Film/Belgesel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Film/Belgesel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Perşembe, Ekim 23, 2008
MUSTAFA ...
ERDIL
“Mustafa”, Atatürk’ü askeri, siyasi ve insani yönleriyle anlatıyor. Onu benzerlerinden ayıran, anlatılanların resmi dilin dışına çıkması...
Can Dündar ve ekibinin hazırladığı film için, Atatürk’ün ayak bastığı her coğrafyanın izinden gidildi. Selanik’ten Şam’a, Berlin’den Sofya’ya... Doğduğu odadan, hayatını kaybettiği odaya kadar Mustafa Kemal’in hayatının her karesi için kilometrelerce yol kat edildi.
Cumhurbaşkanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı arşivleri başta olmak üzere, yerli ve yabancı pek çok arşiv özel izinle açıldı. Atatürk’ün daha önce görülmemiş fotoğraflarına, hatıralarını yazdığı not defterlerine, yakınlarına yolladığı çok özel mektuplarına, günlüğüne, elyazmalarına ulaşıldı. Onu anlatan kitaplar, yerli yabancı basın, diplomatik yazışmalar tek tek tarandı. Geride bıraktığı eşyalar, anılar, belgeler, çalıştığı karargahlar, yaşadığı evler, sevdiği müzikler, söylediği sözler derlendi.
29 Ekim’de vizyona girecek “Mustafa”, seyirciyi, özellikle de yeni nesli Atatürk’ü yeniden keşfe davet ediyor.
Saygılarla.
Etiketler:
Film/Belgesel
Cuma, Nisan 18, 2008
YARATILIŞ...
Perfeksiyon "mükemmellik" yaşam boyu özlemini çektiğimiz bir unsur.Bir galeriye gittiğimiz zaman, bir resmin karşısında veya okuduğumuz bir esere duyduğumuz hayranlık.Kulaklarımızı dolduran bir melodi,tiyatro perdesinin kapanması ile eseri ayakta dakikalarca alkışladığımız anlar.Hepsi mükemmel bir dizayn ile yaratılmış insanın eseri olduğu bir gerçektir.Peki ya insan, onun yaratılışı, oradaki perfeksiyon.
Insana da gereken sevgi ve saygıyı verebiliyormuyuz.Yoksa bu mükemmel varlıği gereğince tanıyormuyuz.Bu da sorgula-bilinir.İsterseniz aşağıda bu Perfeksiyonu birlikde izliyelim.Onu; biraz daha yakından tanıyalım.
Saygılarla
Insana da gereken sevgi ve saygıyı verebiliyormuyuz.Yoksa bu mükemmel varlıği gereğince tanıyormuyuz.Bu da sorgula-bilinir.İsterseniz aşağıda bu Perfeksiyonu birlikde izliyelim.Onu; biraz daha yakından tanıyalım.
Saygılarla
Etiketler:
Film/Belgesel
Perşembe, Mart 20, 2008
HARPLERIN GERCEK YÜZÜ...
5 Yılın anatomisi "Onlar bu zaman içersinde;' Hiç Bahar Görmediler' "
Acı ama gerçekler...
Karelerle insanlık ayıpları...
Gördüklerimiz /Unuttuklarımız/ Görülecekler...
Özgürlükler adı altında...
Harpler : Yaşam ile Ölüm arası ince çizgiler.
Bekleyiş : Güvercinin getireceği zeytin dalı...
Saygılarla.
Etiketler:
Film/Belgesel
Perşembe, Şubat 21, 2008
Cuma, Şubat 01, 2008
Cumartesi, Ocak 19, 2008
Cumartesi, Eylül 01, 2007
Cuma, Ağustos 31, 2007
Perşembe, Ağustos 30, 2007
Pazartesi, Haziran 11, 2007
KENE...
Bu gün sizlerle bu ufacık paraziti tanımaya çalışalım.
Aşağıda seyredeceğiniz Filmin Internet haklarını ihlal etmemek için Türkçe'ye çeviremedim.Anlayışla karşılıyacağınızı sanıyorum.
Kene nedir?
Keneler 0,2 ile 0,3 mm arası uzunluktadır. Onların sekiz adet bacakları vardır, ve örümcekler ve köpek keneleri ile akrabadır. Kolayca alerjiye sebep olmalarının haricinde, insanlara zararsızdırlar. Isırmazlar ve herhangi bir türde bulaşıcı hastalık saçmazlar. İnsanlar ve hayvanlardaki kepeklerle beslenirler. Bazı diğer türleri, un tozu ile de beslenir. Bir kene sadece bir ay yaşar, ancak dişi kene her seferinde 20-30 adet yumurta üretir. İç çevrenin uygun şartlar içinde olması durumunda, bir sürü kene üreyebilir. Kene Norveç'te en fazla Kasım ile Şubat ayları arasında ürer. Bu müddet ise ev içinde en fazla zaman geçirdiğimiz süredir. Keneler, evdeki evcil hayvanlara ek olarak, polen sezonu dışında, alerjik rahatsızlıkların en önemli sebeplerinden birisidir.
Kene (Ixodoidea), eklem bacaklıların örümceğimsiler (Arachnida) sınıfından kan emici ve gözsüz bir dış parazittir. İnsan, koyun, köpek, kedi, deve gibi canlıların derilerine yapışarak kanlarını emer. "Asıl kene" olarak bilinir.
Keneler virüs, bakteri ile protozoon ve Rickettsia adlı parazitleri taşıyabilirler ve bu ciddi enfeksiyon etkenlerini kanını emdikleri insan ve hayvanlara aktarırlar:
Lyme hastalığı (Borreliosis) genelde kene isirmasi ile insana gecen Borrelia burgdorferi adli bakterinin yol actigi bir hastaliktir.
Hastalik degisik sekillerde ortaya cikar. Deride kizariklik nezleye benzer belirtilerle baslar ve kaslarda, sinir sisteminde, psikiyatrik ve kalp rahatsizliklari olarak kendini gosterir. Genelde hastalik antibiyotiklerle tedavi edilebilir sayet tedaviye hastaligin ilk donemlerinde baslanilirsa.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA veya Kırım-Kongo Hemorajik Ateş, KKHA) keneler (özellikle Hyalomma cinsi) yoluyla bulaşan, zoonotik enfeksiyona yol açan bir viral hastalıktır.Sendrom Türkiye'de ilk kez 2002 yılında ortaya çıkan epidemi sırasında tanımlanmıştır.
İlk kene ısırığından itibaren yaklaşık 2 ile 12 gün arasında değişen bir enkübasyon süresi vardır. Hastane kaynaklı enfeksiyonlarda ise (nozokomiyal enfeksiyon) enkübasyon süresi 3 ile 10 gün arasında değişir.
Enkübasyon süresinin ardından grip-benzeri semptomlar görülmeye başlar. Bunlar yaklaşık bir hafta sonra dinebilir. Bununla birlikte hemoraj belirtileri rahatsızlığın ilk 3-5 gününde görülmeye başlar: öncelikle duygudurumda dalgalanma, ajitasyon, zihinsel karmaşa ve boğaz peteşileri. Daha sonra burun kanaması, kanlı idrar ve kusma görülür. Karaciğer şişer ve ağrır. Bunların dışında trombositopeni ve lökopeni laboratuvar bulguları arasındadır. Ayrıca aspartat aminotransferaz (AST), alanin aminotransferaz (ALT) ve laktat dehidrogenaz (LDH) oranlarında yükselme görülür.
Semptomların ilk ortaya çıkışından 9-10 gün sonra hastalar iyileşme belirtileri gösterir, fakat %30'u rahatsızlığın 2. haftasında ölür.
Lymne-Borreliose : Ateş ve baş ağrısı, beyin zarı iltihabı ve kalp problemleri
FSME : Ateş, baş ve eklem ağrısı, bazen de menenjit.
1. Kenenin hızlı bir şekilde fark edilip baş kısmı içeride kalmayacak şekilde vücuttan çıkarılmasıdır.Vücutta kene ile geçen her saniye hastalık riskinin artması demektir. (Teknik olarak en uygun Tickner cihazıdır. Tickner ile kene dondurulup virüs aktarımı en aza indiriliyor.)
2. Kenenin bulunabileceği yeşillik alanlara veya su kenarlarına gidildiği zaman kene ve haşere uzaklaştırıcı spreyler vücuda ve kıyafetlere sıkılmasında fayda vardır.
3. Kene ısırmasından hemen sonra 1-2cm kızarıklık oluştuğu zaman doktora veya hastaneye başvurulması önerilir. Kene hastalıkları için gerekli antibiyotik, hap veya serum tedavisine başlanmalıdır.
Yukarda seyrettiğimiz görselde anlatıldığı gibi Doga'da 3 değişim geçirerek kene olarak oluşmaktadır.Gene gördügümüz gibi bizlere nasıl ulaşabildiği animasyon'da belirtilmiştir.Gözleri olmadığı halde diğer canlıların çıkartmiş olduğu koku sayesinde avına ulaşabilmektedir.Isırdığı zaman acı duymamızın nedeni de salmış olduğu bir sıvı sayesinde tıpkı anestezi yapılmış durumuna gelen yer acı duymamızı önlüyor.Gene yukarda belirtildiği gibi kenenin başına en yakın noktadan çıkarılması tavsiye ediliyor, diğer taraflarına teması onun kızması neticesi ile saldığı bakteriler bir çok rahatsızlığa yol açmaktadır.
"GEÇİRMIŞ OLDUĞU BAKTERİLER KANA KARIŞMASI İLE GÖRSELDE BELİRTİLDIĞI NOKTALARA ULAŞARAK" bizlerin ölümüne bile yol açabiliyor.
Bu gün bilindiği kadar 650 çeşidi bulunmaktadır.Bazıları çok tehlikeli olmakla beraber zararsız olanları,ve alerjik rahatsızlıklarına neden olanlarıda bulunmaktadır.
Hepimize Kene'siz bir hafta başlangıcı dileği ile.
Saygılar
Etiketler:
Film/Belgesel
Cumartesi, Haziran 02, 2007
Kullandığımız suyu ne kadar tanıyoruz. I.
Bahçem de çocuklar için hazırladığım görsel filimle başlasak ne dersiniz ?
Su yeryüzünde hem sıvı, hem katı, hem de gaz olmak üzere her üç formda bulunan tek öğedir.
İnsan hiçbir şey yemeden haftalarca yaşayabilirken, su içmeden en fazla 1 hafta yaşayabilir. (Su içmeden en uzun yaşam süresi 17 gün olarak rapor edilmiştir)
İnsan vücudunun yüzde 66’sı, insan beyninin yüzde 75’i sudur.
Tavuğun yüzde 75’i, portakalın yüzde 80’i, karpuzun yüzde 95’i sudur.
Su yeryüzünün sıcaklığını düzenler.
İnsan vücudunun sıcaklığını düzenleyen yine sudur.
Yeni bir arabanın üretimi için 150 ton suya ihtiyaç vardır.
1 ton çelik üretmek için 240 ton, 1 fiçi bira elde etmek için 5600 litre su kullanılmaktadır.
1 kutu meyve ya da sebze konservesi elde etmek için 35 litre su kullanılmaktadır.
Birde devamlı olarak ; yer altı suları veya kaynak suları diye bahs edilir.Peki kısaca bu nedir :
Yeryüzüne inen yağmur, kar suları vs. topraktan süzülerek yerin 20-30 metre altına kadar iner. Ta ki geçirgen olmayan tabakaya (örneğin kaya) rastlayana kadar...
Sular burada birikir ve kendilerine bir yol bularak tekrar yeryüzüne çikar. Yeryüzüne çıkarken tekrar yağmur, kar suları gibi kaynaklardan beslenirler. Bu şekilde yeryüzüne çıkan sular kaynak suyu adı altında sınıflandırılıyor.Yer altı suyu ise geçirgen bir tabaka bulup yer üstüne çıkamayan ve yeraltı havzasında biriken sudur.
İnsan ve canlı yaşamı için hayati öneme sahip olan su kullanılabilir olması için tehlikeli kimyasallardan ve bakterilerden temizlenmiş olması gereklidir. Ayrıca derelerden ırmaklardan ve göllerden alınarak yerleşim yerlerindeki insanların kullanımına sunulan su belirli standartlara uymak zorundadır. Aksi durumda kullanılması tehlikeli sonuçlar doğurabilmektedir. Günümüzde teknolojinin gelişmesi, nüfus artışı gibi etkenlerden dolayı su kaynakları olan dereler, göller ve yeraltı suları aşırı kirlenme ile yüz yüze kalmaktadır. Yerleşim yerlerinin (şehir, kasaba, vs.) ve fabrikaların atık suları derelere veya göllere bağlanmaktadır.
Atık sulardaki kimyasal maddeler ve organik bileşikler suda çözünmüş olan oksijenin miktarının azalmasına sebep olur. Bu da suda yaşayan bitki ve hayvanların ölüm oranlarını artırmaktadır. Bu tür sular daha koyu renge ve pis kokuya sahiptirler. Hatta bazı göller veya derelerde aşırı kirlenme sonucu canlı yaşamı sona ermiş ve içerisinde atıklardan meydana gelen adacıklar oluşmuştur. Çiftçiler tarafından daha verimli ürün elde edebilmek için kullanılan gübreler, yağmur gibi etkenlerle yeraltı ve yerüstü sularına karışmaktadır.Yüksek oranda nitrat (NO-3) ve fosfat (PO4-3) içeren gübreler suya karıştığında suda yosunların daha fazla üremesini sağlar bu da yosunların diğer canlılardan daha fazla oksijen kullanmasına sebep olur ve diğer canlıları tehdit eder. Bu tür sularda pis kokulu ve kötü tatlı olurlar.
Benzer olarak deterjanlar ve tarım ilaçları da su kaynaklarını önemli ölçüde kirletmekte olup canlı hayatını tehdit etmektedir. Ancak, bu kullanılan maddeler bakteriler tarafından parçalanabilir hâle getirilebilirse, kirlenme oranı azaltılabilir. Radyoaktif atıklarda gün geçtikçe tehlike oluşturmaktadır. Bu atıklar belirli şartlarda saklanmaktadır. Fakat, bazı durumlarda kaza ile veya bilinçsiz bir uygulama ile tabiata ve yer altı sularına karışmaktadır. Radyoaktif atıklar tarafından yayılan radyasyon ise canlılarda kanser ve mutasyonlara sebep olmaktadır. Fabrikalar genellikle dere veya göl kenarlarına kurulurlar çünkü soğutma ve diğer işlemler için suya ihtiyaç vardır. Soğutma amaçlı kullanılan dere veya göl suyu kimyasal olarak kirlenmeden tekrar göle veya dereye döner. Fakat, bu su biraz ısınmış olur. Meselâ, yaz aylarında fabrikaya yakın suların sıcaklığı 25°C civarındadır. Sudaki sıcaklık artışının iki kötü sonucu vardır. Birincisi, ısınan su içerisinde, çözülen oksijen miktarı azalır. İkinci sonuç ise, sıcaklık artışı ile sudaki maddelerin çürüme ve bozunma hızları artar. Bunun sonucu olarak çürüme de sudaki oksijeni tükettiği için, sudaki oksijen miktarı daha fazla azalır. Suda çözünen oksijen miktarının azalması su altı hayatını tehdit eder. Doğal dengeyi bozan ve su kaynaklarını kirleten etkenleri ortadan kaldırmak için son yıllarda yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Yerleşim yerlerinin atık suları arıtma istasyonlarından geçirildikten sonra tabii su kaynaklarına verilmekte, fabrikalara filtre ve arıtma tesisleri konmakta, tabiata zarar vermeyecek yeni ürünler elde edilmektedir. Bütün bunların yanında insanlar çevreyi koruma adına bilinçlendirilmektedir. Çünkü, insanlar artık şunun farkına varmıştır. Dünya bir tanedir ve onu koruyacak yine insanlardır.
Birinci bölümde bazı kaynaklardan topladığım bilgileri sizlerle paylaştim ikinci bölümde ise sizlerin katkılarına ihtiyacım olacak.
Birey olarak ne yapabiliriz o suyun içinde saf bir damla nasıl olabiliriz.
Gelin bunu kendi bloğlarınızda birer yazı ile paylasın.Ancak bu bilgi zinciri bizleri temiz bir saf suya ulaştırabilir.
Saygılarla.
Kaynak: Kimya 1, Sürat yayınları, Altın seri, Necdet Çelik, Ali Rıza Erdem, Ayhan Nazlı, Varol Gürler, Hulusi Patlı, Hasan Karabürk, 1997, İstanbul,Turkuaz yayinlari.
Su yeryüzünde hem sıvı, hem katı, hem de gaz olmak üzere her üç formda bulunan tek öğedir.
İnsan hiçbir şey yemeden haftalarca yaşayabilirken, su içmeden en fazla 1 hafta yaşayabilir. (Su içmeden en uzun yaşam süresi 17 gün olarak rapor edilmiştir)
İnsan vücudunun yüzde 66’sı, insan beyninin yüzde 75’i sudur.
Tavuğun yüzde 75’i, portakalın yüzde 80’i, karpuzun yüzde 95’i sudur.
Su yeryüzünün sıcaklığını düzenler.
İnsan vücudunun sıcaklığını düzenleyen yine sudur.
Yeni bir arabanın üretimi için 150 ton suya ihtiyaç vardır.
1 ton çelik üretmek için 240 ton, 1 fiçi bira elde etmek için 5600 litre su kullanılmaktadır.
1 kutu meyve ya da sebze konservesi elde etmek için 35 litre su kullanılmaktadır.
Birde devamlı olarak ; yer altı suları veya kaynak suları diye bahs edilir.Peki kısaca bu nedir :
Yeryüzüne inen yağmur, kar suları vs. topraktan süzülerek yerin 20-30 metre altına kadar iner. Ta ki geçirgen olmayan tabakaya (örneğin kaya) rastlayana kadar...
Sular burada birikir ve kendilerine bir yol bularak tekrar yeryüzüne çikar. Yeryüzüne çıkarken tekrar yağmur, kar suları gibi kaynaklardan beslenirler. Bu şekilde yeryüzüne çıkan sular kaynak suyu adı altında sınıflandırılıyor.Yer altı suyu ise geçirgen bir tabaka bulup yer üstüne çıkamayan ve yeraltı havzasında biriken sudur.
İnsan ve canlı yaşamı için hayati öneme sahip olan su kullanılabilir olması için tehlikeli kimyasallardan ve bakterilerden temizlenmiş olması gereklidir. Ayrıca derelerden ırmaklardan ve göllerden alınarak yerleşim yerlerindeki insanların kullanımına sunulan su belirli standartlara uymak zorundadır. Aksi durumda kullanılması tehlikeli sonuçlar doğurabilmektedir. Günümüzde teknolojinin gelişmesi, nüfus artışı gibi etkenlerden dolayı su kaynakları olan dereler, göller ve yeraltı suları aşırı kirlenme ile yüz yüze kalmaktadır. Yerleşim yerlerinin (şehir, kasaba, vs.) ve fabrikaların atık suları derelere veya göllere bağlanmaktadır.
Atık sulardaki kimyasal maddeler ve organik bileşikler suda çözünmüş olan oksijenin miktarının azalmasına sebep olur. Bu da suda yaşayan bitki ve hayvanların ölüm oranlarını artırmaktadır. Bu tür sular daha koyu renge ve pis kokuya sahiptirler. Hatta bazı göller veya derelerde aşırı kirlenme sonucu canlı yaşamı sona ermiş ve içerisinde atıklardan meydana gelen adacıklar oluşmuştur. Çiftçiler tarafından daha verimli ürün elde edebilmek için kullanılan gübreler, yağmur gibi etkenlerle yeraltı ve yerüstü sularına karışmaktadır.Yüksek oranda nitrat (NO-3) ve fosfat (PO4-3) içeren gübreler suya karıştığında suda yosunların daha fazla üremesini sağlar bu da yosunların diğer canlılardan daha fazla oksijen kullanmasına sebep olur ve diğer canlıları tehdit eder. Bu tür sularda pis kokulu ve kötü tatlı olurlar.
Benzer olarak deterjanlar ve tarım ilaçları da su kaynaklarını önemli ölçüde kirletmekte olup canlı hayatını tehdit etmektedir. Ancak, bu kullanılan maddeler bakteriler tarafından parçalanabilir hâle getirilebilirse, kirlenme oranı azaltılabilir. Radyoaktif atıklarda gün geçtikçe tehlike oluşturmaktadır. Bu atıklar belirli şartlarda saklanmaktadır. Fakat, bazı durumlarda kaza ile veya bilinçsiz bir uygulama ile tabiata ve yer altı sularına karışmaktadır. Radyoaktif atıklar tarafından yayılan radyasyon ise canlılarda kanser ve mutasyonlara sebep olmaktadır. Fabrikalar genellikle dere veya göl kenarlarına kurulurlar çünkü soğutma ve diğer işlemler için suya ihtiyaç vardır. Soğutma amaçlı kullanılan dere veya göl suyu kimyasal olarak kirlenmeden tekrar göle veya dereye döner. Fakat, bu su biraz ısınmış olur. Meselâ, yaz aylarında fabrikaya yakın suların sıcaklığı 25°C civarındadır. Sudaki sıcaklık artışının iki kötü sonucu vardır. Birincisi, ısınan su içerisinde, çözülen oksijen miktarı azalır. İkinci sonuç ise, sıcaklık artışı ile sudaki maddelerin çürüme ve bozunma hızları artar. Bunun sonucu olarak çürüme de sudaki oksijeni tükettiği için, sudaki oksijen miktarı daha fazla azalır. Suda çözünen oksijen miktarının azalması su altı hayatını tehdit eder. Doğal dengeyi bozan ve su kaynaklarını kirleten etkenleri ortadan kaldırmak için son yıllarda yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Yerleşim yerlerinin atık suları arıtma istasyonlarından geçirildikten sonra tabii su kaynaklarına verilmekte, fabrikalara filtre ve arıtma tesisleri konmakta, tabiata zarar vermeyecek yeni ürünler elde edilmektedir. Bütün bunların yanında insanlar çevreyi koruma adına bilinçlendirilmektedir. Çünkü, insanlar artık şunun farkına varmıştır. Dünya bir tanedir ve onu koruyacak yine insanlardır.
Birinci bölümde bazı kaynaklardan topladığım bilgileri sizlerle paylaştim ikinci bölümde ise sizlerin katkılarına ihtiyacım olacak.
Birey olarak ne yapabiliriz o suyun içinde saf bir damla nasıl olabiliriz.
Gelin bunu kendi bloğlarınızda birer yazı ile paylasın.Ancak bu bilgi zinciri bizleri temiz bir saf suya ulaştırabilir.
Saygılarla.
Kaynak: Kimya 1, Sürat yayınları, Altın seri, Necdet Çelik, Ali Rıza Erdem, Ayhan Nazlı, Varol Gürler, Hulusi Patlı, Hasan Karabürk, 1997, İstanbul,Turkuaz yayinlari.
Etiketler:
Film/Belgesel
Pazar, Mayıs 27, 2007
CUMHURİYET MİTİNGİ BERLİN

Dünyanın neresinde olursak olalım.Laik bir Cumhuriyet için yürüdük ve yürüyeceğiz.Bizler Ulu önder ATATÜRK'ün çocuklarıyız.
Saygılarla.
Saygılarla.
Etiketler:
Film/Belgesel
Salı, Mayıs 15, 2007
INSAN ve !...
Asagida filmi seyretmenizi tavsiye etmem.Cocuklara tamamen yasaktir.
Hikayemiz Avrupanin medeni bir ülkesinde gecmektedir.Tamamen hakikat olup gizli kamera ile cekilmistir.Tabii ki tercih sizlerin filmi iki bölümde vermekteyim.Cok düsündüm sonun da yayinlamaya karar verdim.Belki bizlere bir seyler hatirlatir diye.Tekrar yaziyorum seyretmek icin bir kac defa düsünmeniz gerekir.
Bölüm I.
Bölüm II.
Aci ama gercek.
Saygilarla
Hikayemiz Avrupanin medeni bir ülkesinde gecmektedir.Tamamen hakikat olup gizli kamera ile cekilmistir.Tabii ki tercih sizlerin filmi iki bölümde vermekteyim.Cok düsündüm sonun da yayinlamaya karar verdim.Belki bizlere bir seyler hatirlatir diye.Tekrar yaziyorum seyretmek icin bir kac defa düsünmeniz gerekir.
Bölüm I.
Bölüm II.
Aci ama gercek.
Saygilarla
Etiketler:
Film/Belgesel
Cumartesi, Mayıs 12, 2007
Cuma, Nisan 27, 2007
KADIN OLMAK !...
Irak'da yapilan arkelog calismalarin neticesin de.M.Ö.ne ait oldugu sanilmakta olan görsel bazi belgelere ulasildi.Suskun erkek dünyasina sunulan bir görsel belge...
"Kadin olmak"
Saygilarla.
"Kadin olmak"
Saygilarla.
Etiketler:
Film/Belgesel
Çarşamba, Şubat 28, 2007
DÜNYAMIZI TANIYALIM
Posta kutuma geldi.
Bayraklarin kösesindeki yazilarin icerikligi.
BURKINA :
1 Yasina gelmeden ölen cocuklar.
3 Yasina gelmeden ölen cocuklar.
Erisken yaslara gelen cocuklar.
CIN :
14 Yas altinda calisan cocuklar
14 Yas altinda okula giden cocuklar.
KOLOMBIYA :
Muz ihracati.
Kahve ihcrati.
Kokain ihracati.
AVRUPA BIRLIGI :
Petrol tüketimi.
Petrol üretimi.
SOMALI :
Aile ici siddete mahruz kalan kadinlar.
Aile ici siddete maruz kalmiyan kadinlar.
A.B.D.:
Irak savasini destekliyenler.
Irak savasina karsi olanlar.
Irak'in nerede oldugunu bilmiyenler.
ANGOLA:
Hiv virüsü tasiyanlar.
Sitma virüsü tasiyanlar.
Tibbi bakim imkani olanlar.
BREZILYA:
Ayda 10 $ Dolardan az yasiyanlar.
Ayda 100$ Dolardan az yasiyanlar.
Ayda 1000 $ Dolardan az yasiyanlar.
Ayda 100,000 $ Dolardan az yasiyanlar.
Bu email icin Sn Oya hanima tesekkür ederim.
Saygilarla.
Etiketler:
Film/Belgesel
Pazar, Şubat 18, 2007
BEYNIMIZ IV..
Final kisminda Beynin olgun devresini görmeye calisacagiz.
ERDIL
Dört kisimlik bir bölümde sizlere biraz olsun ilkel olarak Beyni tanitmaya calistim.
Bunu yapmamin bir nedeni ise okul cagina baslamis cocuklarimiz da.Anne veya babalari
Bilgisayarlarina oturduklari zaman onlarla bu dökü filmi paylasabilmeleri icindi.Sizlerle gene bir baska belgesel filimde görüsmek üzere.
Bu filmi hazirlarken internet sayfalarinda ve tv kanallarindaki belgeselleri hazirliyanlara tesekkür ederim.
Saygilarla.
ERDIL
Dört kisimlik bir bölümde sizlere biraz olsun ilkel olarak Beyni tanitmaya calistim.
Bunu yapmamin bir nedeni ise okul cagina baslamis cocuklarimiz da.Anne veya babalari
Bilgisayarlarina oturduklari zaman onlarla bu dökü filmi paylasabilmeleri icindi.Sizlerle gene bir baska belgesel filimde görüsmek üzere.
Bu filmi hazirlarken internet sayfalarinda ve tv kanallarindaki belgeselleri hazirliyanlara tesekkür ederim.
Saygilarla.
Etiketler:
Film/Belgesel
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

