Çarşamba, Temmuz 12, 2006

MELISSAE FOLIUM / OGUL OTU,melisa

Lamiaceae veya labiatea ailesinden gelmektedir.Anavatani Ön asya (Anadolu ve Akdeniz bölgesi).Ucucularin en sevdigi bir bitkidir:bilhassa ari türlerinin.80-120 cm'e kadar büyür.Iyi bakildigi zaman cok uzun seneler yasayabilir.Gölgeye dayanikli olmasina ragmen sicak ve günesli yeri daha cok sever.Asirlar boyu Tib.da sifali ot olarak kullanilmaktadir.Bilhassa asabi durumlarda rahatlatici olarak,hazimsizlik,uykusuzluk durumlarin da.Su ana kadar yan tesiri görülmemistir.Kullanilis tarzi.Yapraklarindan 2 cay kasigi alinarak (150 mg.) 80 derece sicak su dolu bir fincanda 10 dakika üzeri kapali olarak bekletilir.Daha sonra süzgecten gecirilerek icilir eger aci bir tadim hissedilidigi taktirde tatlandirilmak üzere zevke göre bir kasik bal ilave edebilirsiniz. Uykusuzluk cekenler yatmadan evvel bir fincan,hazimsizlik cekenler ise yemekten sonra günde 3 defa birer fincan icebilirler.Muhafaza etmek icin kuru ve isiksiz yerleri tercih edin.Tabii ki cocuklarinizin ulasamiyacagi bir yere koymanizin faydasi vardir.Her zaman oldugu gibi Doktorunuza danismadan kullanmamanizi tavsiye ederim.Rahatsizligin teshisinden sonra gelen bitkisel bir ottur.

Saygilarimla.

Salı, Temmuz 11, 2006

SIFATI "INSAN" !...

Lütfen bunlari gördükten sonra beni kaderime birakmayin!... Ben bir kalp tasiyorum.
Nasil seni eylendirebildim mi? Paran varsa beni delikates olarak sonra satin alabilirsin.


AB,den selamlar!... Transpot islemi tamam afiyet olsun.

Saygilarla.

SIFATI"KALMADI ARTIK" !...


Hosgeldiniz burasi bize tahsis edilen kampimiz.Hele bir AB 'ye girelim daha da modern olacak tabii bu arada ölmezsek sahi ya sormayi unuttum.Biz Ispanyol'uz Ispanya ne zaman girecek?...


2002 senesinde kendi hemcinslerini tel örgüler altinda acliga terk ettiler 2005 de bizi yarin sizi onlar halen elleri kollarini salliyarak aramizdalar.Ister adi AB olsun isterse CD hakikatler ortada kendimizi kandirmiyalim.Kanunlar uygulanmadiktan sonra, bizleri tel örgüler altinda bu sekilde biraktiktan sonra, ben o cikan kanun icine .......!...

Dip Not: Yukarda görülen canlilarin bir kismi kurtularak sicak bir yuvaya kavusmuslardir.Bu olay Ispanya'nin Trustik bir yöresinde gezen yabanci hayvan sevenler tarafindan meydana cikarilmistir.Yan taraftaki klip biraz olsun bir seyler anlatabilmistir.

blog

Saygilarla.

Pazartesi, Temmuz 10, 2006

TOLSTOY...


Kroyçer Sonat
Kroyçer Sonat, bir tren yolculuğu öyküsüyle başlıyor, insanoğlunun ruhunun derinliklerinde uyuyan şiddete, kıskançlığa, zavallılığa uzanıyor. Trende başlayan bir söyleşi sırasında yolcular arasında bulunan, kitabın baş kahramanı Pozdnişev, nasıl olup da böyle çöktüğünü, bezginleştiğini anlatır. Gençliğinde sefih bir hayat sürmüş, sonradan kendinden iğrenmeye başlamıştır. Terzilerin, güzellik uzmanlarının yardımıyla erkeklerin hayvansal içgüdülerini alevlendirdikleri için toplumun ve kadınların suçlu olduğu kanısına varmıştır. İçinde uyanan pişmanlık Pozdnişev'i değişime itmiş, o da bu doğrultuda evlenmiş, çocuk sahibi olmuştur. Ancak, kadınlarla erkekler arasındaki onulmaz farklar, bir yandan da Pozdnişev'in kıskançlığı nedeniyle bir süre sonra karısıyla birbirinden nefret etmeye başlamışlardır. Karısının onu bir müzisyenle aldattığından kuşkulanmasıyla birlikte Pozdnişev'in ruhunun derinlerinde yatan şiddet açığa çıkmış, geri dönüşsüz zararlara yol açmıştır. Pozdnişev'in öyküsü, Lev Tolstoy'un yaşadığı dönemin ahlâk anlayışının ve bazı değerlerin değişmesiyle yaşanan sancıların bir panoraması niteliğindedir. Kadın-erkek ilişkilerinde erdemin gerekliliğine inanan Tolstoy, kendi görüşü doğrultusunda erdemsizliğin insanoğlunu ne gibi çıkmazlara sürüklediğine işaret etmeye çalışıyor.
Kroyçer Sonat severek okudugum bir yazarin kitabi.Baslangic da sikici gelebilir.
Eger cevremize bakarak okumaya veya o tren de bir köseye sikisip.Olanlari kitabin icinde olarak yasarsaniz seveceginizi saniyorum.Eger Beethoven'nun
ayni adli sonati da arka fon müzigi olarak kulaklarinizi doldurdugu zaman keyfinize degecek yok.
Saygilarla.

ARANAN SUCLULAR !...


Verilemiyen bazi cevaplar vardir.Onlar yasanmistir.Kalbimizin bir kösesinde sonsuza kadar .Cevap aradigimiz zaman sucluluklarin ezikligi altinda kalir.Bir anlik gibi de görünseler de degildirler.Onlar yasanan hakiki asklar sevgilerdir.Hic bir zaman unutulmaz, unutulamazlar.
Keske tekrar yasasak bazi hakikatleri anlatabilsek.O zamanda bu güzel büyü bozulur.Sevmek,
sevilmek güzel seydir.Bazen de birbirinden habersiz.Gizemlerinin arasina sikisip kalir.O artik yanlizliga terk edilmistir.Belki de her iki taraf icin.Neden, nicin?Sorular, cevaplar belkide o güzel büyüyü yikip gecer.Sorsalar ayni seyleri yasamak istermisiniz diye!...
Düsler de unutulmiyan sahilde ki kulube, arka bahcesindeki cicekler, lacivert boyali duvarlar.
Icimde ki sevgi ve kulubem.Kalmami istermisin diye sorulan bir soru ? Oradan kalan bir ruh.
Uzaklara giden yikik dökük bir kalp.Hic degistiremedi zaman hakikatleri.Aranan bir suclumuydu.yoksa kirilan yanlizliga atilan kalplermiydi.Yoksa cevabi verelemiyen yasamimizdaki parcalarmiydi.Yoksa yaralari kapanmasini icin bizi bekliyen zaman icindeki dilimmiy di !...

Saygilarla.

Pazar, Temmuz 09, 2006

O BIR AB ÜLKESI !...



Satilik 30 derece hava sicakligi

KOKERECE DE SIRA GELICEK...


ONUN ADI HIJYEN
3/1 FIYATINA
HEPSI MARKA HEPSI TAKLIT



Her marka var parfüm TAKLIT

Korsan sinamalardaki en son Filimler

PAZAR'IN SOHBETI


Kasaba degil sehrin ortasi !...
Okullar tatile girdi.Izinciler sehri terkediyor yavas yavas.Bu günü de atlatirsak. Dünya kupasinin ziyaretcileri de evlerine dönüs yolunu tutacaklar.Anliyacaginiz Sehir bana kaldi.Durdu durdu sicak da tam on ikiden vurdu.Dün hem torunlarin karnelerini görmek,biraz da özlem gidermek icin yanlarina gittim.Torun sahipleri bilir.Onlarin sevgisi baska, belki de cocuklarimiz da kaybettigimiz bazi duygulari onlarda buluyoruz.Sabahin erken saatlerin de.Türk firinin dan aldigim Simit,pogaca vs.yi sicak sicak kahvalti sofralarina yetistirdim.Bu arada motorunun sesi yabanci gelmiyen bir ziyaretci de bize katildi.Benim yakisikli oglum.Ihtiyarin keyfinin skalasi 12 yi gösterdi.Hadi dedi büyük kiz söööyle arabayla sinir sehirlerinden birine dogru cikalim.Eh direksiyon da aslan dagmat.Yanin da ben arka da bizim kiz cocuklar.Sürrat yoluna girdik.Trafik isaretlerinin gösterdigi limit de yolculugumuz devam etmeye basladi.Sikimi limit asilsin hemen arkadan bir ses yükselir cek kenara arabayi gec bakiyim arkaya.Gelelim esas mevzuu ya.Bir ara
arkamizdan bir ses arabayi sag'a cekiniz.Bize yol veriniz.Baktik ki bir hasta arabasi.Sag'a gececegiz de nasil Kamyon katari sagi kaplamis Hafta sonu yasaginin baslamasina bir kac saat kalmis hedeflerine ulasabilmek icin sira sira yol aliyorlar.Arka daki ses durmadam.Yol istiyor.
Benim kiz eline bir kagit kalem alip önce saati sonra plakayi bir de Hasta arabasinin fotorafini cekti.Neyse bir ara damat bey bir aralik bularak yol verdi.Oda bizi sollayarak gecip gitti.Bizim kizin ilk sözleri bey lütfen filan cikistan cik oldu hayrola daha hedefimize varmamistik.Yoksa program mi degismisti? Neyse sürrat yolunu ilk cikista terk ettik.200 metre sonra bir ufak binanin önüne park ettik.Kiz arabadan inip o klubenin zilini calip icerde kayboldu.Tam bir saat bekledik kendisini.Durdugumuz yer agaclik ben torunlarla kosabildigim kadar kosup onlarla oynadim.Bu sefer direksiyonda söfer degismisti.Yanim da oturan kizim idi.Hayrola diye sordugumda.Anlatmaya basladi."Nütugung" trafik te yapilan tecavüze söylenen bir kelime.
O girdigi yer meger otoban kontrol merkezi imis.Durumu; Hasta arabasi ile olan hadiseyi anlatmis.
O anda görevli olup olmadigini tespit ettirmis.Yapilan incelemede görevde olmadigi tesbit edilerek sikayet savcilaga suc duyurusu olarak islenmis.Verilecek ceza 6 ay trafikten men.Cok agir bir para cezasi.Kazancinin 1,5 ayligi.Tabii bu trafik sucu calistigi Firma da neler olur bilemem.Ayrica resmen, hasta arabasinin Firmasindan yazili bir özür mektubu nu da en az iki hafta icinde bekledigini belirtmis.Merak ettim ya o hakikaten hasta tasiyorsa veya hastaya gidiyorsay di ? Aldigim cevap.Bak Baba cim.Eger öyle bir durum olsaydi.Ilk önce mavi firildagi calistirip siren le ikaz etmesi lazimdi.Bu bir, ancak sehir icinde mikrofonu kullanabilir.Bu da iki.
Ya dostlar hemen aklima Ankara da ki bazi brokratlarin bir yere cabuk ulasmak icin bu vasitalari nasil kullandiklari aklima geldi.Pazar'in sohbeti bu olsun napalim idare edin.Size iyi pazarlar.Kafanizi sisirdim se özür dilerim.AB de de bunlar da tikir tikir calisiyor.
Saygilarla.

Cuma, Temmuz 07, 2006

SAYILAR NEYI BILDIRIR..

Devam edelin o güzel yazarimizin.Matamatik hesabina.:))) Resimsiz...Biraz müzik o kadar.

Balistik füzeleri filimlerde serettim. 2 balistik füze, yakip kül eder 150 kitapligi, daha kurulmadan onlar.Belki benim kitabim da vardir icinde. 62 yilinda bonbardiman ucaklarini gördünüzmü ? Son modellerini. 2 bonbardiman ucagi 4 saglik evini yükler yanina bombalarinin.
Temeli daha atilmamis 4 saglik evini koskaca piril piril ve yataklari röntgenleri umutlariyla.62'de atomlu atomsuz silahlanma yarisi 120 milyar dolar yilda. 10 yilda 1200 milyar.Yildizlarin sayisina yakin mi bilmem.1200 milyar.Yahut 150 milyon yapilmamis ev,yapilabilecek ama yapilmamis ev. 150 milyon ev hayaleti.5 odali akarsulu,elektrikli banyolu,kapilari merdivenleri pencereleri 150 milyon evin günes dogarken camlari gölgeleri aksam üstü.Balkonlari ,ayisiginda.
Ayinin ini var, sümüklüböcegin kabugu,bizimse bu iste halimiz ortada.Bir adam tanirim iki elli iki ayakli, kaytan kara biyikli.Otuzuna basti bu yil.Iki oglundan birisi yedisinde öbürü alti aylik.Anasi, kaynatasi ve bir fotograf, askerlikte cekilmis ya kendinin ya rahmetli babasinin ya kaynatasinin.Ve bir legen ve bir göz oda, 150 milyon ev, bu evlerden teki.Odalari kapilari akarsuyu ve yemek masasi bu evin. 62' de atomlu atomsuz silahlanma yarisi 120 milyar dolar yilda. 10 yilda 1200 milyar dolar yahut 150 milyon yapilmamis ev, yapilabilecek ama yapilmamis.Tanidigim adamin ki de icinde.Balkonun da ay isigi.
62' de atomlu atomsuz silahlanma yarisi 120 milyar dolar yilda yahut yuvarlak hesap 1 milyar ölü adayi, ve ölüme hazir en azdan yarisi bütün topraklarin yarisi bütün agaclarin, baliklarin, bütün yagmurlarin ve ana rahmine düsenlerin en azdan yarisi ölüme hazir.Tepeden tirnaga silahsizlansak 63'temi olur 65'te mi artik.Atomlu atomsuz bütün iklimlerde ve insanca islesek yeryüzü nimetlerini cogaltsak onlari, 1/4 kazirdik acligin kökünü 3 ayda dislerimiz dökülmez olur, kanamaz dis etlerimiz.Hele cocuklarimiz, keder silinir gözlerinden.Egri bügrü bacaklari dogrulur. iner sis karinlari.

Neyi bildirir sayilar
Neyi bildirmeli
Yaklasan nedir bize
Uzaklasan nedir bizden.
Ran.
Iste böyle dostlar neden icab etti bu yazi ? Dertliyim de ondan benim ilkokul diploma isi Eylül sonuna kaldi.Tam imtihana girecektim Hemseri geldi Berlin'e is adamlarina nasihate eh ihtiyac ne de olsa Konsolosluk da.Her zamanki gibi bir patirti bir gürültü. Imtahanlar Eylül'e kaldi.
Ne yapalim 60 na geldik bu diplomayi alamadan.Bir kac ay artik dokunmaz bana.
Orta , Lise diplomasina benim ömrüm yetmez.Hoppala bu da nerden cikti simdi bir yazimda yazmistim.Milli Egitimin aciklamasi istatislik olarak Ilkokul 4 müsüz.Valla onlarin degisi benim degil ben herseye inanirim.Uygularmiyim birakin da o da bana kalsin.
Dip not: ? Acemiyin bu Blog larda bazi yazilarinizin sonunda : birde harf o neyi gösteriyor ?
Tipki steno gibi merak iste.Ögrenmemek ayip derdi bana birileri.
Saygilarla bir baska yazida.

NEYI BILDIRIR SAYILAR...

Hani yilbasinda oynadigimiz,oyunlardan bir tanesi de Tombala o misäl; kitapliktan gözlerimi kapatip bir kitap cektim.Gözler halen kapali.Ortadan bir sayfa actim.Ders kitabi gibi.Konu sayilar anliyacaginiz.Matamatik degistiremezsin sayilari.Bende aynen buraya geciriyorum; O sayilari:))
Sayilar bebelerin kundaklari,sayilar tabutlari sehirlerin ,öldürülmüs öldürülebilecek olan sayilar, tohumlardir umudumuzun avucunda.Sayilar yaklasan bir seyleri bildirir,Sayilar bildirir uzaklasan bir seyleri.Nedir yaklasan bize? Bizden uzaklasan nedir.Dünya savasi : I. Dünya savasi : II. 14' ten 18 'e- 39'dan 45'e 10 yil 54 milyon ölü. 49 milyon sakat.Ölülerle sakatlarin memleketi. 103 milyon nüfüslu bir memleket ve ayrica öksüzleri, delileri.Yanik taslariyla ve gidenlerden biri evimizdendi.Gitti dönmedi bir daha. 19'unda miydi 40'inda mi aklimda kalmamis.Döndü iki gözü kör.Gök gözlü müydü kara gözlümü aklimda kalmamis.Döndü diz kapagindan kesik sol bacagi, döndü ve kapisini bulamadi evinin. 14'ten 18'e, 39'dan 45'e 10 yil 54 milyon ölü, 49 milyon sakat.Yeryüzünde yuvarlak hesap ve simdilik 2,5 milyariz. % 50'miz ac.
Dislerimiz dökülüyor, dis etlerimiz yara icinde, ölü derilerimiz catlak hele cocuklarimiz, sallanan koca kafalari,kiris kiris yüzlerinde kederli iri gözleriyle ve egri bügrü incecik bacaklari,üstünde karinlari, davul gibi.Yeryüzünde yuvarlak hesap ve simdilik 2,5 milyariz % 50'miz ac. Yil 1962
62 yilinda 2 avci ucagini sofraya koysak,cevirsek ete ekmege,saraba salataya 40 milyon adam doyasiya yer icer.40 milyon kediye de artar ekmekten etten.Kediler salata yemez ,sarap icmez, kedileri ben kattim ziyafete.
Bu günlük bu kadar sayilarla devam yarina.Yazani bildiniz ise saklayin kendinize, okumiyan olduysa okudu iste!...Bir baba dostu benim bu yaptigima ne yazardi bilirmisiniz?...
Herseyi biliyor bu herif,
Bilmedigi sey yok.
Dinden imandan tut,
Yalanci dolmanin yapilisina dek.
Bilmekle de kalmadi,
............. yerine koyup milleti,
Ögretti her seyi,
Örnegin nasil abdest edilir,
Gusul abdesti almak icin
Ne halt edilir.
Bir kendisi var her seyi bilen,
Baska bilen yok saniyor.
Herkez kendini bir bok sanir.
Ama bu herif,
Kendini iki bok saniyor.
5.12.1983 A.N.
Saygilarla.

...




İspanyol Meyhanesinde Seni Aradım
Bu akşam Bütün meyhanelerini dolaştım İstanbul'un Seni aradım kadehlerdeki dudak izlerinde Sonra akvaryumlu meyhanede balıklara sordum seni Canım kıyasıya sarhoş olmak istiyordu Yokluğun bir karanlık gibiydi içimde Ağır ve dayanılmaz İspanyol meyhanesinde Seni içtim toprak kadehlerden yudum yudum önce bir serinlik sardı kanımı İliklerime kadar üşüdüm Sonra bir orman yangınında eridi dudaklarım Ve bütün sokaklarında İstanbul'un Gece sabahlara dek seni aradım Ne yana baksam karanlıktı Oysa güzel kadınlar vardı masamda Kendinden emin kadınlar İnce uzun parmaklı, beyaz kadınlar vardı. Şarap bir yerde o kadınlar gibiydi İçtikçe başım dönüyordu Şimdi bütün meyhanelerde kadehler Senin için uzanır yıldızlara Bir gitar alaca karanlıkta ilk seranadı Senin için yapar Madrid'te Madrid'te şarap renkli horozlar ötüyordu Seni görür gibi oluyordum Boğazıma bir şeyler düğümleniyordu Üşüyordum, yorgundum üstelik Soğuktu İspanyol Meyhanesi, loştu. Ve şimdi bütün meyhanelerinde İstanbul'un Sevenler sarhoştu. İstanbul meyhanesinde Ne şömine vardı, ne beyaz halılar Ama içtiğim her kadehe kokun sinmişti Başım dönüyordu İstanbul'u yıkmak geliyordu içimden İstanbul meyhanesi şarap şarap kokuyordu Ben gayesizliğin böyle korkunç olduğunu Bilmezdim... Meyhaneye düşmeden önce Bir garson halime bakıp Anladı yıkılmış olduğumu Canım yeşil şarap istedi-sordum; 'Yok' dediler Sonra gözlerin aklıma geldi Oturup ağladım İspanyol meyhanesinde kadehlerde seni yaşadım En güzeli seni sevmekmiş meğer Ölesiye, delice, korkunç Fırınlarda seni aramakmış ekmek diye Seni beklemekmiş en iyisi Ölümü bekleyen hastalara inat Eski bir meyhane şarkısı vardı Bir türlü anımsayamadım Sonra gözlerini düşünüp Kadehlerde yeşil yeşil yandım Biliyorum... Bir gün sende geleceksin İspanyol Meyhanesi'ne Bir gün sen de çılgıncasına sarhoş olacaksın Sevdiğimiz şarkıları söyliyeceksin sabahlara dek Yeşilköy'de bir güneş doğacak Şarapsı gecelerimizden Ama yanımda kadınlar varmış Ama inceymiş, ama beyazmış, üstelik güzelmiş Sen yoksun ya, ellerini tutmuyorum ya! Şarabı aynı kadehten içmiyorum ya! İspanyol Meyhanesinde seninle ölmek varmış Vız gelir dünya! Yorgunum şimdi, bitkinim Beni unut artık Söyle garsonlara Kırılmış bir kadeh gibi bıraksınlar beni Şimdi ispanyol meyhanesinde bir tahta masada kaldı adım Yere dökülmüş şaraplara güneş doğuyordu, Seni unutmadım! ...

Turhan Oğuzbaş

PRUNIS DULCIS/BADEM AGACI


BAHARIN MÜJDECISI

Rosaceaea ailesinden gelmekte olup.Ana vatani Asya'dir.

2 ila 9 metreye kadar büyür.Eksi 16-20 dereceye kadar dayaniklidir.Bazi yörelerde.Eksi 40 dereceye kadar görülmektedir.Ciftlesmesi yabanci etkenlerle mümkündür.Ucucular gibi.Mart nNisan aylarinda cicek acar.

Bir cok sairimize ilham kaynagi olmus olup.Asiklarin da agaci diyebiliriz.

Saygilarla.

Perşembe, Temmuz 06, 2006

BEYOGLU

ABDULLAH EFENDI LOKANTASI
TAKSIM-TÜNEL ARASI
SENE 1930
Ben 1930 senesini ancak annem babamin anilari ile hatirlarim,50-60 seneler bizim Beyoglu
tikladiginiz zaman o günleri okuyabilirsiniz.O zaman kiyaslamaniz bu güne göre daha da bir deger kazanacak.Unutamadiklarimdan bir kac tanesi.Yan yana iki pastahane Kervan ve Inci hangisinin supanglesi daha lezzetliydi.Bizim meshur Fotorafci Foto Lale,Alkazar sinemasi sobali köfte bile pisirirlerdi icerde.Sabahtan bir biletle aksama kadar kal durmadan devam ederdi.
Hani simdi ki uzay filimleri varya Star G.ler aynisi bizim zamanimizda o sinamada Baytekin diye
oynardi.Bir de hayranlikla seyrettigimiz.Japon magzasi.Tünelle Karakoy arasi isliyen metro simdi gene var diyeceksiniz.Benim unutamadigim kismi.Daha kapidan iceri girdiginiz zaman genzinizi yakan oksijen.Bazen okulu kirardik.Hemen bir francala icinede macar salami dogru
Galata kulesine oradan Istanbul'u seyrederdik.Saat 16,00 da tekrar okula ben yatiiydim.Okulun otobüsüne.Ne olacak o zamanlar Istanbul'un nufusu 400 bin.Bulursam gene siyah Beyaz resimler yayinliyacagim o zamanin beylerinin Hanimlarinin kiyafetlerini.
Kalin salicakla.

SIYAH BEYAZ ARADA BEN...


Gencti 16 belki de 17 Beyoglun'daki o Foto Lale 'ye girdi cektirdi resmini.

Sonra bir oglu oldu aldi onuda götürdü .Foto Lale'ye


Gencliginde Step dansi yaptigi Taslik'ta simdi kocasiyla mini golf oynuyordu.

BEYLERBEY'li ...

O yandaki sandalla baliga cikardilar arkasinda ip ile calistirdiklari takma bir motor hava durgun oldugu zaman yanlarina alirlardi.Biraz dalgali oldugu zaman Beylerbey'li o güzel balikcilara emanet ederlerdi, zaten onlarda salmazdi.Benim de Balikci Mansur agbim vardi rahmetli oldu nur icinde yatsin.Son gidisimde 10 sene oluyor.Beni evine götürdü.Buzdolabini acti.Bonbostu icersi bir kagida sarili bir paketten baska bir sey yoktu uzatti al bakalim Baban icin hep o oradadir.Kismet simdi sana imis dedi.Sonra bana Dedemi anlatti.Paketi actigimda Lakerda vardi.


Geriye kalan o rihtim,müze olan gemi,birde ortadaki ihtiyar.
Caminin hemen karsisinda ki sokaga girdiginiz de 50 metre yürüyün.Kaderine terk edilmis Bahce icinde Ahsap bir ev
göreceksiniz.Yol asvaltmaktan sokak kapisinin yarisina kadar yükselmis.Erdil Baba'nin o evde cocuklugu gecmisti.
Saygilarla.

Çarşamba, Temmuz 05, 2006

BEYOGLU'NDA BIR MEKÄN....



Çiçek Pasajı (Cité de Péra)
Tanzimat döneminde, Sultan Abdülhamit ve Sultan Abdülaziz tiyatro seyretmek için Beyoğlu’na, İstiklal Caddesi ile Sahne Sokağı'nın bulunduğu köşede yer alan ünlü Naum Tiyatrosu’na gelirlerdi. Verdi’nin ünlü operası "Il Trovatore", Paris’ten önce İstanbul’da Beyoğlu’ndaki Naum Tiyatrosu’nda oynamıştı. Naum Tiyatrosu’nda sahnelenen İtalyan operaları nedeniyle İstanbul ve Avrupa’nın sayılı kültür merkezleri arasına girmişti. 1870 büyük Beyoğlu yangınında, Naum Tiyatrosu da yanarak yıkıldı. Bu tarihten sonra, Beyoğlu binaları yeniden inşaa edilmeye başlandı.1876 yılında "Galata Bankerleri" sanıyla tanınan ve gerektiğinde saraya bile borç verecek kadar güçlü mali yapısı bulunan Rum bankerlerden biri olan Hristaki Zografos Efendi, yanan Naum Tiyatrosu’nun yerini satın aldı.Rum mimar Cleanthy Zanno'ya projelerini çizdirerek bu arsa üzerine, yeni bir tip çarşı ve apartman olacak bir bina yaptırdı. 1876 yılında yapımı biten binanın altında o sıralar Pera'da moda olan Paris tarzında düzenlenmiş 24 dükkan ve üstünde 18 lüks daire bulunuyordu. Dükkanların oluşturduğu Pasaja "Hristaki Pasajı", binaya ise "Cite de Pera" adı verildi.Pasajın ilk dönemlerinde açılan Maison Parret ve Vallaury'nin pastanesi, Japon mağazası, Natürel çiçekçisi, Pandelis'in çiçekçi dükkanı, Schumacher'in fırını, Papadopulos'un mücellithanesi, Keserciyan'ın terzihanesi, Yorgo'nun meyhanesi, Sideris'in kürk mağazası ve Acemyan'ın tütüncü dükkanı gibi işyerleri pasajda bulunuyordu.1908 yılında binanın mülkiyeti Sadrazam Said Paşa’ya geçince pasaj "Said Paşa Geçidi" adını aldı. 1940 Mütareke yıllarında pasajdaki küçük dükkanlarda çiçekçiler yerleşti.Ekim Devriminden kaçan beyaz Rus kadınları, baronesler, düşesler de burada çiçek satmaya başladılar. Cite de Pera bir süre de çiçek mezat yeri olarak da kullanılınca, Beyoğlu’ndaki çiçekçiler pasaja toplandı. Pasaj "Çiçekçiler Pasajı"na dönüştü.1940'lı yıllardan başlayarak açılan bira ve meyhaneler, bir süre sonra apartman sakinlerini ve çiçekçileri yavaş yavaş başka yerlere taşıdı ve geriye “çiçek” adı kaldı. Pasajın ilk Meyhanesini Yorgo Efendi açtı.Çiçek Pasajını Güzelleştirme ve Yaşatma Derneği”nin gayretleri ile asli durumu dikkate alınarak restore edilmiştir. 1988’deki restorasyondan sonra meyhane olarak kullanıma tekrar açılmıştır. 2005 yılı Aralık ayında ise, Mey İçki A.Ş’nin desteği ile tarihi binanın son bakım ve yenileme çalışmaları yapıldı.Çatı ve diğer tüm görsel öğeler yeniden restore edilerek aydınlık,ferah ve hoş bir ortam oluştu..Eski işletme sahiplerinin resimleri, Pasajın Müdavimlerinden ünlü gurme ,mimar ve yazar Aydın Boysan’nın resmi ve akardeoncu Madam Anahit’i resmi Pasajın duvarlarını süsledi.
Gösterişli cephe mimarisine sahip Çiçek Pasajı (Hristaki Pasajı-Cite de Pera) halen, Beyoğlu’nun en süslü binası olma özelliğine sahiptir. Binanın ikinci katındaki balkonun yukarısında da aslan ve insan başları ile alt tarafları çiçek süslemeleri ile birleştirilmiş genç kız heykelleri ortasında bir saat bulunuyor.Beyoğlu Güzelleştirme Derneği’nin yaptırdığı bir ankette : Beyoğlu denilince ilk akla ne geliyor?sorusuna, verilen cevapta, Çiçek Pasajı birinciliği almıştır.Sayın Can Kıraç 2 Ekim 1997 tarihli yazısında, Çiçek Pasajı'nın güzel havasını şu satırlarla ifade eder;"Çiçek Pasajı, Beyoğlu akşamlarının ilk durağı, yönlendirici merkeziydi adeta...Ya uzun bir akşamın ilk yudumları ya da eve gitmeden bir iki kadehle stresin atıldığı bir mekan. Gönüllerimizi coşku ile dolduran Çiçek Pasajı Meyhanelerinde, her gün ve her gece başka bir alem yaşanır...Sofraları süsleyen meze çeşitleri, göz ve damak zevklerinize yeni ufuklar açar. Rakılarını yudumlayarak hayal alemlerine dalanların masalarında, her an yeni umutlar açar...Ve dostlarla paylaşılansofralarda, insanların şairlikleri de ortaya çıkar...Kendi Dünyalarıyla buluşan meyhane ozanları,şövalyeler gibi cesur, mecnunlar gibi aşık olurlar.Eğer birgün siz de aşık olursanız, bu düşler alemine dalmayı ihmal etmeyiniz.Çünkü, ÇiçekPasajı meyhanelerinde hayal kurmanın keyfi başkadır.
Yukarda ki yazi kendi sitesinden alinmistir.Benden yaziyi paylasmak.Kapiya yakin ayakta,bir
masaya ilistim.masamda midye tavasi bir avuc yesil caglam elimde Arjantinim.Kapiya takilmis gözlerim önünden gecen sik sapkali ince topuklu giymis bayanlar, yanlarinda takim elbiseli beyler. Ne kadar güzel öyle civil civil.Orada Istanbul'u görebilirsiniz.Yan masadan daha da eskilere giden bir kokana dalmis gitmis genclik yillarina.Gece cok genc, kemandan gelen ses daha karismamis o efkara o havaya.Istanbul özlettin gene bu günler de!...
Sevgilerle.
Yaz kardesime atif.

EUONYMUS EUROPAEA


Resme lütfen dikkatli bakin
Yasam bölgesi Avrupa olup yurdumuzun her bölgelerinde de yetismektedir.Bilhassa onunla mesire yerlerinde karsilasabiliriz.6 metreye kadar uzar.Killi topragi sever.Cok cekici bir cicektir.
Bazi cesitleri beyaz ve pembe renkte olabilir.Resimde görüldügü gibi uc kisimlarinda meyveleri bulunmaktadir.
Eskiden Tib da kullanilmakta idi.Fakat yan tesirlerinin coklugu nedeni ile vaz gecilmistir.Ciceklerindeki tozla.Uyuz ve bit'e karsi kullanilmistir.
DIKKAT :)) Anne ve Babalar cok zehirlidir.Eger meyvelerinden bir avuc kadar yenildigi taktirde.Bu yaprak ve meyvesi icinde gecerli.Kisa zaman icersinde ölüme neden verebilir.Bu hayvanlarin da asagi yukari tümünü kapsar.
Zehirlenmeden kurtulan canlilarda kalacak rahatsizliklari yazmaya kalksam en asagi dört sayfa yer kaplar.Cocuklarimizi tabiki kendimizi de ondan uzak tutalim.Doga da o güzelligi yanliz seyretmekle yetinelim.
Saygilarla.

Salı, Temmuz 04, 2006

SELANIK TÜRKÜSÜ...




Gelene kadar idare edin.
Saygilar.

DOKTOR AMCA/ANGINA PECTORIS..


Doktor amca dedi ki iyiki varsin.Yoksa burada da issizlik hissedilir derecede.Hele senin gibi abanmonlar
oldukca korkumuz yok.Kiyakcilik yapti.Anbulanta razi oldu.Oh be.Allah eksik etmesin amma sevmiyorum,
kardesim.Bu gün hobilerimden bir tanesini anlatmak istiyorum.Ben hobime cok saygiliyimdir o kadarki,
onu kalbimde saklarim.Biraz masrafli oldugu icin ancak 6 tane topliyabildim.Durun size bir resmini göstereyim.
Bu merak bende 6 sene evvel basladi.Tavsiye etmem.Daha cok bu koleksiyonu yapabilmeniz icin bazi sartlar kosmuslar,örnegin ya seker hastasi olmaniz,kolosterin depolama huyunuz."Blau dunst" mavi gri dumanli emzik
merakiniz olmasi lazim.Eger sülale de bu koleksiyonu yapan varsa o zaman size öncelik de taniyorlar.
Öyle her yerde satin alabileceginiz bir sey degil.Ben yaziyorum.Basimda dikilen beyaz gömlekli gülüyor.
Yakisikli aslan gibi Türk cocugu, hasbihal sirasin da blog
'lardan bahs ettim.Kandirabilirsem onun da ilerde faydali
bilgiler vermesi icin sayfam da yer vermeyi düsünüyorum.
Sil bunlari diyor.Utangac ... Sizin o güzel yazilarinizi gösterince adim Erdil baba hiii. dedim.Gelelim ne zaman
taktirmak icin en müsait zaman.Efendim yas ve zaman
efhumu yok.Migde agrisi gibi,Hafif sirt agrilari,bazende
dislerimizin hepsinin agriyormus gibi olmasi onun cilvelerinden.Simdilik bu kadar elime bir sürü kagit sikistirdilar.Asagiya aynaya inecegim.Doktor amca söz verdi.Ögleden sonra gene devam edecegim.


Saygilarla.
Postu acabildim.

DEVAMI...


Selam dostlar sag olsun bizim aslan parcasi bilgi sayarini acti.Basimda onun gibi bir kac dok.daha var merakla neler yazdigima bakiyorlar.Bir yerde de hoslarina gitti.Bizim dok.tercüme ediyor yazdiklarimi.Bir tanesi niye Almanca yazmadigimi sordu.Neyse gelelim bizim maceraya.Hastaneye girdiginiz zaman hemen bir cek yapiyorlar.Onlar icin iki sik var, ya hemen ameliyata almak veya sizi ertesi güne hazirlamak.Bunu kan ve EKG ile tesbit edebiliyorlar.Ac olarak alinmanizin avantaji tabiki daha büyük.Sizi bir odaya aliyorlar buradan yapilacak sevkiyat ameliyat odasi.Bir doktor size ne yapacaklarini elinde ki krokiye cizilmis resimlerle izah
ediyor malum prosüdür.Kagidi imzalayip bekleme basliyor.O an size ait, istediginizi düsünebilirsiniz.Gönüllü
hastabakicilardan bir tanesi yaniniza gelerek ameliyataneye kadar refakat ediyor.Sizin bir anlik heyacinizi dindirmek.Her vatandas bu konuda hastanelere mürecaat ederek gönüllü olabiliyor.Bir nevi moral refakatcisi diyelim.Efendim ameliyathane iki odadan ibaret arada camli bir bölüm var, birinde Kaptan doktor önün deki ekrandan olup bitenleri takip edip degerlendirmeleri yapiyor.Icap ettigi zaman ameliyatin yapildigi yere direktifler veriyor. Sizin ameliyati yapacak doktor ve bu esnada sizinle ilgili bütün verileri takip eden asistani.
Onlar icin Kalbe ulasmanin iki sikki var.Koldan veya kasik dan.Ben hep kasigi tercih etmisimdir.Neden diye sorarsaniz bende bilmiyorum.
Damariniz dan kimyevi bir madde veriliyor o an sanki Damarlatinizda kaynar su dolasiyor hissine kapiliyorsunuz.Daha evvel size bu is icin
ikaz ettiklerin den o an hazirlikli oluyorsunuz.Artik islem baslamistir. Ekrandan sivinin nasil damarlarinizdan kalbinize dogru ilerledigini ve nerelere ulasamadigini görüyorsunuz.Doktor simdi damarlariniza soktugu ince cubukla tikanan yerleri acmaya calisiyor.Bu arada Kaptan doktor enfaktüsün acmis oldugu hasar tesbitinde.Tabii siz burada gözlerinizi kapatabilirsiniz.Kendi kendinizi dinlersiniz.Neler akliniza gelir kimbilir.Tikanan yere ulasilmistir.Balon dedikleri sistemle kapali yeri acmaya calisir.Heyecan doruktadir.Ve bir anda renkli sivi tikali yerden ilerlemeye baslamistir.O nokta ekranda sabitlenir.Simdi artik stent denilen parcanin o daralan bogaza eksat olarak takilmasina gelmistir.Tabii bu arada heyecan veya icinizde bir sikinti hemen verilere gecer asistan bir an heyecanlanir islemi durdurmalarini ister .Tabii Erdil baba oradan ya bu ne heyecan der.Kaptan doktor bu lafin üzerine bir kahkaha atar.E ne de olsa tecrübe 4 defa bu islemi atlatmistir.Ilkin de zorlanmislardi.Cünkü tikanan bölge Arka duvar diye adlandirilan bölge idi.
Tavsiyem bu yaziyi okurken bir sigara yakin o zaman bu macerayi yasama sansiniz daha cok .Veya kolesterollü yiyecekler.Aman Gece yakalamadiktan sonra mühim degil birde cok kalabalik bir caddede yakalamasin yardim edecegiz diye carcabuk nakli tamamlarlar.Efendim hersey onlar icin bitmistir.Artik sizi Yogun Bakim odasina alirlar.Burada calisma yapilan damar press usulü ile kaynak yapilir.Hani bu kisim biraz acilidir.Yarim saat bu aciya dayanmaniz lazim.Ilk olarak yapildigi zaman korkudan bu aciyi o kadar hisetmezsiniz.Ben bu press meselesini 2 saate cikarttirdim avantaji ertesi gün ayaga kalkmaniz yoksa iki gün ayaginiz yataga bagli kalirsiniz.Ha unutmadan söyleyim.Yogun bakimda mümkün mertebe ortadaki yatagi tercih edin.O ya kapidan yada pencereden geliyor.Ilk önüne gelenide götürüyor.Bir bakiyorsunuz odadaki makinalarin sesi degisiyor.Bir kosusuma sizin yatagin perdelerinin örtülmesi.Ve duydugunuz bir kelime exsütus.Perdeler acildigi zaman komsunuz artik yeni bir sima.Eger bu arada acikmiya basladinizsa artik Yogum bakimi terk etmenin zamani gelmistir.Devami yarin evcezimde kendi Bilgisayarimda devam edeyim.
Oda bayagi kalabalik oldu .Süistimal etmiyelim.
Saygilar.

Pazartesi, Temmuz 03, 2006

DOSTLAR SOFRASI...


Keyfi gayet yerinde.Geriye dönük bloglarinizi okuyor.Oya hanimin blogunu bana kopyalatti.Yemek kismi haric.Yoksa kacar zaten hayatta en sevmedigi yer.Sifre koymus post kismini acamiyorum.

Hürmetler.

Pazar, Temmuz 02, 2006

HAYAT NE GARIP...




Hepinize selami var.Tünelden geri döndü.Zaten de sevmez o Tünel'i

BAHCESINE DÖNÜS.




Illa Bahcesi...

Cuma, Haziran 30, 2006

BOS SAYFA..


Iki parmak arasinda bir kursun kalem varmis.Gece demez gündüz demez yazar dururmus.
Günler, haftalari, aylari sürüklemis.Pesi sira. O selvi boyu zamanla asinmis.Günü gelmis o parmaklar arasindan, kayip gitmis.Ardinda biraktigi izler, sayfalari doldurmus.
Bir rüzgär esmis penceresin den, savurmus odanin ortasina, kuru yaprak misali.Beyaz üzeri
bu izleri.Kimi hali üstüne, kimi ucmus masa altina.Biri koparmis kendini bu odadan.Döne döne
savrula savrula, karanligin derinliklerine.
Günün erkenin de ayaklarimin dibinde, yasli cinarin yapraklarinin hisirtisi uyandirdigi zaman
buldun seni. Okudum; kimdi o kadin gizemli sevgili!... bilemem. Bildigim tek sey o kalemin izleri
beyaz kagidin üzeri.Ihtiyar cinar, bir de ben.Saldim parmaklarimin arasindan rüzgara.Döne
done savrula savrula.Bir baska dönelere, bir baska hayallere.
Bir kitap okudumdu.Bir ask romani.Kitabin ön sözünde söyle yaziyordu.Bu son romani idi.
Anisina saygi, kaybolan bir sayfa beyaz basilmistir.

HAE. Saygilarla