Cuma, Ağustos 11, 2006

???/.../!..

MySpace LayoutsMySpace LayoutsMySpace Layouts

MySpace Layouts MySpace LayoutsMySpace Layouts

MySpace Layouts

Kalin saglicakla

MED-CEZIR..

Biz insaniz.Yasam kavgamiz da bir an gelir ne kadar kuvvetli olsak da bir an o boslukta kaliriz.Bize verilen o yasamin güzellikleri, bir an da ucar gider.Esasinda o güzellikler hep oradadir.Önümüzde bizi bekler.En güzel günler gecmiste degilde, gelecekte bizleri bekler.O günleri yasamak.Yasatmak,o günlerle yasatilmak.Bize verilen en güzel hediye, can.O can'i yasatmak son damlasina kadar can'i, canla paylasmak.O ulvi kuvvetin bize verdigi en büyük görevdir.Istenen bizden tek seydir.





Hayata isyan eder böyle söyleriz.




Istersek bu kavgali dünyada yanliz kalsak da, yasam icinde mutlulugu bulabiliriz.
Saygilarla.

Perşembe, Ağustos 10, 2006

KALITE ve BEDELI..


Bu gün yasamimizin bir parcasi da alisveris dir.Yüzlerce marka vardir.Bizler icin, bize verdikleri hizmetler, bizim günlük yasamimizin bir parcasidir.Kalitelerin karsiligi onlardan
birini secer ve bir bedel karsiliginda istedigimizi aliriz.Yüzlerce insan o firmalardan ekmek yer.Iyiki varlardir onlar. Bu bizi ilgilendiren tarafidir.Bu firmalarin kimlere ait oldugu.Sermayederlerin kimler oldugu bu kazanclarla neler yaptiklari bizleri ilgilendiren kisimlari degildir.Bizim icin önemli olan ürettikleri mallar ve kalitedir.Hic aklimiza gelmez acaba bu kuruluslarin dogaya bir zarari varmidir.Yoksa her hangi bir kösede bu kazanilan paralarin bizlerin korkulu rüyasi olan silah sanayilerinde birer ölüm makinasi olarak karsimiza cikacagi
hic aklimiza gelmez.Birileri sermaye vermis ortak olmus.Yatirim yapmis bizlere hizmet yönünü acmislardir.Peki insani canliyi yok eden bu silahlarin arkasindaki sermaye nereden gelmektedir.Bunu ögrenmek o kadar zor degildir.Elinizde Internet denilen büyük bir ag bulunmaktadir.Bir kac islemle Örnegin A firmasinin kimler tarafindan idare edildigini veya hangi Firmalara sahip oldugunu nerelere yatirim yaptigini ögrenebilirsiniz.Diyelim ögrendik peki ne olacak diye soruyorsunuz.Sizin elinizde ki en büyük silahi kullanabilirsiniz.Bunun adi Boykottur.Harpler bir maddiat bir cikar ugruna cikar.Bu cikar rantiye etmedigi gün de biter.Ben size bir örnek verebilirim Almanya da bir sigorta firmasinin yönetim kurulu degistikten sonra Türklerin cok kazalara neden oldugunu bahane ederek el altindan verilen bir emirle araba sigortalari yapilmamaya basladi.Bu bir yönetimin onlara karsi duydugu antipatiydi.Bizler ne yapabilirdik irkcilik adina mahkemeye gitsek.Ispatlamamiz.Senelerimizi alabilirdi.Fakat bu Büyük sigorta sirketi kime ait idi.Bir Banka Gazetelere verilen bir ilanla sabit edilen günde buna Almanlarda katildi bir günlügüne paralalarimizi cektik tek bir günlügüne Bankanin ugramis oldugu zarar milyonlari gösterdi.Ikinci bir tesebbüse hacet kalmadan.Bu durumun yanlis bir anlamadan ötürü oldugunu basin kanali ile acikladilar.Tabii o yönetim ise issizler ordusuna katilip hele bir de sicillerindeki bu leke ile kendilerine baska bir meslek bulmak zorunda kaldilar.Orasi Almanya demeyin.Para heryerde paradir.Iyice bir düsünün. Bana ne diyebiliriz .Dünyayi benmi kurtaracagim da diyebiliriz.O zaman mesele yok.Bu konu burada kapanmistir.Buraya kadar okudugunuz icin tesekkür ederim.Eger baska bir fikirde iseniz o zaman sizin katkinizla neler olabilecegini asagidaki resimleri tikliyarak görebilirsiniz.Yanliz bu resimlerin aci hakikatlari gösterdigi icin tiklayip tiklamamak size kalmis bir seydir.






Saygilarla.

Çarşamba, Ağustos 09, 2006

BU GÜNLERDE IHTIYACIM VAR OKUMAYA..


Yazi icin burayi tiklayin

KAHVALTI ÜSTÜNE..

Ben kac defa söyledim.Nerde ögrenemedin gitti.Tuvaletimi yaparken,yemek yerken yanima gelme cok sinirleniyorum.Simdi ne yaptim tam otlaniyorum resmimi cekiyorsun.Sakin sitende yayinlamaya kalkma valla zaten cok tüylüyüm adimiz koyuna cikar.


Kedi kardeslerime buradan selamlar.

Salı, Ağustos 08, 2006

BIR TUTAM HAYAT...

MySpace Layouts


Bir Tutam Hayat diye bir blog nasil dogdu ? Hepimizin blogunun bir baslangici vardir.Belki de onun cok güzel bir anisida vardir.Hic bilmeyiz.Tesadüfen tanir veya sizin blogunuza gelen bir komentle birbirimizi tanir yazisiriz.Bazen birbirimize kizar,bazen onlarla aglar,onlarla güleriz.Tipki büyük bir aile gibiyiz.Zaten bir yazimda bunu anlatmistim.Esas ben nasil bu bloga sahip oldum.Onun hikayesini anlatmak istiyorum.Internette bir seyler ariyordum.Bir kac yaziyi tikladiktan sonra karsima bir blog cikti.Yaziyi okudum cok hosuma gitmisti.Sonra altinda bir bölüm vardi.Yazinin devami diye orayi tikladim.Bir de bakayim ki yazinin yorum kismi cikti karsima.Bir kac kisi yorum yazmis.Ben de dururmuyum bende karinca kararinca bir seyler yazdim.Tikliyorum bir türlü benim yorum gitmiyor.Bana bir bloga sahip olup olmadigimi soruyor.Artik tik tik lar pespesini kovalamaya basladi.Almanca da yaziyor.Orayi doldur burayi doldur derken Erdil'in Günlügü dogdu.Inat inat illa da o yorumu yazacaktim.Eh artik bir blogum

vardi.Tam yorum icin siteye girdimki bu seferde yeni bir yazi var.Ben öteki yaziya yorum yazicaktim.Geriye dogru yorum olurmu olmazmi derken ben yorumumu yazdim tabii anonim.Daha benim blog tamamlanmamisti.Merak ettinizmi.Bir Tutam Hayat'in Annesi kim.O olmasaydi belki bu günlük olmiyacakti.Onun icin o güzel blogun sahibine buradan bu blogun dogmasina sebep oldugu icin kocaman bir tesekkür etmeyi borc sayiyorum.Cok tesekkürler HANDAN DEMIRALP. Cok tesekkürler TIRMIK IZI.

Sevgilerle.

AGACLARIN YAZ BAKIMI...

Myspace

Yazin havalarin sicak ve kurak gecmesi nedeniyle,Her agacin en az günlük 20 litre suya ihtiyaci vardir.Onlari yasatabilmek icin sokaginizdaki bahcenizdeki agaclarimizi bilhassa genc fidanlarimiza su vermeyi unutmiyalim.Bir de bu mevsimlerde kurumus dallarin temizlenmesi cok daha kolaydir.Yapraklar döküldükten sonra bu islem daha da zorlasir.Ayni zamanda bu kuru dallar.Kuvvetli bir rüzgarda tehlike teskil edecegini de unutmamak lazimdir.Bilhassa Arabalarimizi park ettigimiz yerlerde.Unutulmamasi gereken husus yanliz kurumus dallarin temizlenmesidir.Budama konusunda ilk bahar aylarinin secilmesi daha dogru olur.O zaman agaclarin kesik yerlerden gelen sivi maddesi mikrop ve mantar gibi diger bakterilere karsi korunmus olur.Kaybetmis oldugu siviyi mevsim nedeniyle tekrar topliyabilir.Kesilen yerlerin

eskiden oldugu gibi koruyucu balzamlarla kapatilmasi yapilan uzun arastirmalardan sonra bu arastirma 27 senelik bir denemin süresinde ispatlanmis olup.Kesildikten sonra bakterilerin hemen bu balzam altina yerlestigi ve rizokonun daha cok büyüdügü tesbit edilmistir.Kesik yerdeki mikroplar agacin ihtiva ettigi sivi ile daha cabuk yok edildigi görülmüstür.Tabii bu islemi yaparken oturdugunuz dali sakin kesmeyin.

Saygilarla

Pazartesi, Ağustos 07, 2006

24 SAATLIK CEVAP...




Evlerde ailelerin daha cok annelerin ,en büyük problemlerinden biri de bu gün ne pisirecegiz suallerinden bir tanesi.Bu gün ne yemek istersiniz.Kimsede bir ses yok hele evin beyin den hic ses yok.Kabahat kimde diye sormiyacagim.Bilmem süpriz.Ne dersiniz.Cocuklardan bazen öyle istekler oluyor ki.Agzinizdan bu aksamda disariya cikalim kelimesi firlamak üzere.Bir gürültü patirti ev bosalmistir.Saray size ait.Bazi aliskanliklarin seriligi ile öteki isleri bitirmissiniz. Mutfak kapisinin önündesiniz.Burasi size ait.Kim demisse... Ev hanimisiniz yani agir isci.Nedenmi bu yaziyi okudugunuza göre bilgisayar kullaniyor,internet kanalinizda var bir kac kelime ile istatislikler bölümünden okuyabilirsiniz.Siz mutfaktasiniz.Cevabini alamadiginiz sual karsinizda.Bu gün ne pisirecegim.Esasinda siz bir mucitsiniz.Cünki bu sualin cevabi yanliz 24 saat gecerli.Bakin aksam millet eve geldigi zaman ac karnina yemek konusu yaparsaniz bir ihtimal birileri ac karina bir kac tip verebilir.O da her gün olmaz.Ne o akliniza aksamki Tv deki hangi sebzelerin ne gibi faydalarini anlatmisti o mu geldi.Bakiyorum hic kacirmamissiniz hepsini
not etmissiniz bakalim neler yazmissiniz.
MySpace Layouts


ISPANAK
ABD’de, tüketimde ıspanak salatası başı çekiyor. Demir yönünden zengin, koyu yeşil yapraklı ve güzel tadı olan ıspanak, diğer yapraklı sebzelere nazaran daha çok protein içeriyor. Salatada yenilen çiğ ıspanak, harika bir lif kaynağı. Ispanak suyu, bol C vitamini ile soğuk algınlıklarına karşı dayanıklılık veriyor ve hemoroid rahatsızlığına iyi geliyor.
Ispanak, provitamin A, C vitaminleri, demir ve çeşitli enzimlerce çok zengin olup, bu maddeler, insanda bol kan yapıyor. Ispanak ayrıca, kemiklerin ve dişlerin sağlamlığını temin ediyor. Ispanak suyu, kalp adalelerini de kuvvetlendiriyor. Özel enzimi ile pekliği giderip bağırsak zehirlenmesini önlüyor. Kalp rahatsızlığı olanlara, haftada 1-2 fincan taze sıkılmış ıspanak suyu içmeleri öneriliyor.
Uzmanlar, ıspanağın, karaciğeri, lenf bezlerini, kan dolaşımını uyardığını belirterek, hamilelere, ‘kanlı-canlı bir bebeğe sahip olmaları için’ bol ıspanak yemelerini tavsiye ediyor.
FASULYE
Taze fasulyenin, vücudun çalışmasını, gelişmesini ve tamirini sağladığını vurgulayan uzmanlar, genç-ihtiyar herkese tavsiye ediyor. Uzmanlar, taze fasulyenin, pankreas bezesini, böbrekleri, karaciğeri ve kalbi kuvvetlendirdiğini, albümin ve şekerde de çok fayda verdiğini bildiriyor.
BEZELYE
Kansızlığı gideren ve pekliği geçiren taze bezelyenin, kan kanserine karşı koruyucu etkisi olduğunu ifade eden uzmanlar, gıda değeri ve insana zarar vermeme bakımından fasulyeden daha üstün olduğunu savunuyor.
SİVRİ BİBER
Uzmanlar, biberlerde, bol beta karoten, C, P ve K vitaminleriyle bazı alkoloidler bulunduğunu kaydederek, bunların, mideyi kuvvetlendirdiğini, iştah açtığını ve mide tembelliğini giderdiğini söylüyor. Özellikle acı biberin, erkeklerde cinsel isteği arttırdığını belirten uzmanlar, P vitamini ile damarları yumuşatıp kanamayı önlediğini, K vitamini ile de kanın pıhtılaşma kabiliyetini arttırarak kanamaları durdurduğunu bildiriyor.
PATLICAN
Uzmanlar, patlıcanın, A vitamini, fosfor ve kendine has bazı esanslara sahip olduğunu, bunlarla sinirleri teskin ettiğini ve kalp çarpıntısını giderdiğini vurguluyor. Patlıcanın pankreas, karaciğer ve böbrekleri kuvvetlendirdiğini, bol idrar söktürdüğünü, vücuttaki fazla suyu dışarı boşalttığını ve kilo verdirdiğini kaydeden uzmanlar, şeker hastalarının, patlıcan salatasından çok fayda gördüğünü, kansızlığa iyi geldiğini, kanı arttırdığını ve kalbe sükunet verdiğini ifade ediyor. Uzmanlara göre, patlıcan, en sağlıklı olarak kül veya ocakta pişirilip kabukları soyulmalı ve ince kıyılmalı.
LAHANA
Bol miktarda B, C ve E vitamini ve potasyum içeren lahananın, şeker ve romatizma hastaları için de çok faydalı olduğunu belirten uzmanlar, bol arsenik, kükürt ve vitaminleri ile kanı temizleyip cildi güzelleştirdiğini, bol idrar söktürdüğünü, vücuttaki suyu ve zehirli maddeleri idrarla dışarı attığını bildiriyor. Uzmanlar, lahananın kansızlığı giderdiğini ve kansere karşı etkili olduğunu da kaydediyor.
Uzmanlar, sadece lahana çeşitlerinde bulunan U vitamininin, mide ve bağırsakların iç yüzeyini koruduğunu, oralardaki yaraların iyileşmesini sağladığını da vurgulayarak, bu sebzenin, yaşlanmayı önleyici ve kalp krizine karşı koruyan bir mineral kabul edilen selenyumun kaynağı olduğunu hatırlatıyor. Uzmanlar, selenyumun ayrıca, sağlıklı görünüşlü bir cilt verdiğini ve erkeğin cinsel gücünü arttırdığını da belirtiyor.
KARNABAHAR
Fosfat ve potasyum ihtiva eden ve içeriğinde, kadınları göğüs kanserine karşı koruyan ‘indol-3 karbonal’ bulunan karnabaharın, lahanadaki besin değerinin çoğuna sahip olduğunu bildiren uzmanlar, “Karnabahar çiçek olduğu için, bol bol fosfor ve vitaminleri, cinsiyet hormonu, bol E vitamini ve protein içerir. Bu maddeleri ile cinsel gücü arttırır, buna bağı olarak kalp rahatsızlıklarını da giderir. Sinirleri ve beyni iyi çalıştırır, onların yıpranmasını önler” diyorlar.
BROKOLİUzmanlar, brokolide, havuçtakinden daha fazla beta karoten bulunduğunu söyleyerek, bu sebeple yenilebilecek, suyu içilebilecek en iyi besinlerden olduğunu kaydediyor. Beta karotenin, güçlü bir kanser savaşçısı olduğunu vurgulayan uzmanlar, yemek borusu, mide, bağırsak kanserleri tehlikesini azalttığını ifade ediyor.
Brokolinin ayrıca, B1 ve C vitamini ile dolu olduğunun altını çizen uzmanlar, yüksek miktarda kalsiyum, kükürt, potasyum ve selenyum maddeleri içerdiğini belirtiyor. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokolinin vitamin deposu olduğunu bildiren uzmanlar, suyunun havuç veya elma suyu ile karıştırılarak içilmesinin de faydalı olduğunu kaydediyor.
PIRASA
Pırasanın bol vitaminleri, mineralleri ve çeşitli nitritleri ile çok şifa verici özelliği bulunduğunu vurgulayan uzmanlar, mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları, damar sertliği için faydalı olduğunu belirtiyor. Uzmanlar, pırasa yemeğinin, bağırsaklara yumuşaklık verip pekliği giderdiğini, hemoroidi olanlara da ferahlık sağladığını bildiriyor. Uzmanlar, pırasa çorbasının, böbrekleri çalıştırarak bol idrar söktürdüğünü ve vücutta birikmiş üre asidi ve ürat tuzlarını dışarı attığını ifade ediyor.
ENGİNAR
Karaciğer ve kalbin en iyi dostu olan enginarın kanı temizlediğini ve yorgunluğu giderdiğini vurgulayan uzmanlar, diğer zehirli maddeleri ve yorgunluk maddelerini idrarla dışarı atarak vücuda dinçlik verip dinlendirdiğini söylüyor. Uzmanlar, enginarın, beyin yorgunluğunu çabucak geçirdiğini, kalp adalelerini kuvvetlendirdiğini, onu rahatsız eden üre ve kolesterolü düşürerek kalbin rahat çalışmasını sağladığını, şeker hastaları için de çok faydalı olduğunu, mide ve bağırsakları dezenfekte ederek ishalleri durdurduğunu kaydediyor.
KEREVİZ
Kerevizin yaprak ve saplarının, bol vitaminleri ve çeşitli madeni maddeleriyle çok faydalı olduğunu belirten uzmanlar, mideyi kuvvetlendirdiğini ve iştah açtığını bildiriyor. Uzmanlar, kerevizin, iç salgı bezlerini ve özellikle vücutta çok çeşitli vazifesi olan böbrek üstü bezlerini çalıştırdığını, sinir yorgunluğunu da önlediğini ifade ediyor. Kanı pisliklerinden temizlediğini ve sivilcelerin geçmesine, yüzün pembe bir hal almasına yaradığını vurgulayan uzmanlar, kerevizin diğer faydalarını şöyle sıralıyor: “Karaciğerin şişliğini giderip onu yorgunluk maddelerinden temizliyor. Sarılığı gideriyor, böbrekleri çalıştırıyor, fazla suyu dışarı atıyor. Böbreklerden kumu, taşı döküyor. Şişmanları zayıflatıyor ve cinsel faaliyeti çok arttırıyor.”
SEMİZOTU
Semizotunun, kanama hastalıklarında ve peklikte çok faydalı olduğunu kaydeden uzmanlar, kanı temizlediğini, bol idrar söktürdüğünü, kanı, üre ve benzeri pisliklerinden temizlediğini, sinir krizleri ve beyin yorgunluğunu geçirdiğini, böbrekteki kum ve taşı döktüğünü bildiriyor.
Semizotunun, şeker hastalarının susuzluğunu azalttığını, şişmanlara kilo verdirdiğini belirten uzmanlar, semizotu, yeşil salata olarak yenirse faydasının fazla olduğunu ifade ediyor.
PATATES
Avrupa ve ABD’de mutfağın baş köşesinde yer alan patatesin besleyici maddelerinin çoğunluğunun, kabuğunun hemen altında veya yakınında olduğunu belirten uzmanlar, bu sebeple patatesin, kül veya buharda pişirildikten sonra soyulması gerektiğini vurguluyor.
Patatesin mutlaka salata veya soğanla yenilmesi gerektiğini ifade eden uzmanlar, patates, yağda kızarmış olarak yenmezse kilo aldırmadığını, şişmanlar ve şeker hastaları için iyi bir gıda olduğunu bildiriyor. Şeker hastalarının, ekmek yerine bol patates yiyebileceğini söyleyen uzmanlar, ancak potasyumun zayi olmaması için, patateslerin külde veya çift tabanlı tencerede pişirilmesi gerektiğini kaydediyor.
Uzmanlara göre, patatesin yaklaşık yüzde 20’si karbonhidrat ve kalori değeri oldukça düşük. Bol B vitaminleri, C vitamini, protein, kalsiyum, demir ve fazla miktarda potasyum içeriyor. Orta boy bir patates, günlük C vitamini miktarının 1/3’ünü temin ediyor. Sindirimi kolaylaştırıyor. Bağırsakları, böbrekleri ve kanı temizliyor, kabızlığı önlüyor. Kansere karşı koruyor ve yorgunluğa karşı birebir.
DOMATES
Bol ve çeşitli vitaminleri, mineralleri ve faydalı organik asitleri ile tıbbi değeri çok yüksek bir sebze olan domatesin, vücuda kükürt, fosfor ve organik sodyum verdiğini vurgulayan uzmanlar, bir domatesteki C vitamininin, tavsiye edilen günlük miktarın yüzde 50’sinden fazla olduğunu bildiriyor.
Uzmanlar, domatesin damarları yumuşattığını, kanı durulttuğunu, üre miktarını düşürdüğünü, vücudu gençleştirdiğini belirterek, kalp, karaciğer, böbrek bozuklukları ve şekerliler için çok faydalı olduğunu ifade ediyor.
Domatesin, böbrekleri çalıştırarak bol idrar söktürdüğünü ifade eden uzmanlar, vücutta biriken üre asidi ve ürat tuzlarını eriterek idrarla dışarı attığını, vücutta biriken suyu boşalttığını kaydediyor. Uzmanlar, kansere tutulmamak için domatesin iyi bir sebze olduğunu bildiriyor.
Domatesin C ve E vitaminleri içerdiğini, zengin bir potasyum kaynağı olduğunu ve çok az miktarda tuz bulunduğunu söyleyen uzmanlar, yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olduğunu ve vücudun su tutmasını engellediğini ifade ediyor. Domatesin hazmı kolaylaştırdığını, özellikle nişastalı yiyeceklerin (hamur işleri, kuru erzak) kolay sindirilmesini sağladığını vurgulayan uzmanlar, kabuk ve çekirdekleriyle bağırsakları harekete geçirdiğini ve pekliği giderdiğini belirtiyor.
SOĞAN
Soğanda bol miktarda A, B ve özellikle C vitamini, bol fosfor, iyot, silis, kükürt gibi vücuda çok faydalı maddeler, antibiyotik vazifesi gören esanslar ve hazım arttırıcı fermentler bulunduğunu kaydeden uzmanlar, kalp ve prostat bozukluğu, pankreas tembelliği (şekerliler), sinir zafiyeti, romatizma, cilt hastalıkları, cinsel iktidarsızlık, mide zayıflığı gibi hastalıklarda çok fayda verdiğini, bol idrar söktürdüğünü ve vücutta birikmiş su ve üreyi dışarı attığını bildiriyor. Soğanın, vücuttaki fazla tuzu da dışarı attığını belirten uzmanlar, pankreası çalıştırarak insülin ifrazatını arttırdığını ve kanda şeker seviyesini düşürdüğünü kaydediyor.
Fazla soğan yenen ülkelerde kanserin nadir görüldüğünü ve o ülke halkının uzun yaşadığını ifade eden uzmanlar, soğanın, karaciğeri ve bağırsakları dezenfekte edip zehirlerini temizlediğini ve gıdaların orada vücudu zehirlemesini önlediğini, bağırsak kurtlarını döktüğünü bildiriyor.
Uzmanlar, ağızda soğan kokusunu gidermek için yemekten sonra biraz ekmek kabuğu veya maydanoz çiğnenmesinin yeterli olduğunu söylüyor. Uzmanlar ayrıca, soğanın patateslerden ayrı, kuru, soğuk bir yere kaldırılması gerektiğini, çünkü soğan ve patatesin birbirini etkilediğini ve soğanın, patateslerden salınan nemle yumuşadığını hatırlatıyor.
SARIMSAK
Uzmanlara göre, bu keskin kokulu yumruda, her türlü harika özellik mevcut. Sarmısağın tansiyon düşürdüğü, kan pıhtılaşmasını azalttığı, kötü LDL kolesterolünü düş, dürdüğü, bazı mide kanserlerini önlediği, bağışıklık sistemini güçlendirdiğinin ispatlandığını söyleyen uzmanlar, sarımsaktaki “allicin” denilen bir maddenin, sadece kendi özgü kokusunu vermekte kalmadığını, ayrıca bakteri gelişimini önlediğini, vücuttaki mantarı ve maya oluşumunu tahrip ettiğini kaydediyor.
Uzmanlar, sarımsakta 2 kuvvetli antibiyotik, çok tesirli esanslar, bol iyot ve kükürt bulunduğunu ve insan sağlığında çok değerli vazife gördüğünü belirterek, “Damar sertliğini giderir, kanı durultur, kalbi kuvvetlendirir, bronşları dezenfekte eder, cilt hastalıklarını giderir ve kansere karşı korur” diyorlar.
Uzmanlar, sarımsaklı yoğurdun, zehirlenmelere karşı insanı koruduğunu ve sarımsağın en ince damarları dahi temizleyerek oralara kan gitmesini sağladığını bildiriyor. Uzmanlar, sarımsağın, bütün salgı bezlerini çalıştırmak ve vücudu zehirlerinden temizlemek suretiyle, genç ve dinç olmayı, uzun yaşamayı sağladığını kaydediyor.
HAVUÇ
Uzmanlar, havucun, süratle kan yapıcı, kuvvetlendirici, ishal kesici, peklik giderici, mide ve bağırsağın yakın dostu, safra akıtıcı, karaciğeri kuvvetlendirici ve yeri doldurulamayan bir sebze olduğunu söylüyor. Kansızlık halinde, sabah-öğle-akşam taze çıkarılmış 1 çay bardağı havuç suyu içilmesi, suyu çıkarılamazsa ince rendelenmesi ve iyice çiğnenerek yenilmesi öneriliyor.
Mide ve bağırsak kanamalarında da havuç suyunun çok faydalı olduğunu ifade eden uzmanlar, havucun, özel şekeri, A vitamini ve bol vitaminleri ile karaciğeri kuvvetlendirdiğini, ona rahatsızlığında kendi kendini tamir imkanı verdiğini, vücuttaki üre asidi, ürat tuzları, benzeri yorgunluk maddelerini, diğer zehirleri idrarla dışarı attığını vurguluyor.
Havucun, bol A vitamini ile cilde temizlik ve pembelik verdiğini ve gözlerin sıhhatli kalmasını sağladığını belirten uzmanlar, kalp rahatsızlığı ve damar sertliği olanlara havucun çok fayda verdiğini, her gün yenen bir havucun da akciğer kanseri tehlikesini yarıya indirdiğini bildiriyor.
Uzmanlar, havuçtaki beta-karotenin de gözleri, yaşlılığın getirdiği görme zayıflığından koruduğunu ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiğini vurgulayarak, havuçların çiğ veya pişmiş olarak yenilirken asla soyulmaması gerektiğini, sadece temiz yıkamanın kafi olduğunu kaydediyor.
SALATALIK
Salatalığın kanı temizlediğini, karaciğeri ve böbrekleri çalıştırarak bol idrar söktürdüğünü ifade eden uzmanlar, idrarla birlikte vücuttaki üre asidi ve ürat tuzlarını eritip dışarı attığını bildiriyor. Salatalığın, içeriğindeki bol kükürdü ile kanı temizlediğini, ciltteki ter bezlerini çalıştırdığını belirten uzmanlar, bol vitamin ve madeni madde verdiğini, böylece cildin taze ve pürüzsüz olmasına yardım ettiğini vurguluyor.
Salatalığın kendisi veya suyunun, cildi bir tonik kadar temizlediğini söyleyen uzmanlar, et yemeklerinin verdiği susuzluğu kestiğini kaydediyor. Salatalığın, sıcak bir havada iç ısısının dış ısıdan 20 derece daha düşük olduğu ve bu sebeple serinletici olarak yendiği bildiriliyor.
TURP
Uzmanlar, çeşitli esansları, bol C vitamini, iyot ve kükürdüyle turpun, karaciğeri midçalıştırdığnı, böbreklerdeki kum ve taşı döktüğünü, bronşlara çok iyi tesir ettiğini, dalak şişliğini giderdiğini ve cildi güzelleştirdiğini ifade ediyor. Uzmanlar, turpun bağırsakları dezenfekte edip pekliği giderdiğini, akşam yenilen turp veya içilen bir bardak turp suyunun çok iyi uyku verdiğini söylüyor.
MAYDANOZ
Uzmanlara göre maydanoz, dünyadaki en besleyici yiyeceklerden birisi ve bir demir deposu durumunda. Genellikle taze yenen maydanozda, kalsiyum, potasyum, kükürt ve A vitamini bulunuyor. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılıyor. Böbrekleri, karaciğeri ve idrar yollarını temizlemeye yardım ediyor. Kan şekerini normal seviyede tutuyor ve kansere karşı da koruyucu.
MARUL
Bol miktarda çeşitli mineralleri içeren marulun, sinirleri teskin edip iyi uyku verdiğini ve erkeklerde cinsel arzuyu frenlediğini belirten uzmanlar, yemekten önce salata şeklinde yenen marulun, şeker hastalarının kandaki şeker seviyesini düşürdüğünü bildiriyor. Marulun bol idrar söktürdüğünü ve kanı pisliklerden temizlediğini vurgulayan uzmanlar, karaciğer ve dalak şişliğini, sarılığı giderdiğini, kadınlarda adet dönemlerinin, zamanında ve ağrısız olmasını sağladığını bildiriyor. Uzmanlar, marul suyu, yüze sürülürse ergenlik sivilcelerini giderdiğini, oralara tazelik ve pembelik verdiğini kaydediyor.
ROKA
Çeşitli esansları, P ve K vitaminleri, çok faydalı mineralleri içeren rokanın, karaciğerin dostu, mideyi kuvvetlendirici, kansızlığı gideren, cinsel gücü çok arttıran bir yeşillik olduğu ifade ediliyor. Uzmanlar, yeşil salata şeklinde yenen rokanın, tadı ve asitleri ile mideyi çalıştırdığını, hazmı arttırdığını, iştahı açtığını, böbrekleri çalıştırdığını, idrar söktürdüğünü ve karında toplanan suyu boşalttığını bildiriyor.
TERE
Terenin, çiğ salatalara lezzet ve canlılık kattığını, ayrıca değerli bir sebze suyu olduğunu vurgulayan uzmanlar, çeşitli vitaminler ve özellikle C vitamini, bazı faydalı esanslar ve mineralleri ile çok tesirli ve faydalı olduğunu belirtiyor. Uzmanlar, terenin, karaciğer, böbrek ve bronşları çalıştırdığını, gribi geçirdiğini, kanda şekeri düşürdüğünü, kansızlığı giderdiğini, acı tadı ve diğer maddeleriyle mideyi çalıştırıp hazmı arttırdığını, iştahsızlık çekenlere çok fayda verdiğini, bol demiri ile kanı tazelediğini, kansere karşı koruduğunu, bağırsaklardaki çeşitli solucanları döktüğünü kaydediyor.
Uzmanlar, terenin sinirleri dinlendirdiğini ve cinsel isteği arttırdığını belirterek, çiğ olarak, az miktarlarda yenilmesini tavsiye ediyor. Uzmanlar, fazlasının zarar verdiği uyarısında bulunmayı da ihmal etmiyor.
ŞALGAM
Şalgamın taş ve kum döktüğünü, bronşları boşalttığını, bol idrar söktürdüğünü ve pekliği giderdiğini söyleyen uzmanlar, şalgamın yaprakları ince kıyılarak salata şeklinde yenirse yukarıdaki hastalıklara iyi geldiğini bildiriyor. Uzmanlar, şeker hastalarının da şalgam yiyebileceğini vurguluyor ve şalgam ne kadar çiğ yenirse o kadar faydalı olduğunu hatırlatıyor.
Kaynak: Maksimum



Oh masallah Manavlarin ismide Dogal eczane olmus.Ailenin doktoru sayilirsiniz artik, iste size kolaylik söyle fertleri inceleyin.Kimin neye ihtiyaci, daha cok varsa ona göre pisirin.Pardon meyveler icinde not aldinizmi ?...
Sevgilerle.

GÜNÜN HABERI..

Gazeteleri söyle bir karistirirken.Bu haber gözüme takildi.Hemde Amerika'dan.Habere bir resim veya yorum yazmak istedim.Vallahi bulamadim.Lübnan'la ilgili o kadar haber vardiki.Yorumu siz yapin.Birde neden kalin puntolarla.Bilmeden isaretledigim kisim ,belkide insanin icinden gelen bir refleskle gelen bir sey mi onuda cözemedim!..

PETA’dan hayvan uyarısı
Amerikan hayvan haklarını koruma örgütü PETA, Lübnan’da hayvanların durumuna ilişkin bildiri dağıttı.
Ülkenin güneyinde sahipleriyle kaçamayan hayvanlar için savaşın korkunç sonuçlar yarattığını belirten PETA, bölgenin kedi, köpek, keçi ve koyun leşleriyle dolu olduğunu bildirdi. PETA, vatandaşlar, askerler, polisler ve sivil toplum örgütlerinden, bağlı hayvanların serbest bırakılmasını, bu hayvanlara yiyecek içecek sağlanmasını ve hayvanların mümkünse insanların yanına alınmasını istedi. Bildiride, ancak son çare olarak hayvanların acı çektirilmeden itlaf edilmeleri çağrısı yapıldı.
Hürriyet.
Saygilarla.

PAPAVER SONNIFERRIUM/ Haş haş



Anavatani Anadolu'dan baslayip orta Asya'ya dogru uzanmaktadir.Tib da yeri cok önemlidir.Ekimine gelince bagisiklilik tarafi ve kötü amaclar da kullanilmasi yüzünden kontrol ve bazi islemler altinda yapilmaktadir.Bitki 40 ila 150 cm.me kadar büyür.Dallari üzerinde yetisen oval kalin kabuklu 5-6 cm capinda kozalari vardir.Tib da ham olarak kozalarin cizilmesi ile elde edilen sivi dan faydalanilir.Cicekleri beyaz tonlar ve mor tonlari tasir.Kozalarin kurutularak ve tohumlarindan elde edilen yag afyondur.Bu iki yöntemle yapilir Soguk presleme ile ki tib'in kullandigi sistem birde sicak ta elde edilen yaglar ise Yemeklerimizde ve sabun sanayinde kullanilir.Tohumlari yemeklerimizde bilhassa hamur islerinde önemli bir yer alir.Bu tohumlari Baharatci dükkanlarindan temin edebilirsiniz.Bu gün Türkiye'de ki konumu özetliyecek olursak :)Haşhaş;antik,stratejik,sosyolojik,ekonomik ve tıbbi bir kültür bitkisidir.
Haşhaş yani afyon bitkisinin 1971 yılında ekim ve üretimi yasaklanmış,1974/75 tarım yılından itibaren tekrar ekim ve üretimine başlanmış,şu anda Afyon TMO Bölge faaliyet alanı içerisinde kalan Afyon,Burdur,Eskişehir,Isparta Kütahya ve Uşak illeri yanında dokuz ilde daha izin belgesi karşılığında çizim yapılmaksızın Bölge Müdürlüğü teknik elemanlarının kontrolünde ekimine müsaade edilmektedir
Saygilarla.

Pazar, Ağustos 06, 2006

SESLER...


Misler,mislar dolu kulaklarim.
Kuru, kurumus nefesim dudaklarim.
Gir, gicir, dökülmüs dislerim.
Sak, sakar, yorgun ellerim.
Rap,trap, sürünüyor ayaklarim.
Renksiz, sulanmis, gözlerim.
Sen zaman,sen yasam, ya ben...
H.A.E
Myspace

KUSLARIN GIZEMI...

Bahcelerimizde parklarda dogada bizlerin dostlarindan bir taneside kuslardir.Bir günün dogusunu sesleri ile karsilayan.Gecenin derinliginden gelen, bir askin sesini bizlere dinleten.
Kücükken bizlere kardeslerimizi getiren hep bu kuslardi.Bu kuslarin anatomik yönlerini degilde gizemli taraflarina baktigimiz zaman onlari Serhan Oksay anlatiminda oldugu gibi.Cok yönlü taraflarinida görebiliriz.
Okyanusun ortasında yapayalnız, yön bulmaya çalışıyorsunuz, yıldızlara bakin, kuzey yıldızını bulun en çok parlayanı olacaktır, hangisi, tanrım.... okyanusta yıldızların hepsi birden ne çok parlıyor, afrika ne yönde acaba??
Göç, kuşlara özgü mucizelerden yalnızca biri, kuşların dünyası mucizelerle doludur, onlar binlerce kilometreyi ellerinde pusula olmadan , bu konuda herhangi bir eğitim almadan aşar ve dünyanın ücra köşesinde bir yıl önce bıraktıkları bir yuvayı elleriyle koymuş gibi bulurlar. Yerleşik insan yaşamı ile karşılaştırıldığında kuşlarınki kompleks bir yaşam biçimidir. Plastik bir okul cetveli büyüklüğündeki Kuzey Sumrusu (Sterna paradisaea) göç sırasında o küçücük gövdesine sığdırdığı enerji ile 36.000 km yol kateder. Leylek ve benzeri büyük kuşlar ise uzun mesafeleri aşmak için termallerden (ılık hava akımları) yararlanırlar, termaller sadece karalar üzerinde oluştuğundan leylekler denizüstü geçişleri az olan yolları seçerler. Bu yüzden göç eden binlerce Leyleğin (Ciconia ciconia) İstanbul Boğazı üzerinden geçtiğini görebilirsiniz, böyle muhteşem bir göçe şahit olmak, “leyleği havada gördü” deyişini anlamsız kılabilir. Deniz üzerinde güçlü termaller bulunmadığından albatroslar gibi süzülen kuşlar dalgaların ve havanın yarattığı rüzgarları kullanarak ilerlerler, 9 kg lık bir albatros vücut ağırlığının sadece %1 ini kullanarak ve kanat çırpmaksızın bu şekilde 100 km süzülebilir.
Kuşlar, insanoğluna pek çok konuda ilham vermiştir, insanoğlunun uçma sevdası onları izleyerek başlamıştır. Kanat takarak Galata kulesinden süzülen çelebinin rüyası aya yolculukla sürmektedir. Sadece kuşlar değil tüm doğal yaşamdan insanoğlunun öğreneceği pek çok şey vardır. Kuşların yıldızları, güneşi ve manyetik alanları kullanarak yarattıkları kusursuz navigasyon (yön bulma) sistemi halen keşfedilmeyi beklemektedir. Atmaca gibi bazı türler bizden on kat daha iyi görürler. 200,000 çiftten oluşan bir kolonide Sümsük kuşu (Sula bassana) ömür boyu bağlandığı eşini sesi sayesinde tanır; üstelik bu sırada tüm sümsükler korkunç bir gürültüyle bağırmaktadır. Gece avlanan bir baykuş görselden çok duyma yeteneğinden yararlanmaktadır. Yeni yumurtadan çıkan bir Flamingo yavrusunu tıpkı memelilerde olduğu gibi ilk günlerde özel bir sütle beslemektedir. Yağ kuşları ve mağara kırlangıçları karanlıkta yön bulurken ekolosyan kullanmaktadırlar. Büyük Orman Horozlarının ötüş sırasında çıkardığı yüksek frekanslı bir ses insan kulağı tarafından algılanmamakta ancak hemcinsleri tarafından km lerce öteden duyulabilmektedir. Mucizeleri çoğaltarak sürdürmek mümkün .
İnsanoğlu doğanın pek çok sırrını çözebilmiş değildir. Ancak diğer canlılara yaşam şansı tanıdığımız takdirde yaşam kalitemizi artırmak mümkün olacaktır. Dünyadaki 9000 i aşkın kuş türünden 1000 kadarı yok olma tehlikesi altındadır. Bu değerli türleri tehdit eden etkenler doğal yaşam alanlarının yok edilmesi, kirlilik, avlanma ve evcil hayvan ticareti için yakalanmalarıdır. Bitki ve hayvanları korumada en başarılı yollardan biri bu türlerin barındığı, beslendiği ürediği alanların milli park veya koruma alanı statüsü altına alınarak korunmasıdır. Sulak alanların korunması yüzlerce türün beslenmesinin bu alanlara bağlı olması nedeniyle özellikle önemlidir.Dünyada bir cok enstütülerde bu konuda calismalar yapilmaktadir.Göcmen kuslardan bir tanesini.Hayatinda hic göc etmemis olmasina ragmen kapali karanlik bir odada ucmaya zorladiklari zaman kusun, göc yollarini takip ettigini hasas cihazlarla tesbit etmislerdir.Belki de bu onlarin genlerinde olan bir gizemdir.
Böceklerin ve doganin oldugu yerde onlar her zaman bizlerle olacaktir.
Saygilarla.

Cumartesi, Ağustos 05, 2006

BENIM KOMSUMUM MESLEGI...




Benim bir kapi komsum var.Genc bir delikanli en fazla ya 30 yada 35 .Okumus sonra bir ise girmis.Her sabah ayni satte kalkar.Esini öptükten sonra arabasina binip, isine gider.Gayet kibar adam, beni ne zaman görse arabasini durdurur, selam verir, hatir sorar.Bu adam benim kapi komsum. Bahcelerimiz de onunla sinir.Esi bazen, bitkiler hakkinda bazi sorular sorar, yardimci olurum.Beyi ile yanliz bir selamlasma.Acaba ne is yapiyor bu adam ? Sardi beni bir merak.Bu yasta bahce icinde bir ev sahibi, karisi da calismiyor.Herhalde cok iyi bir isi olmali.Ticaret yapsa bilirim.Devlet memuru olsa; bu yasta sahip olmasi biraz zor.Karar verdim bu sirri cözmeye .Merakli............. yimya.Bir Pazar onlari,kahve icmeye davet ettim.Samimiyetle kabul ettiler.Hava da güzel terasa güzel bir masa kurdum. Biraz bize has kurabiyeler Semaver ve Kahve, ellerinde cicekle geldiler.Oturduk havadan sudan, biraz siyaset.Derken mevzuyu is konusuna getirdim.Biraz bizim islerden bahs etttim.Biliyorum dedi ,hanim anlatti ,Bu konuda cok
yardimci oluyormusunuz dedi.Ben pek ilgilenemiyorum zamanim cok kit.Isten geldikten sonra serilip kaliyorum.Ben daha da meraklandim.Afedersiniz ne is yapiyorsunuz dedim.Durdu zor bir sual sorulmustu. Onun icin izahi kolaydi ama bana bunu nasil anlatacakti.Benden bir kagit bir de kalem istedi.Cizmeye basladi.Önce bir masa sonra bir cizgi adam.Sonra da bir fabrika cizdi.Ben dedi bu fabrikada calisiyorum ,bu cizgi adam benim.Bu da masam.Her sabah o masanin basina gecer ellerimin arasina basimi alir düsünürüm.Mesayi saati bittiginde de evime dönerim.Gün be gün.Peki size bunun icinmi maas veriyorlar.Evet dedi.Afedersiniz ne kadar veriyorlar.Biraz da utandim bu soruyu sorarken.Coook para dedi.Söyle diyebilirim.Bir doktorun aldigi aylik paranin 14 misli.Peki siz düsünüyorsunuz.Düsümdügünüz icinde size bu kadar parami veriyorlar.Evet dedi gecen sene bir fikir vermistim.Bu sene daha üretemedim fikri ama sene sonuna daha üc ay var.Onlar gittikten sonra ben bahcemde tek basima öylece kaldim.Neden el oglu bizden daha ileri diye.Ben birseyler anlatmaya calistim.Acaba anlatabildim mi ?....
Saygilarla.

Cuma, Ağustos 04, 2006

MENÜ'DE TATLILAR..




KOKU KULLANMAK değil yerine önce Temiz olmak, tutmak.
TEKNOLOJİYİ TAKİP ETMEK ve TEKNOLOJİYİ KULLANMAK
İleriden. İle Geriden.
SİGARA İÇİLMEYEN BÖLÜM yerine SİGARA İÇMEYENLER BÖLÜMÜ
BIRAKMAK yerine UZAKLAŞTIRMAK değil TERCİH DEĞİŞTİRMEK (ÖZELLİKLE SİGARA VE ÇEŞİTLİ BAĞIMLILIK YAPICILARDA!
Mutlu olmak için herhangi bir şeye bağımlı olmak çaresizliğin son kertesidir.
Herhangi bir şeye karşı artık bağımlı olmadığınızda, payınıza düşeni yapmışsınız demektir.
Zihninizi içiyle dışıyla bilmedikçe, bağımlılıklar sizi terk etmeyeceklerdir.
Bağımlılıklarınızdan vazgeçin. Vazgeçmeniz gereken başka hiçbir şey yoktur.
Bilincine varmadığınız bir şeyi terk edemezsiniz.
Alışkanlık, gereklilik değil!
SİGARAYI: "BIRAKTIM!" değil yerine "İÇMİYORUM" ya da "İÇMEMEYİ TERCİH EDİYORUM!"
BİR GÜN(DE) ile AYNI GÜN(DE)
YARIN ile ERTESİ GÜN
Yarın sözcüğü, sadece içinde bulunulan günden sonra gelecek gün için kullanılabilir. Gelecek ve yaşanmamışlık anlamını taşır.
Ertesi gün, içinde bulunulan günden sonra yaşanacak günden hemen sonra gelecek olan gün için kullanılır. 2 kez yarın.("yarın yarın").
Kavramsal bir anlatımda, geçmiş üzerine geçmişle ilgili bir konuda "ertesi gün" sözcüğü kullanılır. Kesinlikle "yarın" kullanılmaz. Ayrıca, okunurken seslendirirken hiçbir hece uzamaz.
SAAT'TE: GEÇİYOR, GEÇTİ ile VAR, KALDI
Saat başından, 30 olana kadarki geçen tüm zaman, 5/10/15(ya da çeyrek)/20/25 "geçiyor, geçti" olarak tanımlanır.
30'dan sonraki, saat sonuna öteki saat başına kadarki zaman, 25/20/15(ya da çeyrek)/10/5 "var, kaldı" olarak tanımlanır. 30'dan sonrakiler için kesinlikle 35/40/45/50/55 geçiyor gibi bir tanım kullanılmaz, olmaz !
Ayıptır, küçük düşürür. Dikkatsiz, amatör, bilgisiz ve bilinçsiz imajı oluşturur etrafta.
GEÇ KALMAK ile YETİŞEMEMEK
GEÇ ile SON ANDA
İsyerine, Özelikle eve yeni gelmis esinize,birine girer girmez birsey söylemek yerine 5-10 dakika sonra söylemek!..
VİTRİNLERE/TEZGAHLARA UZUN UZUN BAKMAK (yerine)
GEREKENE/GEREKTİĞİ KADAR BAKMAK
YUKARI ile AŞAĞI (Özellikle Asansörde)
Yukarı çıkacaksanız aşağı okuna basılmaz! Hangi yöne gidecekseniz onun tuşuna basılır. Kendinizi asansör yerine koymayın. Siz nereye gidecekseniz onu bilin yeter. Asansörün programlanması sizin nasıl düşüneceğinizin önceden planlanmış durumudur. Siz tekrar düşünürseniz programı bozmuş olursunuz.
ÖN KAPI ile ORTA KAPI(LAR) ve ARKA KAPI
Otobüslerde ön kapı binmek içindir! Orta kapı(lar) ve arka kapı ise inmek içindir! Dikkat ediniz!
OTOBÜSTE: İLERLEMEK ile YANAŞMAK
(")ÖN KAPI(") ile (")ARKA KAPI(")
AKBİL'İ: YAVAŞ BASMAK yerine BASILI TUTMAK/BEKLEMEK
90 km. ile 110 km.
Yaşam ile Ölüm arasındakı fark kadardır.
TOPRAĞI GÜNEŞTE SULAMAK yerine GÖLGEDE/AKŞAMÜSTÜ SULAMAK
İLK KAR YENMEZ!
SİSTEM KODU "0" ile KOD
Tüm dünyada ve Türkiye'de belirlenmiş olan "0" bir kod olarak belirtilmez/yazılmaz! Şehirlerarası "0" veya uluslararası "00" aramalarda tuşlanma gerekliliği bilinen/bilinmesi gereken bir sistem kodudur.
Şehirin ve ülkenin kodu ise belirtilebilir olan/belirtilmesi gerekendir.
0212, 0216, 0312, 0535 denmez! Sadece kod söylenir! 212. 212 22 22 gibi. )
ÖNCELİK'İ: TELEFONA/MESAJA VERMEK yerine ORTAMA/ÇEVREYE/TOPLANTIYA/KİŞİLERE VERMEK
CEP TEL'DA: KULAKLIKSIZ KULLANMAK yerine KULAKLIĞIYLA KULLANMAK
OTOBÜSLERDE: SESSİZE ALMAK değil KAPATMAK/TAMAMEN KAPALI TUTMAK
CEP TEL'DA: SELAMLAŞMA,HATIR yerine DİREKT KONUYU KONUŞMAK
GELEN TELEFONU/MESAJI/ÇAĞRIYI/MEKTUBU:
HER ŞEYİ BİR YANA ATARAK, KONTROLDIŞI/BİLİNÇDIŞI YANITLAMAK yerine değil
ORTAMI,ÇEVREYİ,KİŞİYİ,KİŞİLERİ GÖZÖNÜNDE BULUNDURARAK UYGUN ZAMANDA, UYGUN TUTUM İLE YANITLAMAK
TELEFON ADABI
KONUŞMAK yerine GEREKTİĞİ KADAR KONUŞMAK
2 KİŞİ OLARAK KONUŞMAK/KONUŞULAN ile
3 VE ÜZERİ KİŞİNİN BULUNDUĞU ORTAMDA KONUŞMAK/KONUŞULAN
Üç kişi olanaksız bir üçgen oluşturduğundan, biri grubu terk etmelidir.
KONUŞMAK/YAZMAK yerine YAPMAK/UYGULAMAK
Bir insanın bir şey yapıyor ya da yapmıyor gibi görünmesi çoğu zaman yanıltıcıdır.
KONUŞMAK yerine İSPATLAMAK
TARTIŞMAK yerine HESAP ETMEK
KONUŞMAMAK yerine YERİNDE/KARARINCA/UYGUN KONUŞMAK
Bir insan ne kadar çok gürültü yaparsa, sözleri de o kadar çok sessizdir.
SUSMAK yerine SUSABİLMEK
SUSAN yerine SUSABİLEN
İÇİNDEN SÖYLENMESİ GEREKEN ile
AĞIZDAN DIŞARIYA ÇIKMASI,ÇIKMAMASI GEREKEN
Bir şey ki söylemesen de olur, söyleme! Bir şey ki yapmasan da olur, yapma!
BOŞ KONUŞMA(MA)K ile BOŞUNA KONUŞMA(MA)K
UZUN UZUN KONUŞMAK ile "UZATMAK"
TAM, DOĞRU VE DÜZENLİ YAZMAK ve VURGULU KONUŞMAK
KONTROLÜ SONDA YAPMAK yerine KONTROLÜ BAŞTA VE SÜREKLİ YAPMAK
ALKIŞ yerine BİLARDO ALKIŞI
KOD ile SİMGE
ÜLKE ADI KULLANMAK yerine ŞEHİR/EYALET/BÖLGE ADI KULLANMAK
MUSLUĞU AÇAR-AÇMAZ SUYU KULLANMAK yerine
BİR MİKTAR SU AKITTIKTAN SONRA KULLANMAK
YEMEK ISINIRKEN TELEFON ETMEMEK/DALMAMAK
KAPIYI VURMADAN/ÇALMADAN AÇMAK/GİRMEK yerine
KAPIYI VURARAK/ÇALARAK AÇMAK/GİRMEK
AYAK SÜRÜYEREK YÜRÜMEK yerine değil AYAK SÜRÜMEDEN YÜRÜMEK
BACAKLARIN KAPALI-AÇIK TUTULMASI('NI)
Bayların bacaklarını aralık tutarak oturma bacaklarını kapalı tutamamalarının nedeni testislerin sıkışmamasını sağlamak içindir!
DİREKT SÖYLEMEK ile AÇIK AÇIK SÖYLEMEK/KONUŞMAK
SÖZ (ALMAK/VERMEK) yerine OLUR/ONAY (ALMAK/VERMEK)
(SÖZÜ:) YANLIŞ ANLAMA ile SAPTIRMA
Anlamaya uğraşmayın! Yanlış anlamamanız yeter.
Yanlış fikirlerden kurtulun, bu yeter.
Kendinize iyice bakın, tüm bu yanlış anlamalar ve yanlış fikirler eriyip gidecekler.
SÖYLENEN'İ: YORUMLAMAK yerine DİNLEMEK(Kabul etmek anlamında değil!)
Doğruyu konuşmak iki kişi ister; doğru söyleyen, doğru dinleyen.
İmgelemeden bakmayı, çarpıtmadan dinlemeyi öğrenin, hepsi bu.
SORUNLARI ERTELEMEK/DAHA SONRAYA TAŞIMAK yerine SORUNLARI TERK ETMEK
SORUNLARI (SADECE) KONUŞMAK yerine SORUNLAR İÇİN ÇÖZÜM ARAMAK/BULMAK
SORUNLARI SORUN OLARAK KONUŞMAK yerine SORUNLARI İLERLEME/GELİŞİM ARACI OLARAK KONUŞMAK/DEĞERLENDİRMEK
İSTEDİĞİN KADAR ARAMA(MA)K değil İSTEDİĞİN ZAMAN ARAMA(MA)K
"AÇIK" KONUŞMAK yerine AYRINTILI İFADE ETMEK
ADANMAK yerine (GEREKTİĞİ/YETERİ KADAR) ÖNCELİK/ÖNEM VERMEK
ALACAKLININ ALACAĞINI ALMAYA GİTMESİ yerine BORÇLUNUN VERECEĞİNİ ALACAKLIYA GÖTÜRMESİ
SÖZCÜKTEN ANLAMA GİTMEK yerine ANLAMDAN SÖZCÜĞE GİTMEK
Sözlerin ötesine geçmeye çalışın.
BİLMEDİĞİN SÖZCÜKLER İÇİN SÖZLÜĞE BAKMAK yerine [ÖZELLİKLE] BİLDİĞİN SÖZCÜKLER İÇİN SÖZLÜĞE BAKMAK
TARİH AŞKI/TARİH NEFRETİ yerine TARİH BİLGİSİ
TARİHTEN İBRET ALMAK ile TARİHTEN KUVVET ALMAK
KIYAS yerine KARŞILAŞTIRMA
"( Tanım/Örnek: Bir sayfanın ikiye bölünerek, iki ayrı olgunun,kavramın kendi özlerinin iki ayrı sütunda sadece veri olarak dizilişi ve öylece yorum eklemeden bırakılması.
Yapılan tablonun,karşılaştırmanın altına ekleme,yorum şeklinde göreceliliği, sınırlılığı ve kısıtlılığı potansiyelinin gözardı edilerek bir değerlendirme yapılması.(sınırı aşmak/bilmemek).
Sonuç: Kıyasın değil, karşılaştırmanın daha yerinde, arı, saf, doğru olacağı ve kıyas yapmama gerekliliği. )"
( Nispet. İLE/YERİNE Oran. )
TANI ve UYUMLU OL ve MUTLU YAŞA
BELLEKTE TAŞIMAK yerine BİLMEK
NOT ALMAK ile "NOT DÜŞMEK"
BİLMEK ile SEZMEK
BİLMEK ile KENDİNİ BİLMEK
KENDİNİ BİLMEK ile KENDİNİ TANIMAK
Kendinizi bilmek için kendiniz olun.
Kendinizi aşmak için kendinizi bilmek durumundasınız.
Kendini-idrak, elde edilebilecek bir şey olmaktan çok, anlaşılacak bir haldir.
Kendinizi bilin, öteki her şey onunla birlikte gelir.
Kendimi bilmekle aslında tam olarak neyi bilmiş olurum? Olmadıklarınızın hepsini.
Kendinizi düzeltmeye gereksiniminiz yoktur - sadece kendi hakkınızdaki fikirlerinizi düzeltin.
Ne olduğunuzu bilmek için önce ne olmadığınızı araştırmak ve bilmek durumundasınız.
İşe kendinizden ve kendinizle başlamak zorundasınız - bu değişmez yasadır.
KENDİNİ ANIMSAMAK ile KENDİNİ BİLMEK
Kendini-anımsayış zihindedir. Kendini-bilme ise zihnin ötesindedir.
KENDİNİ TANIMAK ile KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK
BİLMEK ile KENDİNİ BİLMEK ile BAŞKASINI BİLMEK
TANIMAK ile KENDİNİ TANIMAK ile BAŞKASINI TANIMAK
BİLMEK yerine NEREDE BULACAĞINI,BULABİLECEĞİNİ BİLMEK
ÇOK ÇEŞİTLİ/FARKLI ŞEYLERİ BİLMEK ile BİLDİĞİ KONUDA ÇOK ÇEŞİTLİ/DERİN ŞEYLERİ BİLMEK
BİLMEK ile KULLANMAYI/UYGULAMAYI BİLMEK
BİLMEDİĞİNDE SUSMAK ile BİLGELİKLE SUSMAK
BELLEMEK yerine SORGULAMAK/DÜŞÜNMEK
Sormaz ki bilsin, sorsa bilir; bilmez ki sorsun, bilse sorar.

DOĞRU ile İYİ ile GÜZEL ile SEVAP
Akıl. Ahlâk. Estetik. Din.
Kavram ve nesnenin uygunluğu. Düşünce ve eylemin uygunluğu. Biçim ve içeriğin uygunluğu. İle ...
Kendiniz için neyin iyi olduğunu bilmezken, başkaları için neyin iyi olduğunu nasıl bilebilirsiniz?
İyilik konusunda insanlar dört kısımdır: 1. Herkesten önce yapanlar: bunlar kerimdir; 2. Taklid yoluyla yapanlar: bunlar hakîmdir; 3. Engelleyenler: bunlar eşkiyadır; 4. Hoşlandıklarından dolayı yapanlar: bunlar kötü niyetlilerdir.
DOĞRU yerine GEREKTİĞİ GİBİ
Eğer doğru ise başka türlü olamaz.
Doğru kendini öne sürmez, o sahtenin sahte olarak görülmesi ve reddedilmesinde yatar. Zihin sahte olan tarafından kör edilmişken doğruyu aramak yararsızdır. Doğru olanın sezilebilmesi için önce sahtenin tamamen temizlenip yok edilmesi gerekir.
Kötülük, yanlış anlamaların ve kötüye kullanmaların yarattığı sorunlara yanlış yaklaşımdır.
Sizin de tatli cesitleriniz varsa, getirin buradaki tabaga koyalim.
Saygilarla.

BAZI GÜNLER VARDIR...



blog layouts



Oltama takildin , balik.
Cektim.. Mavinin koynundan.
Oltanin ucunda ben
Bir de yanimda ki kova.
Mavinin icinde marti
Kirmizi gagasinda ben.
Yükseklerde beyaz kanat.
Yanliz,kalan kovam.
Cocuk, kücük cocuk.
Kovam ve cocuk.
Eskicinin arabasinda kova,
Cocugun ellerinde mandal.
Altimda mavi.
Üstümde mavi
Bir beyaz marti.
Olta, ben, bir de balik...
H.A.E.

PAZARIN SOHBETI...

Myspace layouts



Haftalar aylar,derken bir bakmissiniz.Sene bitmis.Kayipta olan biz gitti ,ömür den gene 1 yil.Bazen düsünüyorum da.Her zaman degil, arada bir.Neleri atlamis, neleri görmemis.Neleri de yapabilmisiz diye.Dile kolay koca bir sene, cabuk geciyorda analize kalkinca iki misliymis gibi geliyor zaman.Dün Hastane ziyaretinde idim.Sabahleyin bir telefon aldim.Babam hastanede Hakki amca diyor du.Beynimden vurulmusa döndüm .Memleketlim di.Burada 40 seneye dek arkadasligimiz olmustu. Beraber iyi günler, kederli günler, sen sakarak
günler.Cocuklarimiz.Bizlerle büyümüs.Beraber Dede olmustuk bile.O arkadasim hastanedeydi.Kostum gittim yanina uyuyordu.Sanki odaya girisimi hissetmis gibi gözlerini acti.
Yataginda dogruldu bakistik.Masallah iyi görünüyordu.Hayrola moruk dedim.O sensin dedi icime biraz su serpildi.Gel asagiya inelim,Bahceye ciktik bir banka ilistik hayrola dedim.Sorma ya dedi 7 saat ömrümden silindi.Nasil yani? Sorma dün kiz telefon etti.Baba gel Kuru Fasulye pisirdim, hemde senin sevdigin usulden.Candir Fasulyesine dayanamaz.Kalkmis binmis arabasina bir sokak gittikten sonra.Arabayi bir kenara cekmis camdan kafasini cikarmis.Yahu ben neredeyim.Burasi neresi, kizima buradan nasil gidecegim demeye baslamis.Hemen cep tlf'nu ile kizini ariyarak.Sokagin ismini vermis,nasil gelecegini sormus.Bizim kiz önce Babasinin dalga gectigini sanmis baba diyip telefonu kapamis.Benim canim arkadasim tekrar yola cikmis .Evin önünde duracagi yerde bir u yaparak bir baska istikamete dogru yol almis.Sonunda bir kafateryanin önünde durup iceri girmis.Bir gazoz söylemis afiyetle onu ictikten sonra tekrar kizini aramis.Bu sefer kiz merakla baba sen neredesin diye sormus o da kafateryadaki garsona telefonu uzatarak adresini söylemesini istemis.Bütün hikayesi bu, daha dogrusu hatirladigi bu.
Devami kizindan:) Telefonu kapatip hemen adrese Cankurtaran la gittim Babam öylece oturuyordu.Hemen ilk yardim.Yüzüne hava maskesi takilip.Beyin kanamasi süpesiyle dogru ilk yakin bir hastaneye, oradanda tomografi cekilmek üzere bir baska Hastaneye sevk ediliyor.Benim dostum 7 saat sonra kendine gelip uyaniyor.Ben neredeyim diye.Bu arada uyanik oldugu halde hayatinin bu yedi saatini hicmi hic hatirlamiyor.Yapilan bütün arastirmalarda herhangi bir rahatsizlik da bulunamuyor.Simdi bizim eski dost gayet iyi.Neseli espirik.Ama biraz eksik, arama icersinde o kaybolan yedi saat.Devamli onu ariyor.
Söyle bir düsümdümde o kaybolan 7 saat icinde neler oluyor.Kac canli bu Dünya ya geliyor.Kac canli terk ediyor.Saymakla bitmez.Neler yapilamazki o 7 saat icersinde söyle bir düsünün.Sizler kaybolan bu zaman icinde neler yapabilirdiniz..
Kalin saglicakla.
Agar agar cöker
Karsi kiyinin üstüne
Karanlik.
Bir yudum su
Anilarda sarkimiz
Gözlerimizin feri sönmüs.
Geri dönmek isteriz
Akinti sürükler
O günden senelere
Bir bakis mechule
Öteki kiyinin üstünde karanlik
Yetermi ömür , bu arayis.
HAE

Perşembe, Ağustos 03, 2006

GÜNÜN CORBASI...


Sevgili dostlar pazardan taze taze sebzemizi aldim getirdim.Günün corbasini yapmak size kaldi.
Begendinizi alin.

GÜNLÜK YAŞAMAK değil yerine GÜNÜ YAŞAMAK
Vurdum duymazlık içinde, hesapsız, düzensiz, aykırı, asalak yaşam. İle degil yerine
Gün içinde yaşanan, olan-biten herşeyi, olumlu ya da olumsuz tam anlamıyla yaşamak. )
Temel olan, günü tam bir uyum ve bütünlük içinde yaşamak. Günü Yaşa(Carpe Diem), günlük yaşamak değildir!
OKUMAK
Duyduğumu unuturum, gördüğümü hatırlarım, okuduğumu anlarım.
Kurnaz insanlar okumayı küçümserler, basit insanlar ona hayran olurlar, akıllı insanlar ise ondan yararlanırlar.Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır.
NE YAPACAĞINI BİLMEK , NE YAPMAYACAĞINI! BİLMEK !!!
Ne yapman gerektiğinden çok, önce ne yapmaman gerekiğini bil, yeter. Çoğu zaman ne yapman gerektiğini bilemeyebilirsin, fakat ne yapmaman gerektiğini her zaman çok iyi bilebilirsin. )
Kendini gerçekleştirmiş, saygın ve önemli birine sormuşlar:
Nasıl bu noktaya geldiniz?
Yakınlarında bulunan bir kişiyi göstererek, herşeyi ondan öğrendiğini söylemiş.
Çevresindekiler hayret içinde ve inanamayarak demişler ki:
- Nasıl olur? O işaret ettiğiniz kişi, her türlü, düzenbazlığı, yalanı, rezilliği yapan biridir.
Yanıt: Heh işte! O ne yaptıysa ben yapmadım!
TUTUM ile NİYET
İlke'li düşünmek niyettir.
Niyet davranışları birleştiriyorsa ilkedir.
Onun sizin için ne olduğunu zihinsel tutumunuz belirler.
SAMİMİYET, İÇTENLİK, YAKINLIK ve TUTUM'DA: RESMİYET, MESAFE, CİDDİYET
Özgürlüğe ulaştıran içtenliktir, kuram değil.
Eğer içtenliğe sahipseniz, hangi yolu tutarsanız tutun, sizi hedefinize götürecektir.
Belirleyici faktör içtenliktir.
Samimiyetiniz size kılavuzluk edecek.
ŞEYLERİ: HAYAL ETTİĞİN GİBİ GÖRMEK yerine
(ONLARI) OLDUKLARI GİBİ GÖRMEK
Hayal ettiklerinizin varlığını reddetmeniz daha akıllıca olurdu.
DÜŞÜNCEYİ HAYALİ DOĞAYA YANSITMAK değil, yerine
DOĞAYI ZİHİNDE İNŞA ETMEK
SEVGİ
'nin yerine KOŞULSUZ SEVGİ
Sevgide belli bir düşünce kaynaklı ve/veya dayanaklı, beklentili bir duygulanım durumu varolabilir, fakat koşulsuz sevgide hiçbir düşünce, beklenti olmaksızın, olumlu-olumsuz her koşulda sevmek vardır.
KOŞULSUZ SEVGİ, "EĞER"siz, "ÇÜNKÜ"süz, "AMA"sız; "RAĞMEN"li SEVGİ'dir!
Ayırt etme ve ayrılık duygusu olmadığında, buna SEVGİ diyebilirsiniz.
İdrak edeceksiniz ki bilmek sevmektir, sevmek de bilmektir.
Sevgi ve sevginin ilham ettiği irade (istek) olmadıkça, hiçbir şey yapılamaz.
Sevgi tutkunluk ve düşkünlük göstermez, düşkünlük ise sevgi değildir.
KUŞKULU SEVGİ yerine KOŞULSUZ SEVGİ
Secim gene sizin!..
KUŞKUSUZ SEVGİ ile KOŞULSUZ SEVGİ
KORKU ile değil yerine SEVGİ
Bir kez, her şeyin içten geldiğini, içinde yaşadığınız dünyanın size değil, sizin tarafınızdan projekte edildiğini idrak ettiğinizde, korkularınız sona erer.
GÜVEN ile BEKLENTİ
Beklenti sizi güvensiz kılar.
Amacınızın herhangi bir beklenti taşımayan salt iyi niyet olduğundan emin olun önce.
Elinizde mevcut olandan eminseniz, nihai olana asla ulaşamazsınız.
İSTEMEK ile GERÇEKTEN İSTEMEK
"( Zihindeki günlük 40-50.000 düşüncenin büyük bir bölümünün tanımlanmamış/netleşmemiş, pasif temelli, sıradan, dayanaksız, isteme eylemi. İle
Sıradan isteğin bir üst aşaması olan gerçekten istemenin, gerekeni yaparak ve istenenin umudu ve çabası, içtenliği, samimiyeti ve ciddiyeti ile istemek. )"
ÇOK İSTEMEK yerine GERÇEKTEN İSTEMEK
ÇOK GERÇEKTEN İSTEMEK ile TAM DOĞRU İSTEMEK
Koyaanisqatsi "GÜNÜN CORBASI !...corbaya bunu katti
Shaw, "Hayatta iki trajedi vardır" demişti, "Biri gönlünün istediğine kavuşamamak, diğeri ise ona kavuşmaktır."
BAVER :..o düzenbaz adam ne yaptıysa, bizim adamımız onu yapmamış ya...
Tabii sizde buraya bir seyler katabilirsiniz bakalim lezzeti nasil olacak
Kalin saglicakla.

TEKNOLOJI ve ÖRÜMCEK AGI.



Bahcelerimizde gördügümüz böcek dünyasindan bir harikasi da örümceklerdir.Nedense ondan cogumuz korkariz nedense!.. Birde biraktigi izlerden bir taneside agidir.Burada topladigim bazi bilgileri size sunacagim.Dallasda bir enstütü de bu konu da cok hummali calismalar oluyor.Bunlardan bir taneside bir örümcekten alinan salgidan yapilan bir nevi örülmüs kumas bunun silahli saldirilarda bir Tanki delebilecek olan bir mermiinin durduracak kadar saglam oldugudur.
Bir kursun kalem kalınlığındaki örümcek ağının bir jumbo yolcu uçağını durduracak kadar sağlam olduğunu biliyor muydunuz?
Yapay örümcek ağlarının köprülerde kullanıldığını...
Yani örümcek ağı demir ve çeliklerden daha sağlamdır.
Örümceklerin vücutlarının son kısmında (abdomen), hem üst hem de alt tarafta olmak üzere 3 çift “Örü Memesi” yer alır. Bunlara “Spinneret” adı verilir. Spinneretler içinde, çok sayıda kılcal tüp bulunur ve bu tüpler, iç kısımda bulunan ipek bezleri ile bağlantılıdır. Salgılanan ipek, bu kılcal tüpler aracılığıyla dışarı verilir. İpek salgısı, ağ örmede, yuva yapılmasında, kokon adı verilen ve yumurtaların içinde geliştiği yapının oluşturulmasında, sperm keselerinin yapımında ve bazı diğer işlemlerde kullanılır.
İpeğin kimyasal yapısına baktığımızda, suda çözülebilen bir fibröz protein yapısında olduğunu görüyoruz. Sıvı halde salgılanan ve hava ile temas ettiği anda katılaşarak iplik halini alan ipek, polimerize bir yapıya sahip ve boyunun yaklaşık 4 katı kadar uzama kapasitesi var. Dairesel şekilde ağ ören örümcekler grubunda bulunan “Nephila” cinsine ait örümceğin ipeği ise, bilinen en kuvvetli doğal lif.

ÖRÜMCEK AĞLARINDAKİ MÜHENDİSLİK
Örümcek ağları, gerek şekilsel tasarımları gerekse, kendilerini oluşturan iplikçiklerin kimyasal özellikleri nedeniyle gerçek birer mühendislik mucizesidir.
Bahçe örümceklerinin ağ kurmada kullandığı teknikler, inşaat mühendislerinin en son kullandığı tekniklerden aşağı kalmaz:
Ağı Tutturmak
Örümcekler ağlarını kurmak için iki ayrı yüzeye ihtiyaç duyarlar. Ağlar genellikle iki duvarın birleştiği bir köşe ya da iki dal arasında kuruludur. Ancak bazı örümcekler tek bir yüzeyi kullanarak ağlarını yapacak kadar ustadırlar.
Bu örümcek ağını kurmak için yeterince uzun, esnek bir dal tespit ederek işe başlar. İplikçiğini dalın ucuna sıkıca yapıştırır. Örümcek bir yandan dalın aşağı tarafına doğru yürürken diğer yandan iplik- çik salgılamaya devam eder. Belirli bir uzaklığa gelince durur ve iplikçik salgılamayı keser. Salgıladığı iplikçiği kuvvetli bir biçimde kendine doğru çekmeye başlar. Bunun sonucunda dal bir yay gibi bükülür.
Örümcek yaydaki bir tel gibi dümdüz hale gelmiş olan iplikçiğin diğer ucunu bulunduğu yere sıkıca yapıştırır. Örümcek, yeteri kadar yüzeyin oluştuğu bu yayın içinde ağını örmeye başlar.
Ağı Germek
Örümcekler bazen ağlarını aralarındaki açıklığın çok fazla olduğu iki dal veya kiriş arasında kurarlar. Böyle ağlar oldukça büyük olduğundan av yakalama kapasiteleri de büyüktür. Ne var ki ağın büyük olması zamanla gerginliğinin dolayısıyla da av yakalama kapasitesinin azalmasına neden olur. Bu durumda örümcek ağı yenilemek yerine son derece şaşırtıcı bir iş yapar. Ağın merkezine gelerek buradan yere doğru bir iplikçik salgılamaya başlar.
İplikçiğin ucuna yerden aldığı bir taş ya da kabuğu tutturarak yerden yukarı kaldırır. Ağın ortasından aşağı sarkan bu ağırlık ağın yeniden gerginleşmesine neden olur. Hatta bilim adamları ağırlığı bulunduğu yerden daha yukarı kaldırarak, ağı germe özelliğini ortadan kaldırmıştır. Bu durumda örümcek ağın merkezine gelmiş ve ağırlığın bağlı olduğu iplikçiği yukarı çekmiştir. Bu durumda ağırlık yeniden askıya alınarak, ağın yeniden gerginleşmesi sağlanmıştır.


Bilim insanları İspanya’da şimdiye dek bilinen en eski örümcek ağı kalıntısı keşfetti. Ağın içinde örümceğin avladığı canlıların fosilleri de bulundu. Uzmanlar, örümceklerin ağ örmeye 136 milyon yıl önce başladığını düşünüyor. Dinozorların da yaşadığı 110 milyon yıl öncesine ait ağda, örümceğin yemi de ilk günkü haliyle duruyor. San Just kendinde keşfedilen ağın ipleri arasında örümceğin yakaladığı bir sinek, böcek ve arı bulunuyor. Uzmanlar, örümceğin ağı örüş tarzının bugünkü örümceklere benzediğini vurguluyor. Örümcek ağı 26 ipeksi ipin birleşiminden oluşuyor; içinde bulunduğu kehribar taşının ağı ilk günkü gibi koruyabildiği düşünülüyor.
Araştırmayı yürüten Barselona Üniversitesi ve American Museum of Natural History uzmanları, ağın bası bölümlerinin bozulmuş olsa dahi yuvarlak formunu koruduğunu belirtiyor. David Grimaldi, uçan böceklerin yem olarak avlanmış olmasının örümcekleri yaklaşık 120 milyon yıldır havada uçan canlıları yediklerini gösterdiğini dile getiriyor.
Örümcek ağının içinde yem olan arı da duruyor
Günümüzden 110 milyon yıl önce tarihin en büyük dinozorlarının yeryüzüne hakim olduğu yıllar aynı zamanda kanatlı böceklerin de ortaya çıktığı dönem. Uzmanlar ağın iplerinde bulunan bir ve ağın ipliksi yapısını sağlayan protein türünden, örümceklerin ağ örmeye 136 milyon önce başladığını tahmin ediyor.Genç örümcekler, ağ tellerinin sayesinde uzun mesafelere uçabilirler. Bunun için telin bir ucunu bir yere bağlayarak kendilerini hava akımlarına bırakırlar. Böylece yerlerinden havalanan örümcekler, karada 5 km, denizde ise yüzlerce km uzaklara savrulabilirler. Okyanuslardaki ıssız adalarda yaşayan örümcekler, hep böyle havadan gelmişlerdir. Sonbaharda bol bol rastlanan ağ telleri de uçan genç örümceklerden kalmıştır.
Saygilarla.

Çarşamba, Ağustos 02, 2006

SARARMIS SAYFALAR !...

23 Yasinda bir Delikanlinin Not defterinden Sene 02.08.1947




Gecen 60 sene

BAHCEYI KONTROL ETSEM..





Her sey yolunda buyurun sofraya dostlar.

Salı, Ağustos 01, 2006

BU GÜN HIC YAZMASAM...

LAMPYRIDEA / ATES BÖCEGI


Seneler oluyor onlari görmiyeli.Kücüktüm bahcemde yaz geceleri pesleri sira kosardim.Gecenin karanliginda yesil yesil yanarlardi.Denizlerin yakomozlari varsa, bahcelerin de yakomozlari onlardi.2000 cesidi oldugunu biliyormuydunuz.Tabiki hepsi isimazdi Yanliz benim bahcemdeki o agacin üstüne konarlar yesili bir baska yesil yaparlardi.Belki görmek istersiniz diye onlari sizler icin davet ettim.Sizleri cok sevdiler artik bir kösede bu yaz geceleri sizler icin sevgi dolu yüreklere isiyacaklar. Onlar cok uzak yoldan geldiler.Bir tanesi anlatti bana daha neler yaptiklarini.Kardesleri Brezilya da Fakir cocuklarin geceleri kitap okuyabilmeleri icin bir kavanozun icinde toplanip onlara isik olurlarmis.Bazi zamanlar yollarini gecenin karanliginda aydinlatirlarmis.Onlar icin siirler,Filimler sevgililer ask sarkilari bile yazarlarmis. Bir ilim adami onlari anlatirken :)Ateşböceklerinin yaydıkları ışığın en önemli özelliğinin, ateşle
ve sıcaklıkla ilgisinin bulunmaması olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Yusuf
Zeynalov, şöyle konuştu:
''Buna (soğuk ışık) denir. Günümüzde aydınlatma teknolojisinin
ulaşmaya çalıştığı bir hedef, ateşböceğindeki bu sistemdir. Normal bir
ampul, elektrik enerjisinin ancak yüzde 3-4'nü ışığa dönüştürüp, kalan
kısmını ısıya dönüştürür. Ateş böcekleri ise yüzde 100 verimle ışık
üretir. Ateş böceğinin ışığı, hemen hiç ısı çıkmadan oluşur. Sıradan
bir ampulde etkinlik derecesi ancak yüzde 3'dür ve yüzde 97'si
kaybolur. Bu derece, ateş böceğinde yüzde 90'dır.''


Bizler ateş böcekleri
Yanıp yanıp sönüyoruz
Zifir siyah gecelerde
Dönüyoruz, dönüyoruz

Karanlık uçsuz bucaksız
Dibi dipsiz görüyoruz
Bıkmadan hiç usanmadan
Pırıltılar veriyoruz

Bitab düşse de kanatlar
Gün ışıklar dokuyoruz
Bu fermansız gecelere
Gün fermanlar okuyoruz .

Sevgili dostlar bu sicaklarda uyuyamadiginiz zaman benim bahcenin kapisi yoktur.Gelin o agacin altina belki gülüne askini anlatan bülbülü de dinlersiniz.

Kalin saglicakla.


Pazartesi, Temmuz 31, 2006

BIR YAPRAK DAHA DÜSTÜ...







Duygu Asena bu kez erkeklerin dünyasına giriyor. O dünyanın en gizemli yanlarına el atıyor. En farklı yanlarını ortaya çıkarıyor. Paramparça’nın kahramanı bir yanıyla klasik bir erkek gibi yaşayan, diğer taraftan da erkeklerle ilişkilerini sürdüren bir adam. Küçük bir kentte, resmî görevli, evli ve çocuklu. Hayatı çözmeye çalışan, ancak çözmeye çalıştıkça daha da zorlanan, kendini, cinselliğini, ruhunu bir türlü tam olarak anlayamayan bir erkek.




DUYGU ASENA
19 Nisan 1946 yılında İstanbul’da doğan Duygu Asena, İstanbul Üniversitesi Pedagoji Bölümü’nü bitirdi. Asena, “Kadınca”, “Onyedi”, “Ev Kadını”, “Bella”, “Kim”, “Negatif” dergilerini yönetti. Milliyet gazetesinde başladığı köşe yazarlığını Cumhuriyet ve Yarın’da sürdürdü.
İlk kitabı “Kadının Adı Yok”la adını duyuran Duygu Asena, geniş bir okur kitlesine ulaştı. Ancak “Kadının Adı Yok”, 1998’de müstehcen bulunarak yasaklandı. Yayınına 2 yıllık dava süreci sonunda izin verilen kitap, yönetmen Atıf Yılmaz tarafından filme alındı.
Asena’nın diğer kitapları ise, “Aslın da Aşk da Yok”, “Kahramanlar Hep Erkek”, “Aynada Aşk Vardı”, “Paramparça” bulunuyor.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden (TGC) yapılan yazılı açıklamaya göre, Asena için Salı günü saat 10.00’da Vatan gazetesinde, saat 11.00’de ise Atatürk Kültür Merkezi’nde tören düzenlenecek.
Duygu Asena’nın cenazesi, öğle vakti Teşvikiye Camii’nde kılınacak namazın ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

Bedeni bir gün topraga karisacak.Ruhu kitaplarinda bizlerle olacak.
Yakinlarina ve okuyucularina bas sagligi dilerim.
Saygilarimla