.
Savasalim mi, kiminle ? Kendi kendimizlemi, kaybimiz büyük olmazmi bu savasta. Yasamak ;
Istediklerimizi ne görür ne de hissederiz.Onunda istedigi bu degilmi. Ne zaman yeneriz ?
Bizi edebi yolculuga gönderecek , kisiyi gördügümüz an. Bunlari bildigimiz de, dogurgan da olsa
o kadar korkuya,karamsizliga düsmemeliyiz.Onu anlamak, tanimak hissetmek yeterli sanirim.
Bir Kitabi okumaya basladigim da bir solukta okumak istemem , icimden gelsede, saygisizlik yapmis hissine kapilirim. Icimdeki cehl'e firsat vermem, kendimi ne kadar akilli sansamda.Kacirdigim cok seyler olacaktir. O dürter arkamdan beni hadi hadi diye.Zaman her derdin devasi , bende okudugum kitabin sonuna ulasirim.
Gözlerim, bulamadigim son cümleyi arar o kitapta. Kizarim, bak gene unutmus diye ! Merak mi ettiniz ? Bu okudugunuz kitabi zaman dilimin de tekrar yazin o nesillerin anliyabilecegi dilde bu telif hakkini o bilgeli yazara veriyorum.
Gene firsat cikmistir Cehl'e, kendisine bir parca okusam. Cevabi : o yüzyilla bu yüzyil der cikar.
Degismiyen ögeler onun cizgisinde hic olmamistir.
Daha cok yazmak geliyor icimden, yok yazmiyacagim.Yazarsam gene o kazanacak.Bir tikliyorum bir dostun yazisi geliyor ekrana, okuyorum zevkle, onun Takip ettikleri derken daldan dala ucuyorum. Hadi kos kos, nefes nefese kaldin degilmi.Ben careyi buldum.Ben kosacagim o kovaliyacak. Dostlar bildiginiz baska metod lar var ise yazinda onu daha da pesimizden kosturalim.Lütfen bir ricam olacak sakin yok etmeye kalkmayin, istedigi o, yoksa yasamin tadi kalmaz.
Son söz en büyügün :) Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.
Iyi hafta sonlari.Sizleri bizler oldugunuz icin seviyorum.

CEHALET/CEHL/CEHELE..

Cehl arp.Ans. karsiligi : Bilgisizlik. Cehele dedigimiz de teki cogul yapiyoruz.Bu da birden fazlanin bir arada olmasi.Hayatimizin bir parcasi veya yasam dizesi.Filozofi yapmaya kalksak her halde tugla gibi degil, blok gibi kitaplara sigdiramayiz.
Peki kimdir bu cehl veya cehele ? Ben örnegin, yanlismi oldu? Her seyi biliyormuyum ? Yoo..
Peki siz biliyormusunuz ? Sakin benim gibi yoo.. demeyin , o zaman birden fazla oluruz
desenize su anda cehele olduk. Olsun biz de onu yasamda kalkan gibi kullanabiliriz." Kusuruma bakma,cehaletime ver"hani okullarin tümü , okudugum kitap sayisi bilmem kac;
Bir kilic darbesinde tek kelime ile dügümü cözdün.Sokratesi bile dag evinden sehre indirdin.Demekki bir yerde cehalet bizleri tetikliyici bir yasam tarzi.Epey ise yariyor. Varsayalim : Köse yazari gazetesinin kösesinde cok güzel yerinde bir yazi konduruyor.Alkis,
Bravo,birileri cikip cehl,cehele tam tersini söylüyor, artinin eksisi.Cahiller, hemen kaseyi altina bastik.Bizden degil artik onlar.
Yaziyi ikimizde okumusuz.Punt ikimizde okur yazariz.Bakalim ne kadar müsterek tarafimiz var?
Köselerimizi aliyoruz.Zorlama yok fikirlerde ,Uysallik, iyi niyet.Makalede okudugun gibi biraz dinlersen karsiliginda o kadar dinlerim.Paylasim. Ikimizde düsüncelerimizi yanimiza alip Ayni yolun ters istikametlerine ayriliyoruz.Dostluk, hosgörü.
Sakin bana öyle bakma cehaletin bu kadar iyi taraflari oldugunu, anlatmiyorum.Onun adi baska .Aptallik olur.Benim anlatmak istedigim,cehaletin bizlerin yasaminin bir parcasi olmasidir.
Ne derseniz degin Yalin kaldigi, kisir oldugu müddetce bize cok faydasi olmustur.Utanma hissini
zayifligimizi,bazen de bizi cengäver yapmistir.
Bu günlük bu kadar yazmaya kalksam sayfalarla bas edemem " Cehaletime ver, gerisini benden iyi biliyorsun"
Yarin II. bölümünde Cehele Cehl, dogurgan olursa. Kimlerle tanisiriz :)

Perşembe, Mayıs 11, 2006

YORUM YOK..



İmam hatipte ’Aşkım’ dayağı





Böyle ceza olur mu






Mini eteğe dayak TBMM gündeminde




Festivalde sansür






Dubai Şeyhi'ne arazi kıyağı








Cumhuriyet Gazetesi'ne yine el bombası atıldı

Türkiye Dogu'ya yol alan bir büyük gemi.Bu geminin icinde Bati'ya kosanlar var.Ve biz de bunu 'Batililasmak saniyoruz. (17.Haziran 1962 Cumhuriyet Gazetesi.Pencere Ilhan Selcuk)

TALIMHANE / Taksim Nostalji


Taksim Parki Genc Kizlar Sene 1940

Taksim Meydani Genc Kizlar Sene 1940

Çarşamba, Mayıs 10, 2006

MEKANLAR...


Zamanin icinde Mekanlari ziyaret ederiz.Bu cogu zaman akip giden hayatimizin tümüdür.Bulundugumuz yerin adi ve sekli, neden orada oldugumuzda, hayatimizda önemli bir yer almamistir. Bizim icin orada olupta neler hissettiklerimizdir.Kimi zaman bunlari bir kenara not olarak düser, bazende bellegimizin bir kösesine sikistiririz.Bir günde, paylasiriz ani adi altinda.Bu mekanlari saymak, gökyüzün deki yildizlari saymak gibidir.Hissettiklerimiz ise canli sayisinin yildizlarla carpimi gibi bir rakkama ulasir.Varsayim,Bir müzeyi gezdigimizde tarihi yasamaktan cok her gördügümüzü bilinc alti, zamani geri cevirerek, icimizde O zamanki yasamizdan bir zaman gibi paylasiriz.
Unutamadigimiz mekanlar; Onlari kendimize saklar paylasmayiz.Biliriz ki orada cözemedigimiz gizem vardir.Mekanlarin adlari vardir, bizi hic ilgilendirmez.Icinde yasadigimiz an, bizler veririz adlarini. Aci, mutluluk, korku, kiskanclik, yanlizlik, A.b.c, kadar cok.
Ya her mekanin bir ani defteri olsa ? Yasadiklarimizi, hissettiklerimizi bir Fotagraf gibi sayfalara koplasa idik ne olurdu? Yaparmiydik, paylasabilirmiydik ? Yoksa hislerin, düsüncelerin, savasina mi sebep olurduk.? Bir resme bakarken, bir yaziyi okurken, birini dinlerken, onun oldugu mekani görebiliyormuyuz.?Gözlerin acik oldugu zamanmi yoksa kapali oldugu zamanmi, bizleri bu yerlere daha fazla götürüyor,? Zorlayin belleginizi adini sizin koydugu en güzel Mekan hangisi.? :)
Selametle.

Salı, Mayıs 09, 2006

AMPUL..


Dertler bitmiyor vallahi, eskiden kandil, mum, idare lambasi derken !
Cumhuriyet le birlikte elektrige kavustuk.
Kavustukta basladimi sana kesintiler.Ne yapalim bazen mumla bazende idare lambasi ile karanlikla bogustuk.
Cok sükür kesintiler bitti. Bu seferde Ampul problemi cikti, karsimiza.
Eskiden ampuller kisada olsa idare ediyordu.Simdikiler cok modern,
amma bu seferde yanmiyorlar 100 nü bir araya getirsek aydinlik nanay;....
Ihtiyarliyinca gözler secemiyor.Bizim yaslilardan biri yazi yazmis sikayette bulunmus.Kardesim nedir bu Ampullerin durumu diye.
Senmisin sikayet mektubu yazan yüklendikce yüklenmisler bizim ihtiyara.Yenilikten ne anlarsin bak bizler top yekün gecemizi gündüzümüze katip, sizler icin calisiyoruz. Vay vay vay...........
Be kardesim benim caliskanlarim.Hersey güzel de adamcagiz karanlikta kalmis ne yapsin.
Günesin isigin da ancak gözleri kamasa kamasa bunu yazabilmis.Sen onun kusuruna bakma .
Sikayet mektubunu yirt at.
Bizler zaten nankörüz, o var olan Günesimiz ile yasiyalim.Dua edelimde o Günes gecelerimizide aydinlatsin.:)

Pazartesi, Mayıs 08, 2006

MASAL..


Nedir diye sordugumda kendime?
Yasamin her bölümünde yer almis,degisik bir edebiyat türü.Anskl. de daha etrafli anlatiliyor.
Cocuklugumuzda dinledigimiz, ergenlik caginda cocuklarimiza aktardigimiz,Yaslilikta ise hayal dünyamizin bir parcasi Masal. Kahramanlarin bol oldugu, kulaktan kulaga yayilan yer ve ortamlarin,hayal gücümüzü zorladigimiz, hikayeler.Hikaye de demek istemiyorum onlarda Romanlarin kisa yazimi oluyor.Masal ise bambaska, sinir tanimamis, her dilde her irkta özünü korumus bir tür.Karsimiza özenle cikmis cogu anlarda arzu duydugumuz dünyanin parcasi.Bizleri hayvanlar alemine sürüklemis, onlarla konusturmus, sekilden sekile sokarak bütünlestirmis.Masal cocuklarin dünyasinda yer alsa bile.Bizlerin yasami sürecince, yanimizda olmustur.Düsünüyorumda hayatimiza yerlesen en köklü edebiyat türü.Cocuklugumuz da ne masallar duymusuzdur, uykuya dalmadan önce,genclik ,olgunluk dönemi de Masali hep el altinda tutmadikmi? Siniflandirmaya kalksak 3- 4 bölüme sigdiririz.Tabii dogru olmadigini bildigimiz halde.Günlük yasamda Politikacilarin yanin da görmüyormuyuz.Kandirmac yapmak istedigimiz de Masalin nimetlerinden faydalanma yönüne gitmiyormuyuz.Bazi bazi kendimize bile kullanmiyormuyuz .Ne dersiniz gerisini sizlere biraksam.,Iyisiyle, kötüsüyle, o evrenin edebiyatini.:)

Pazar, Mayıs 07, 2006

FAHIR ERDIL / O CINARLAR / O KALEMLER..

FAHIR ERDIL

Bu sabah bir yaprak daha koptu.Ekranda gördügüm haber telefonla bütünlesti. Istanbul beni cagiriyordu.Ucaktan indigimde beni karsilayan, dostumun, dostu yarim asirlik arkadasi, kardesi ,agbim Orhan Karaveli idi.
Bir an göz göze geldik.Cumhuriyetin yetistirdigi, Atatürkcü genclerden birisiyidi.Ne yazikk ki bu degerler yaprak dökümü gibi dökülüyorlar.Inaniyorum ki ben her dökülen yapragin yerini yeni yapraklar alacak. O agac var sonsuza dek yasayacaktir.
Birbirimizin eline siki siki sarildik,kaybetme acisini gözlerimiz anlatiyordu.Baba dostunla hava alaninda ayrilip, Ata ocagina gittik. Sevim anne dimdik ayakta orda bizi karsiladi.Yoklugunu belli etmemege calisiyordu.Dostum, arkadasim, babam bizimleydi.Baba dostum ise bana sarilmis,yarim asirlik dostunu bende yasiyordu.Saclarimdaki ak tamamen kapliyinca Babamin daha da benzeri olmustum.Koluna takti evine götürdü.Bizi karsilayan sayin Serpil hanim. (esi)
Bende eski dostu görüyordu.
Eskiden oldugu gibi iki bardak viski doldurdu.Zamani geri döndürerek icinde,icimde dostlugu sevgiyi yasadi.
Bu gün Cuma C.S.Taranci nin dedigi gibi Taht misali o........ dan bizlere bakiyordun. bir köse de yegenler,kardesler yakin uzak akraba, diger kösede komsu ahbab tanidik.Ama bir köse vardiki
daire olmus. Faruk Gec' ler Ziya Nebioglu' lar Necmi Tanyolac'lar Orahan Karaveli'ler Vazfiye Ozkocak'lar Bekir Kücük Colak'lar G.Cemiyetin den ismini yazamadigim dostlar.Beni aralarina aldilar bu delikanli agbiler,ablalar.Yüzlerinde senelerin biraktigi izler vardi ama gözlerinde bu
Cumhuriyetin Atatürkcü genclerini gördüm.Beni sana sarilirmiscasina bagirlarina bastilar.Genc gazeteci kizin Senem Erdil'in sirtini oksadilar senin ellerinle.Birazda hüzünlü idiler,Her dökülen yaprak onlardan bir seyler götürüyordu.Karsina gectik.Arkadasim, dostum, Babam .Bir agizdan helallestik, bakistik anilarla.Omuzlarimiza aldik.Bizler kaldik seni her zaman özledigimiz kalbimizde yasattigimiz döstlara gönderdik.
Dostum,arkadasim,Babam, simdi Asiyan dayiz.Baba Gündüzün yanindan geciyoruz, tasina dokunur bir seyler mirildanirdin.Bu sefer hasret bitti kucaklasiyorsun. Minik kizin,kardesim
Digdem in önündeyiz.Son Nokta.Tasinda oturup gözyaslarinla topragini sulardin.Simdi ise ona sarildin koyun koyunasin.Dostum, arkadasim Babam simdilik kardeslerimle,agbilerimle ayriliyoruz yanindan.Halit Talayer, Islam Cupi, Celalettin Cetin agbilerime selam söyle unutmadik her zaman kalbimizdeler. ( Bak unutuyordum hani yakisikli delikanli vardiya Dogan Sener telefonda sesi iyi gelmiyordu ,hastaydi o da seni anidi söylemezsem borclu kalirim).
Dostum .arkadasim. Babam nur icinde yat topragin bol olsun.
Oglun H.Alev Erdil

Çarşamba, Mayıs 03, 2006

TÜNEL..

Yasam süremizde bir kere o tünele girmisizdir. Orda göremedigimiz ama bizimle olduklarini duydugumuz, hissetiklerimizlerle beraber yürümüsüzdür.Kimimiz o tünelin sonunda bilinmezligin doyumuna ulasmis,kimimiz gözümüzü bir kere acip kapayarak real yasama dönmüsüzdür.Belki bir rüya,bir anlik ruhumuzun ilahi duygularla hesaplasmasi gibi.Bilinmezlige ulasanlarin biraktiklari izler,bize kalan miraslar.Yasamin kisaligini ögrenebilmenin hazzi,sevgiyi,saygiyi bu tünelde ögrenebilmek, ögrenebildiklerimizi,görmesek de,tanimasak da orda ,bizimle beraber olamiyanlara, bildiklerimize aktarsak.Bize verilen minicik de olsa, her sansi degerlendirip, geriden gelenlere miras birakabilsek.Yasamin güzelligini kardesce, dostca yasayabilsek.Yasaminiz gönlünüzce olsun.

SIYAH BEYAZ NOSTALJI...

Sene 1954 Beylerbeyi ilkokulu 1 nci sinifi
Sene 1936 Taksim ilkokulu 5.nci sinif

Salı, Mayıs 02, 2006

ESKI DOST..

Dün aksam tv,de Pisti adli bir program vardi.Biraz baktim tam kapatiyordum ki .Adini duydum eski dost.Yeni cikacak olan vatandislik Kanunu ile ilgili. Nasil oldu bilmedim bu kanunla ilgili bir
soru geldi Sayin Bakanimiza seninle ilgili Dost, Tekrar vatandasligi alabilecekmisin diye.Sayin Bakan kisa ve öz sahsen her müracaat eden kisi bu kanundan faydalanacakmis.Sevgili Dost müracaat edecekmisin ? Bos ver ihtiyacin yok ne yapacaksin iki Kafa kagidini.Nasilsa Dünya vatandasi kagidin var.Isterlerse kendileri sana gönderirler.Kapadim tv,yi Kitapliga yöneldim.
okuyayim dedim siirlerinden bir kacini yatmadan önce,bakma öyle yüzüme ezberimde varda hani kitabi acinca kagidin kokusu baska haz veriyor.desteden bir tanesini de buraya aktariyim dedim.Sonra vaz gectim.bir tikla yüzlerce siirin dökülüyor ekrandan.Dost eskiden öylemiydi?
Cocuktum hatirlarim el yazisi ile kitaplikta dururdun.Genclikte bir kacini evden ayrilmadan arakladim.Birazda benimle ol Dostum.Yaslandik be Dost. kitaplarin bile, sayfalari siirlerindeki sari olmus.Bak ne diyecegim yarin ilk isim seni evden göndermek olacak.Nasil olsa tümünle bellegimdesin bende yeterince misafir oldun.Simdi seni benim torunlarla tanistiracagim ,ne yapacaksin benim gibi ihtiyarla vaktini harcamak.Sakin kafani haberlere takma onlar moda gibi
gelip gecici.Kizmadin degilmi tasiniyorsun diye.Ha senden istedigim bir sey var .Bana babamdan
bahsetmistin eh sira bende torunlara da benden bahset.Hoscakal Eski Dost takma kafana bunlari bizi senden iyi kim bilir.

Pazartesi, Mayıs 01, 2006

1 MAYIS / BAHAR BAYRAMI...




Bu gün 1 Mayis. Ünüforma tasiyanlarin tetikte oldugu, idolojilerin sokaklara döküldügü, sopalara takilmis bayraklarin sallandigi gün.

Ben o 1 Mayis dan bahs etmiyecegim.Benim anlatmak istedigim; Bahar Bayrami. Tabiatin uyanip, doruga ulastigi anin Bayrami.Ciceklerine kur yapan ucucularin, agac dallari arasindan gelen seslerin Bayramini anlatmak istiyorum.

Yasami, örümcegin kendi incecik bagi ile bosluga birakmasina benzetiyorum. Simsiki sarildigi incecik bag. Bahcem de Kelebekleri görüyorum. Uzun zorlu günleri arkada birakmis, bu günlere

ulasabilmek icin ne degisimler gecirmis Kelebekleri. Geriye kalan üc bilemedin dört hafta yasami.

Genede aldiris etmiyorlar, kilometreler katarak bir bahceden diger cicege ucuyorlar. Bayrami dolu dolu yasiyorlar. Koca koca üc veya dört hafta.

Ya bizler ne kadar yasiyoruz? Varsayim 80 sene üzerinden matamatik hesabina dökelim yasami. Geriye dönük siyah beyaz sinema seridi gibi.Ister parmakla, isterseniz, Abaküs le yapalim en yasam dolu anlari. Kacar dakika yasadik? Saati tamamladikmi? Yoksa günü bulmusmudur? Günü yakalamissa, Haftaya ulasa bildimi.

Hesabi bu bayramda size birakiyorum.Yasam sizin., Kelebegin ömrünü gecebilecekmisiniz ?Yok gecemiyor derseniz ; gene de sanslisiniz ilerde cok seneler var. O dakikalari cogaltmak elimizde.

Bahar Bayraminiz kutlu olsun.

TARIHTE 1 MAYIS

Türkiye'de İşçi Bayramı
Osmanlı döneminde işçi örgütlenmesinin en gelişmiş olduğu yer Selanikti.
1911 yılında Selanik’te, tütün, liman ve pamuk işçileri, 1 Mayıs gösterisi düzenleyerek bu günü kutladılar.
1912 yılında İstanbul`da ilk defa 1 Mayıs kutlaması gerçekleşti.
1923 yılında 1 Mayıs günü yasal olarak "Amele Bayramı" ilan edildi.
1924`te hükümet kitlesel 1 Mayıs kutlamalarını yasakladı.
1925`te çıkan Takrir-i Sükun Yasası, İşçi bayramını kutlamayı yasaklandı ve uzun yıllar bu yasak geçerliliğini korudu.
1935 yılında 1 Mayıs`a "Bahar ve Çiçek Bayramı" adı verildi ve ücretsiz tatil günü ilan edildi.
Türkiye Cumhuriyeti döneminde işçi hareketleri yüzyılın ikinci yarısından itibaren ivme kazandı.
1976 yılında uzun yıllar sonra ilk defa geniş katılımlı 1 Mayıs kutlaması Taksim`de DİSK`in organizasyonu altında gerçekleşti.
1977 yılında İstanbul Taksim Meydanı'nda en geniş katılımlı 1 Mayıs toplantısı düzenlendi. Ancak, bilinmeyen silahlı güçler, göstericilerin üzerine ateş açtı ve göstericilerden 34'ü, yaralanarak ve üstlerine ateş açılması sonucu çıkan izdihamda ezilerek öldü. Dolayısıyla, 1977 tarihli 1 Mayıs, tarihe Kanlı 1 Mayıs olarak geçti
1979`da Sıkıyönetim Komutanlığı İstanbul`da miting yapılmasına izin vermedi, sokağa çıkma yasağı ilan etti.
1981`de Milli Güvenlik Konseyi 1 Mayıs`ı resmi tatil günü olmaktan çıkardı.
1996`da Kadıköy`de (Taksim Alanı yasaklıdır) 1 Mayıs kutlamalarına yaklaşık 150 bin kişi katıldı. Çıkan olaylarda 3 kişi hayatını kaybetti. Bu olaydan sonra Kadıköy 2005 yılına kadar 1 Mayıs kutlamalarına yasaklı kaldı.