Çarşamba, Ocak 31, 2007

Hi hi hi...

Customize your blog
-Dedecim hayrola nereden geliyorsun ?
- Isten geliyorum evladim..
- Eve mi !..
- Yok emekli oldum.Mezara.

Almanya' da emekli yasi 67 oluyor.Vatandas sokaklara dökülmeye hazirlaniyor.

Salı, Ocak 30, 2007

RESİM CİZMEYE KALKTİM !...


Bu gün kendimi sanata adadım önümde Tual'im.Rengarenk boyalar bir yanımda, diğer yanımda çeşitli irili ufaklı fırçalar.Geriye kaldı çizilecek resim.Kafamda o kadar tilkiler çakallar dolaşıyor ki ! Tam fırçamı vuracağım zeminin beyazına.Aklıma dün akşam ki Camii ziyareti yapan Dünya Bankası temsilcisi geliyor.Sonra; Kamereman kardeşim altın bulmuşçasına delik bir çorabı zomluyor.Belki onun için o anki herşeyi çekme, hiç bir şeyi kaçırmama kurgusu.Ya onu yayınlamakla sorumlu kişi !..Sonra muhabirin sokaktaki insanla röportajları.Eh adam Basına Türkiye'nin bu son 25 yılda başarılarından bahs ederken!.. Banane bee.Benim için adamın çorabı o delikten çıkan, daha doğrusu guguk diyen parmak.Aferin Yayın müdürüm sen olmasan çizeceğim resmi bulamazdim.
Yok şimdi Tual içinde ayak çorap filan vazgeçtim...

Yoksa Toplanan cd lerimi ? Galiba adına Porno deniyor başına da çocuk eklenen.Binlerce yüzbinlerce her üç güne bir de toplanıyor.Bakın bu olabilir. Masum saf çocuk yüzlerini cd'ler üzerine çizmek.Doğa da papatya tarlaları gibi bir resim.Çizeyimde ya o papatyaları toplıyacak yüz binler, milyonlarca salyalı tipleri Tualime nasıl sığdıracağım...

Dur bakayım ince belli sarısın mavi gözlü kadınları cizsem kaldırım kenarında turalıyan.Bir de İskeleye yanaşan şehir hatları vapurları gibi, bu herifler olmasa...

Yuh be ne zormuş insanın kafasında, tilkiler, çakallar dolaştığı zaman resim yapmak.

Saygılarla.

Pazartesi, Ocak 29, 2007

!..


Ince cizgiler..

Pazar, Ocak 28, 2007

PAZARIN SOHBETI..


Havada bir bir şeyler var, nefes aldıkça bizi bizden çıkaran; Sis gibi, duman gibi, ciğerleri yakan.Siyah harflerin beyaz kağıda döküldügü yerde bir kavga var.Öyle bir gün ki yazdığımızı okumuyoruz.Okuduğumuzu anlamıyoruz.Gazetenin baş sayfasında.Birbirini yiyen,küfürler eden eğitmeni okuyoruz.Bir ertesi gün eğitmenine saldıran talebeyi tanıyoruz.
Televizyonda dehşetin nedenleri"dizileri" gösteren oturumlar yapıyoruz.Arada verdiğimiz reklamda konuştuğumuz dizinin pek yakında yeni dizilerini anons ediyoruz.Dış odaklar diye avaz avaz bağırıyoruz.İçerde olup bitenleri unutup gidiyoruz.Havada birşeyler var artık herşeyi çok çabuk unutuyoruz.Raflarda ki tozlanmaya yüz tutmuş dosyaları yazar iken.Bir yenilerini eklemeye çalışıyoruz.Erken seçim diye bağırıyor seçim ertesi değişen hiç bir şey olmadığını görüyoruz.Bir soru sorduğumuz zaman ben seçmedim diyoruz.Her seferinde seçim sisteminden
şikayet ediyor.Değiştirmeye çalışmıyoruz.Filanca, filancayla.Topu topu sayıları 150 kişinin yaşamını günü gününe merakla takip ederken.Köse başında her an patlamaya hazır bekliyen bombaları göremiyoruz.İlk okul önlerinde uyuşturucu satıcılarını ekranda seyrederken.Köse başlarında ellerinde mendil satan,boya sandığı,terazisi ile aramızda gezen bu çocukları göremiyoruz.Bu günü yaşıyor.Yarını artık görmez oluyoruz.Dedim ya havada bir şey var her nefes aldıkça bizi bizden çıkaran.
Kalın sağlıcakla hayırlı pazarlar.
Saygılar.

Cumartesi, Ocak 27, 2007

KAR ve NEY...



ERDIL

Cuma, Ocak 26, 2007

SAYGI !... (Arkada biraktiklarina.)

Iki gündür Televizyonlar yorumlar,Haberler,Gazeteler,Anketler.Bu gün yazmak gelmedi icimden.Sitemi bu gün kimse okumasin.
Bu dünyada, bir ülke var, o ülkede bir sehir, o sehirde bir hane,o hanede ici yanan bir Anne, bir es, cocuklar, torunlar var.Onlari gözlüyor.Onlari icimde hissediyorum.
Haberleri,gazeteleri okumuyor,dinlemiyorum.
Karanlik kösemden yanliz o haneyi icimde yasiyorum.
Saygilarimla.

Perşembe, Ocak 25, 2007

BU DA BIR BASKA KIRLILIK!..


Bu gün kirliliğe karşı insan oğlu devamlı mücadele vermiştir.O; onun için her zaman bir tehlike teşkil etmiştir.İster bu evimizin içinde olsun isterse sokaklarda, doğa da, her yerde .Bir çok araç ve gereçlerle onunla mücadele etmişizdir.Bu gün karşımızda hijyen kirliliğin yani sıra ses,ışık aldığımız nefesin bile kirliliği çıkmıştır.İnsan oğlu devamlı olarak verdiği mücadelesi ile bir yerde onunla baş edebilmektedir.Cünkü onunla mücadele edebilecek mükemmel bir makinaya sahiptir.Bu üretken makinaya Beyin diyoruz.Onun üretimi ise düsüncelerdir.Peki hiç bunun da kirliliği olabilirmi ? Karşımıza en tehlikeli şekilde çıkmaya kalkarsa ne olur.Bu kirliliği üretebilecek,manipüle edilecek mekanizmalar, yapay olarak ortaya çıkarsa sonuçları nasıl olur.Nerelere varabilir,bu durum soğuk harp yıllarında çok daha net olarak gözler önüne serilmiştir.
Bu gün o mükemmel makinenin içi bir çok amaçlara hizmet verebilmesi için ayarlanabiliyor.Belki çok güzel üretim yapabilecek bu harika makina kirli düsünceler üretebilecek bir şekilde değişime uğraya biliyor.Buna halk değimi ile Beyin yıkama deniyor.Yıkama temizliği simgelerken burada ise kirliliğe yol açılmasını simgeliyor.İşte bizleri bekliyen en büyük tehlike de bu.Cünkü bu yıkanan beyinler yerleştirilecek her düsünceyi uygulamaya hazır duruma sokuluyor.Bizler bu eylemlere sebep olan kişileri bir zaman dilimi icin de tecrit etsek dahi.O kirlenmiş düsüncelerin yok olmasını sağlamış sayılmayız.Bu ancak aynı yöntemle giderilmesi gerekir.
Bu kirliliği önleye bilmemiz için düsünce ve fikirlerin içinde yaşadığımız toplumun anlayış kapasitesine uygun bir şekilde üretilmesi gerekir.Tabii bunu yasaklarla değilde düzeyin fikir değerlerinin birilerinin tekeli altına girmemesi için mücadele verilmelidir.
Geçmiş günlerde yaşanmış olan olaylar bunları göz önüne sermektedir.Bu gün toplumun fikir ve düşüncelere daha hazır olmadığımızın göstergesinin birer emsalleridir.
Bu gün değiştirilmesi istenen bazı kanunlar veya getirilicek yeni yasalar toplumun bir kesimi için değil tümünü kapsıyacak şekilde olması bir çok kirliliği önleyebilir veya asgari düzeye düşürebilir.Size aşağıda bir örnek vermek istiyorum.
" Ogün Şamaşt'ı azmettirdiği iddia edilen Yasin Hayal adliye girişinde "O**** ****** akıllı olsun" diye bağırdı."
İşte yeni düsünceler üretemiyen.Bunu artık fikir düsünce yönteminden çıkartıp cözümü kaosa bırakan eylemdir.Bu gün bir çok düsünce ve fikirler benim anlama kappasitemi aşmış olabilir.Bu durum karşısında bana düşen iki eylem kalmıştır.Ya bu düsünceler karşısında daha olumlu fikirler üretmek.Veya bu üretilen fikirleri saygıyla karşılamak.Eğer bu gün yazılan yazılar düsünceler toplumun bütün bir bölümünü ilgilendirmiyor,kapsamıyor ise ufacık bir bölümde sıkışıp bir zaman sonra ya benimsenir veya da yok olup gider.
Bu gün toplumlar içinde Tarih boyu gördügümüz.Düsünce ve fikirler o zamanın dilimi içersinde kabul edilmemiş olmasına rağmen.Bu gün onlardan faydalandığımız, iyiki varmışlar denebilmektedir.
Her ne şartlar altında olursa olsun bir düsüncenin karşısında ancak bir düsünce ile durula bilinir. Bu onunla savaşılabilecek en büyük silahtir.Eğer korkak bir toplum olarak kalmak istemiyorsak. İçimizde veya dışımızda menfaatleri uğruna birileri, birilerinin Beyinlerini yıkamalarına fırsat vermiyelim.
Saygılarla.

Çarşamba, Ocak 24, 2007

ONLARDAN ÖGRENDIKLERIMIZ...



ERDIL

GECENIN ICINDEN..


Gündüzün geceyi kucakladığı zaman
Güneş yıldızlara yer bıraktığı zaman
Gecenin siyahi beyaza baktığı zaman
Dökülür binlerce düsünceler .

Kar tanesi gibi içimize.
Her biri bir kristal ışıl ışıl
Hiç benzemez ,biri diğerine
Kimi rüzgara kapılır
Kimi beyaz örtü olur toprağa.

Yaşamın bir parçasıdır.
Günle gece,uçuşan kristaller,
Mevsimler gelir değişir düzen
Bizlerin değiştiği gibi.

Bu bir döngüdür yaşamda
Bir noktadır zamanda
Bir ben,bir sen , bir de o.
Gecenin koynunda ki kristaller.
H.A.E
2007

Salı, Ocak 23, 2007

BEYAZ HALKA ...

Beyaz Halka Bizler Kriminal magdurlara yardim ediyoruz.Diye yaziyor resmin üzerinde.
Firtinalari az bir hasarla arkamizda biraktik.E dogayi o kadar alt üst ettik ki bunlar belki de en güzel günlerimiz.Bu gün sizlerle belki aklimiz dan gecmiyen bir konuyu ele alacagiz.Internet sayfalarin da aradim bulamadim eger bu konuda bilgi sahibi iseniz lütfen yazin yorumlariniz icinde.
Biliyorsunuz ki, icinde yasadigimiz bu ortam icersinde her an bir madur durumuna düsebiliriz.Bu durum karsisinda Demokratik Devlet Hukuk sistemi hemen devreye sokar suclu adalet önünde muhakemesi yapilarak.Gereken cezasi Hukuk sistemi icersinde verilir.Bir yerde siz magdurun ugradigi haksizligi cezalandirir.Suclu kamu oyu önünde tecrit edilmis cezasi bitene kadar aramizda bulunmasi önlenir.Hukuk sistemi icersinde savunmasi icin bir avukat dahi verilir.Sorgulanmadan evvel muayenesi yapilir ruhi durumunun bozuk olup olmadigi doktor kontrolü tarafindan belirlenir.Artik o suclu Devletin sevkatli kollarindadir.Yaninda onu her tehlikeye karsi koruyacak muhafizlari vardir.Onlarin refakati ile muhakemelere gelir gider.Dedim ya o artik Devletin sevkatli kollari arasinda cezasi bitene kadar kalir.
Simdi gelelim benim merak ettigim konuma anliyacaginiz magdur tarafa.Sucsuz zarar görmüs kisiye.Yaralanmistir,sakat kalmistir,Ruhi psikolojisi bozulmustur,artik yasantisi hic bir zaman eskisi gibi olmiyacaktir artik yasami bundan sonra degismistir.Zorlu günler onun icin baslamistir.Yanliz onun icin olsa gene iyi cevreside bu cenberin icindedir.O alisa gelen ritim bozulmustur.Önünde onu bekliyen yanliz karanlik günler vardir.Psikolojik bozukluklar,Tedaviler belki de hayati boyunca tasiyacagi kabus dolu günler,sakatliklar.Bu arada adalet önünde tek basina ayni seyleri tekrar yasamasi suclu ile göz göze o anlarin tekrarlanmasi. Bu sürec icinde hep yanlizdir.O anda onun elini tutacak kimse yoktur yanin da.Ailesi haricinde peki onlar birer psikologmudur ne kadar yardim edebilir.Onlarin da bu sok icinde yardima ihtiyaclari yokmudur ?
Ya magdurumuz kimsesiz veya egitim düzeyi düsük bir kisi ise.Adalet yerini her zaman bulur suclu adaletin sevkatli kolu arasinda cezasini ceker.Magdur ise ona hic bir faydasi olmiyan adalete sevinir.Dosya artik kapanmis adalet yerini bulmustur.Peki ya magdur onun dosyasi o anda acilir.
Simdi sizlere soruyorum.O suc islendigi andan itibaren magdurun yaninda ona refakat eden onun icin, her zaman tipki sucluya acilan kollar gibi bir kurum veya bir dernek varmidir.Benim tek merakim bu.
Burada bu Kurumun adi Weiße Ring "Beyaz Halka" Peki Türkiye de bu kurumun adi nedir.Lütfen biliyorsaniz yazin.F tipi ceza evlerinden de önemli !...
Yoksa Adaletin Terazisi esitlenemez...
Saygilarla

Pazar, Ocak 21, 2007

PAZARIN SOHBETI..


Yukarda resmini gördügünüz Ağaç Burdur Ağlasun ilçesinde 1000 yıllık bir çınar.Sanki başı göğe değiçek , kökleri toprağa sıkı sıkı bağlı bir tarih.Doğaya kafa tutmuş, dimdik ayakta duruyor.Yaprakları rüzgarın esintisi ile bizlere çok şeyler anlatıyor.Güneşin ışınların dan bizleri yakmıyacak şekilde koruyor.O çınar esasında çok şey anlatıyor.Bizler onu anlamaya çalışırsak.
Her bir yaprağı ayrı bir öykü taşıyor.Bir gün geliyor o yapraklar toprağa dökülp bir yenilerine yer veriyor.Bu onun yaşam döngüsü.Onu hangi bir gözle izlersek anılarını sevgisini bize aynen anlatıp içimizde büyüyor.Bazen doğa içinde kolları kesilmiş yerlere serilmiş.Bir baltaya yenilmiş çınarlar, düsünceler görürüz.Birileri onları yok etmişlerdir.Düşünmeden bilgisizce haince canice.Nedeni ne olursa olsun bu hunharca katliam bizleri nice o yeşil yapraklardan düşünceler den yoksun kılmıya bırakacaktir.
O hazan mevsiminde teker teker dökülen bu yaprakları, bir hüzün duygusu içinde göremiyeceğimiz gibi, onun yerini alacak yenilerinin de sevincinden mahrum kalacağız.Gözlerimiz boşluğa takılacak onları arıyacaktir.Nice çınarlar yok edildiği zaman o güzelim yapraklar dan da mahrum kalmışdık.Bu gün onlara bilinsizce ister kendi ceheletimiz isterse bir başkası tarafından bu karanlığa itilerek yapılan katliamlar bizleri o güzelim yapraklardan mahrum bırakacaktir.Bre insanoğlu sana bahş edilen bu çınara,çınarlara iyice bak yaptığın her yanlış seni çorak yaşamlara sürükler.Bırak o çınarlar yukardaki resimdeki gibi 1000 nlerce yıl yasasın sana yeni yapraklar,düşünceler versin ışık tutsun iyilerini icine istemediklerini rüzgara ver, bırak zamana ,o yapraklar tek tek zamanları geldiği zaman kendiligin den dökülecekler yerlerini bir yenilerine vereceklerdir.Senin ise böyle bir gücün yok.Dokunma o yapraklara her kopartmaya çalıştığın bu yaprağın hiç bir zaman yenisi gelmez.Bu da zaman içersinde seni yok eder.Onların vatanları senin içindedir onların inançlarıda senin içindeki inançtir.
Kalın sağlıcakla iyi Pazarlar.
Saygılarla.

Cumartesi, Ocak 20, 2007

BILGISAYAR II..


Ana Bellek :
Bilgisayarimizda C harfi ile belirtilir.Bütün data'larimizin yazildigi yerdir.Buraya data'lar magnetik olarak icindeki Disk'e islenir.Normal Bellekler 1 dakika icersinde 7200 devir yaparlar.Daha hizli calisanlari da vardir.Onlar biraz daha sesli calisirlar.Dünkü bölümde gördügümüz.RAM lar gibi bizim islemlerimizi kayit ederler.Aradaki tek fark RAM'lara kaydedilen data'lar bilgisayarimizi kapattigimiz zaman yok olmalarina ragmen ana bellek deki datalarimiz bizler silmedikce kalirlar.Nasil calisirlar sorusunu sordugumuz zaman ,okuyan ve yazan ikibasligi oldugunu görürüz.Data'larimiz minik demir parcaciklari seklinde Elektro magnetik olarak Magnet Diskimize yüklenir.Bu yazilimin kendine has bir dili vardir.Bunlar 0 ila 1 olarak iki rakkamin kendi sistemleri icinde yazilir.Bu Disk normal CD veya DVD lerden cok daha fazla bir kapasiteye sahiptir.Eger bir örnek vermemiz gerekirse 250 'lik kapasiteli bir ana bellek 350 CD veya 60 DVD ye esittir.Ve onlardan cok daha hizli yazma/okuma kapasitesi vardir.Bu ana bellegi calistigimiz sys. icersinde 2 veya 3 bölüme ayirip vermis oldugumuz harflerle data'larimizi kümelendirebiliriz.Bu isleme Partition denir. Bilgisayarimiza yanda görüldügü gibi
bir bellegi monte edebiliriz.Normlari sabit oldugundan 4 vida ile monte edilir.Dün bahsi gecen enli kablomuz arkasindaki cok igneli yere baglanir.Hemen yaninda Elektrik kablo girisinede ceryan fisini takabiliriz.Baglantilar renklerle belirtilidir.Bir zaman gelirki bu bellegimiz bozulabilir.Onun üzerindeki datalari profesyönel firmalar tarafindan kurtarilma imkani vardir.Bu gün piyasa da Resim ve Film datalarimizi veya bizim icin önem tasiyan datalari kapasiteyi doldurmamak icin usb cikisimiza baglanabilinen seyyar belleklerde bulunmaktadir.Tabii bu bellekler onun kadar hizli calismazlar.

CD / DVD ROM :
Bilgisayarlarimizin icinde iki ROM vardir bunlardan bir tanesi üzerindeki datalari okuyan digeri ise diskin üzerine yazabilecegimiz ROM dur.Bu ister bir Müzik cd'si olsun isterse bir Filim veya diger datalar olsun okuyabilir.Diger ROM üzerine de bu data'lari kopliyabilir.Bu gün bu islemi bir arada yapabilem kompart ROM larda mevcuttur.Bilgisayarimizda ana bellegimizi partition yapmamis isek D veya ondan sonraki harfle taniriz.Montesi ayni Ana Bellegimiz gibidir.Tabii monte isleminden sonra Bilgisayarimiz onu tanir.Bize yanliz beraberinde verilen Cd.deki bilgileri yüklemek kalir.Bu Cd'lerin icerikliginde sanal resimlerle ayni Müzik Turmlari veya Film ekranlari gibi programlarla istedigimiz gibi calisabiliriz.Bu gün kullandigimiz system icersinde bazi taninmis firmalarin data lari sayesinde bazen bu islemleri bile yapmaya ihtiyac kalmamaktadir.
Cd'lerimizi yuvaya yerlestirirken data yazilim tarafini daima asagi gelmesini ve yuvaya iyice oturmasini dikkat etmemiz lazimdir bu disklerin üzerindeki data'lari yazan ve okuyan lazer isinli baslik sayesinde bilgisayaraimiza islenir.Bu basliklari temiz tutmak icin gerekli Cd veya piyasada siliciler vardir.Bilhassa sigara icilen ortamda cabuk kirlenir ve bozulurlar cünkü Nikotin tipki camlara veya perdelerimize yaptigi gibi bir filim üzerini kaplar bu okuyuculara zarar verirler.
DVD Romlar Normal cdleri okuyabilirler fakat Normal CD Romlar DVD leri okuyamaz.Cünkü DVD 'de olan datalar normal cd'den cok daha fazla kapasiteli olduklari icin.Dikkat edeceginiz bir konumda satin aldiginiz Müzik Cd lerin Bilgisayariniz'da calip calamiyacaginizi satin aldiginiz Müzik Cdlerinizin dis kabini kontrol ederek alin bazi koruyucu datalar nedeni ile bazi müzik cd'leri Bilgisayarinizda kullanamazsiniz.
YAZICI ROM :
Bugün eski 3,5 Disketlerin yerini almislardir.Bu gün yeni aldiginiz Bilgisayarlarda bu ROM lar standard bir parca olmustur.Onlarda da aynen okuyucu ve yazici baslik sayesinde Bos disklerinize istediginiz datalari yazabilirsiniz.DVD yazicilarin kapasitesi normal cd'lere göre fazla oldugundan DVD Romlar tercih edilmektedir.Tabii bu arada bos Cd ler le DVD Cd ler arasinda fiat farki olmaktadir.
SOGUTUCU :
Bilgisayarlarimizin icindeki elektrik akimlari nedeni ve ROM larimizda dönen Cd veya Ana Bellegimizin icindeki disk Bilgisayarimizin icersin de bir isi meydana getirir.Bu yandaki resimde gördügünüz pervane sayesinde Bilgisayarimizi soguturuz.
Eski bilgisayarlarda bu pervaneler cok sesli calisirlar arzu ettginiz taktirde ses sizi rahatsiz ediyorsa yeni sessiz modelleri ile degistirebilirsiniz.En önemli bölüm ise Bilgisayarinizin ömrünün uzun olamasini istiyorsaniz.Dolap iclerine veya pervanenizin acilim bölümünü perdelenmemesine dikkat etmeniz gerekir.Bu gün Profesyonel kisiler Bilgisayarlarin sogutma islemini sulu olarak aynen arabalarda oldugu gibi sogutmaktadirlar.
Yukarda anlatimlar 50 sinden sonra Bilgisayar ögrenmeye kalkan bir ihtiyar bir delikanlinin amatörce bilgileridir.Kendisi ile 40 li yaslarda tanismama ragmen aradan gecen 10 sene icersinde karsilastigim arizalar neticesin de Bilgisayarin nasil calistigina merak sararak bu yazilari yazdigim kutuyu kendim yaptim.Firsat buldukca icini acip eklemeler yapiyorum.Eh emekli bir insanin alacagi maasla devamli yenisini alamiyacagimiza göre arizalar karsisinda devamli tamir parasi verecegimize kendi bilgisayarimizi hem cok ucuza yeniliyor.Hem de teknoloji nigmetlerinden geri kalmamis oluyoruz.Pazartesi günü sizlere bazi modüllerin görevleri montelerinden bahs edecegim.
Saygilarla.

Cuma, Ocak 19, 2007

BILGISAYAR I..

Resimde gördügümüz Motherboard Bilgisayarimizin ana parcasi buna eklenecek parcalarla Bilgisayarimizi kurabiliriz.
1. Prozessör.
Bilgi sayarimizin kalbidir. CPU "Central Prosessing Unit" .Bu parcanin sorumlulugu Bilgisayarin bütün emirleri Programlara ilettigi parcadir.Kapasitesinin büyüklügü calismanizin sürratini ayarlar.Zaman icersinde Intel ve AMD sys.leri yaptiklari calismalarla cesitli kapasitede piyasa
sürmüslerdir.


2. Ram. "Calisma bellegi."

RAM Bilgisayarda bizlerin calisma masasidir .Onun kapasitesinin yüksek olmasi bizim ayni anda bir kac islemi birden yapmamizi saglar.Eger calisma masamiz bize yetmiyorsa .O zaman Yanda ki resimda görüldügü gibi RAM'mimizi degistirebiliriz.Dikkat edecegimiz iki konum.Yerlestiricegimiz RAM ayni kapasite de olmasi lazimdir.Bu da üzerinde yazilidir.DDR,SDDR RAM gibi.

dikkat etmemiz gereken diger konum ise eski ramlari kullanmamizdir bu durum karsisinda daha hizli calisma yerine frenlesmis bir bilgisayarla karsilasiriz.Bu gün piyasada l Gigabyt (1024)büyüklügünde RAM lar vardir.Eger grafik calismalari Film ve Resim calismalari ile ugrasiyorsak kapasitemizi yükseltmekte fayda vardir.Bu gün piyasada tipki altin gibi günlük olarak dolara paralel satilmaktadir.Montesi cok basittir modullarin giricegi ayaklarin yanindaki klipleri acarak titizlikle yuvalarina yerlestirilir.Bilgisayarinizda ki system onu tanir o yönden yapacaginiz bir islem yoktur.Eger yuvaya girmiyorsa o zaman yanlis RAM almis oldugunuz anlasilir.Cünkü her sys.min ayak yapisi ayridir. Bu gün bilgisayarinizi actiginiz zaman yukarda kösede RAM kadasitesini veya sistem bölümündende ögrenebilirsiniz.
3.PCI modullerin yerlestirildigi yer.
Bu bölüme Müzik kartinizi,Grafik kartinizi Tv/Radio/Film kartlari/Modem/isdn,LAN DSL Netzwerk karti.


Yerlestiriceginiz karti titizlikle.Yuvasina yerlestirin.Disari acilan bölümü vida ile sikistirin.Bundan sonrasini Bilgi sayariniz.Yeni bir modul eklendigini tanir.Size kalan bölüm ise

Satin alirken yaninda verilen Cd.yi bilgisayara yüklüyerek bu kartin nasil calismasi gerektigini bilgisayariniza bildirmis olursunuz.Eger almis oldugunuz.Bu kartin yanindaki bilgiler yetmedigi taktirde o Firmanin Internet sayfasina girerek en son bilgileri calisma bölümüne ekliyebilirsiniz.Bilmeniz gereken en önemli konum ise parcalarin bazen diger systemle calisirken problemler cikarmasidir.Bu sikayet üzerine firmalar önlemler alirlar.Böyle durumlar karsisinda Update yaparak bu arizalari bertaraf edebilirsiniz.Belki size biraz zor gibi görülsede yanlis yapmaniz olanaksizdir.Bilgisayariniz her islemde nasil yapmaniz gerektigini söyler.

4. PIL

Bu bölümde bilgisayarinizi zaman ve Numaratörlerini elektrige bagli olmadan.Tak da kalabilmesi icin dügme seklindeki pil. Eger Bilgisayariniz 6-12 ay gibi zaman icersinde kullanmaz iseniz.(Elektrige bagli olmadigi taktirde) Piliniz biter o zaman bir yenisi ile degistirmek zorunda kalisrsiniz .Yukarda bulundugu yer 4 ile belirtilmistir.Bazi programlarin taninmamasi BIO bölümünde tarihin silinmesi gibi arazlar acar.
5.Ana bellegin baglandigi yer.

CD.DVD veya Anabellgimizi birbirine bagliyan kalin enli kablonun baglanacagi yeri yandaki resimde görebilirsiniz.


6.Kullandiginiz modullerin elektrik alabildigi kisim.
7.Baglantilariniz.
Monitör,klavye/Fare,Yazici,Mikrofon/Hoperler,PS2,USB,Internet baglantilari.

Bu gün sizlerle Bilgisayarimizin icine amatörce baktik Icindeki parcalarin ne görevleri yaptigini ögrenmeye calistik.Esasinda korktugumuz kadar degil.Eger bu gün isterseniz kendiniz bir bilgisayari istediginiz normda yapabilirsiniz.Yanlis yapmaniz imkansiz gibi.Bu gün yapmis oldugunuz Pazel dan daha da kolay.Maliyetine gelince alacaginiz yeni bir bilgisayarin yari fiyatina imal edebilirsiniz.Herseyden önce ne icin kullanacaginizi önceden bildiginiz icin kullanicaginiz modüllerin kapasitesini secme imkaniniz var.Yarin ki bölümde CD.Ana Bellgimiz.DVD lerden bahs edecegiz.

Saygilarla.

Perşembe, Ocak 18, 2007

BILGISAYAR


Virus
HazirliyanERDIL




Yazilarimizi yazdigimiz.Bazen sinirlenip.pencereden atmak istedigimiz.Bazende bizim tutkumuz olan Bilgisayardan.Bahs edelim.Kimimizin kullandigi diz üstü Bilgisayarlar kimimizin masamizin yaninda duran teneke kutu.Hic merak ettinizmi o kutunun icinin nasil oldugunu.Gelin sizle amotörce bir icine bakalim.Bu bir kac gün icinde icini izliyelim.Nasil calisir.Eger bir ariza yaptigi zaman kendi kendimize tamir edebilirmiyiz.Ve ya biraz daha günümüze uygun sekilde onu bazi parcalarini degistirerek yeniliyebilirmiyiz.Esasinda görüldügü gibi pek de korkulacak bir aparat degil.




Resimde gördügünüz gibi eger Bilgisayarinizi actiginiz zaman göreceginiz resim bu olacaktir.Yarin sizle bu icindeki parcalari ne ise yaradigini tek tek ele alalim.
Bu aradada elimizdeki Bilgisayarin kapasitesini veya daha baska islemler yapabilmesi icin neler daha icine ekliyebiliriz.Örnegin yazimizi yazarken bir kösesine tv. veya bir radyo ekliyebilirmiyiz.Bellegimizin kapasitesi kücük geldigi taktirde bir büyügünü nasil monte edebiliriz.Daha buna benzer bir cok seyleri bir yenisini almadan yapabiliriz.Ilerdeki günler icersinde.Bizim bilgisayara degilde onun bizim istegimiz icinde calismasini nasil sagliyabiliriz.Ücret ödemeksizin.Internet Dünyasin da mevcut olan bazi olanaklari bilgisayarimiza nasil uyguliyabiliriz.Tipki yukarda olan filmi 5 dakika icersinde ekstra bir ücret ödemeden elimizde olan imkanlarla nasil hazirliyabiliriz.
Yarin görüsmek üzere.
Saygilar.

Çarşamba, Ocak 17, 2007

!...


Dostlar bilmem hatırladınız mı geçen Pazar PAZAR'in SOHBETIN de sizlerle bir diziden bahs etmiştik .
Biraz dizi'nin basında ve Tv.lerdeki yorumlara yer vermiş.Arkasindan ben meraklı ihtiyar.Kendi düşüncelerimi sormuştum.Iki Koca Soruyla bir de tahmin de bulunmuştum.
Devlet ya a.şıkkı veya b. şıkkı diye.
Sag olsun Basında ki kardeşlerimiz aynen benim gibi merak edip sormuşlar.
Aldıkları cevap cuk diye bizim,Ikinci tahmine oturmuş.Buyrun tıklayip okuyun.
Canım basıncı kardeşim hani araya birde sadece düşünce ,kurgu yüzünden Hapiste yatmış Düsünce kardeşlerini de araya sıkıştırsaydın ne olurdu.Yazdığın gibi Bakanımız biraz kızmış mış.Hic olmazsa bu ihtiyar da merakın dan tamamen kurtulmuş olur.ASLAN BASIN diye bağırırdı eski koltuğundan .
Saygılarla.

Salı, Ocak 16, 2007

ISTANBUL TRAFIK !..


Gecen hafta Sayin Basbakanimizin Tv.de Istanbul'un Trafigi ile ilgili careler arasinda 2,5 Milyonu bulan 34 No'lu Plakalarin 2 Milyon da dondurulmasi konumunda bir fikir yürüttü.Eh eski Istanbul Belediyesi Baskani sifatiyla o günlerde kalma problemin hala rayina oturmamis oldugunun farkinda.Aci olan taraf bu durumun Basbakanimiz tarafindan tekrar gündeme getirilmesidir.Her ne kadar ilgili makamlar oldugu halde!..
Tv kanallari hemen ellerine aldiklari mikrofonlar la yollara düsüp vatandaslarimizin bu teklife
nasil baktiklarini sormaya basladilar.Cok iyi olurdan baslayip,Park bulma zorluklari vs.vs.
anliyacaginiz tek kelime ile evet veya hayir diye bir sey yok.Her kafadan bir ses.
Bakalim bu durumda olan Diger ülkeler nasil careler bulmaya calismis.
1.Japonya arabasini Park edecegi bir yeri olmiyana Araba ruhsati vermiyor.Her araba Trafige cikmadan evvel bir Park yerine sahip olmalari sart.
2.Avrupa'da bir cok ülkeler ;Sehir icine girmeyi parali yapmis.
3.Sehir icinde dolasacak olan arabalardan hava kirliligi ile bazi sartlar istiyor.
4.Sehir icinde ki Park yerlerini o sekilde organize ediyor ki.En fazla 1 saat park edebiliyorsunuz.
Bunun karsiliginda sizden ücret istiyor.Uymiyan araclari cektirerek agir ceza ve yüksek cekim parasi aliyor.Bu Resmii plakali araclar icinde gecerli oluyor.Onlarda vazife geregi bulunduklari özel park yerlerine Park edebiliyorlar.
5.Sehir ici ulasim agini mükemmel sekilde organize ediyor.
6.Yollarin kamu tasimaciliginda kullanilacak bölümlerini ayiriyor yanliz onlara tahsis ediyor.
7.Yesil yollar yapiyor.
8.Sehir icinde ulasim noktalarina sponsorlar kanali ile bazi noktalardaki ulasimi bedava karsiliyor. Büyük alisveris merkezlerini Sehir disinda kurulmasina tesvik ediyor.Is saatlerini baslangic ve bitis saatlerini ayri ayri organizesini sagliyor.
9.Sehirler arasi ulasimi sehir cevre yollari ile karsiliyor.
10. Sehrin Trafigini hangi kavsaktan ne cesit arac gectigini,Hangi saatler arasinda yollarin sikismasini.Trafik lambalarin hangi saatler arasi durma gecme zamanini ayarliyabiliyor.
11.Araba Radyolarinda bulunan Trafik haberlerine ait durumlari arac kullananlar ister baska bir kanali dinlesin isterse Cd.sini dahi calsa vermis oldugu bir sinyalle radyo dan ulasabiliyor.
Bu gün bu donanim kullandigimiz her araba radyosunda mevcut.
Aklima gelen bir kac maddeyi siraladim.Daha buna benzer bir cok önlemler var.
Simdi Yukarda Maddeledigim konulari bize göre acmaya calisalim.
1.Bu gün aynen her yapilan binanin yeterli kadar araba park yeri olmasi gerekir.Bizler planlarda gösterilen yerleri ya Dükkan olarak veya baska amaclarda kullaniyoruz.Denetlemeler yeterli degil.
2.Daha evvelden yapmis oldugu tesbitlerle sehrin hangi sinirlari Trafik de sikismaya neden oluyorsa.O bölgelerin giris noktalarina Arabanizi Park edip birakabileceginiz alanlar yapip."Tabiiki Park ücreti alinmiyor."Hemen Park yerlerinden sehir icine ulasimi sagliyacak
Toplu Tasima araclarini yerlestiriyor.Demek ki siz bir noktaya kadar geldikten sonra Toplu tasima aracina biniyorsunuz.Aracinizi kullanamazsiniz diye bir hakki olmadigi icin sizden illa da arabamla gidecegim derseniz size senelik bir giris müsadesi veriyor bu da yüksek rakkamlar tasiyor.Eger bu kanunu ihlal ettiginiz taktirde önce agar para cezasi,sonra trafige cikma yasagi.
Tekrarlari karsisinda hapis cezasina kadar gidiyor.
3.Insanlari yogun bulundugu yerlerde eger arabaniz da kirliligi önliyecek filitresi olup olmadigina bakiyor bu arabanizin ruhsatinda yazili.Yoksa girmenizi yasakliyor.Eger kullandiginiz filitre o günün sartlarina dair bir norm tasimiyorsa sizden gene ücret aliyor.
4.Sehir icindeki Park yerleri alisveris Merkezleri haricinde Park saatleri ile ve bunlarinda park ederken almis oldugunuz biletinizi caminiza koyarak kontrolü saglikli olmasini sagliyor.Eger yazili saat icersinde arabaniza dönmediginiz taktirde agar cezalar ödüyorsunuz.
5.Sehir icindeki iki veya üc seritli yollarin yanliz bir tanesini size ayiriyor diger seritleri Toplu tasimiya ayiriyor.Kontrole gelince Toplu tasima yapan araclarin eger onlarin yollarini ihlal etttiginiz taktirde sikayetleri sizin agar bir ceza yemeniz icin yeterli oluyor.Tabii bu durumda Toplu tasima sizin özel arabaniz dan cok daha seri calisiyor.Taksiler Duraklarinda bekliyor.
Hareketlerinden sonra ulasdiklari noktadaki diger bir duraga girerek müsteri bekliyor.Duraklar senin veya benim duragim diye gecerli degil.Bu durumda da Trafikte bos yolculuk ortadan kalkiyor.
6.Sehir icinde bazi saatler arasi mal indirme ve yükleme icin dükkan önlerinde ki park yerleri
belirli bir zaman icin bu araclara tahsis ediliyor.Tabii bu arada siz onun mali indirecegi yere park etmis iseniz o ikinci seritde durup malini indiriyor.Bu durum karsisinda Trafigi kapama nedenine sebep oldugu icin ona yazilacak ceza otamatik olarak size yaziliyor.Bu da en az arabanizin cekilmesi ücreti karsiligi oluyor.
7.Yesil yollar bunlar trafigin akisina göre hazirlanmis yollardir kilometreler ce trafik lambalarinin bulundugu bir yol olup size kac kilometre ile hareket etmenizi gösteriyor.Uydugunuz taktirde hic bir zaman kirmiziya yakalanmadiginiz gibi ulasmak istediginiz yere durmadan ulasabiliyorsunuz.
8.Sehir icinde ki ulasimi sehirde bulunan firmalar tarafindan sponsor olarak ödenen paralarla bedeva hareket etme imkaniniz oluyor.
9.Sehirler arasi yolculuk yapan kisileri cok net bir sekilde isaretlerle göstererek sehir icine sokmadan yönlendiriliyor.
10.Issiz kalmis veya Devlet yardimi alan sihhi durumu yüzünden calisamiyan.Kisiler Devlet den aldiklari maaslarinin yaninda.Ek olarak saati 1 ila 1,5 eura ödenerek sizlere hem bir mesgale hemde aldiginiz maasin yaninda ufak bir yardim sagliyor.Ne mi yapiyorsunuz kavsak baslarinda oturup elinize verilen numaratörlerle gelen gecen arabalari sayiyorsunuz.Bu sekilde iki tas birden vurulmus oluyor.Fakir issiz vatandasina maddi bir katki,diger taraftan her kavsak veya yolun tam olarak hangi saatler arasinda ne kadar aracin kullandigini tespit ediyor.Buna göre lambalarin ve seritlerin sayisini vaya bekleme dakikasini düzeltebiliyor.Her seyden önce hangi yollarin yogunlukla araclar tarafindan kullanildigi belli oluyor.
Anliyacaginiz senin Araba alma hakkini yasakliyamiyor.Bu insan haklarina aykiri oldugu icin.Diger taraftan öyle bir organize ile kendi istegin ile onun kurdugu düzene uymani sagliyor.
Eger bir otobüs söferi almis oldugu yolcu miktari kendisine ön görülen den fazla oldugu taktirde her halde o gün aylik maasini trafik cezasi olarak öder.
Yasaklari bir kenara birakip etrafimiza bir kere bakalim.Yoksa yasaklar, birilerini gene milyoner yapar yeni yeni rant kapilari acilir.Tipki Taksi plakalari gibi.Plakasi kendisinden pahali tek ülkeyiz herhalde.
Saygilarla.


60 Araba ve bir Otobüs: Bir Otobüsün tasiyacagi yolcuyu 60
araba tasiyor.
Iste cözüm .Bu gün yasadigim sehrin nufusu ve büyüklügü Istanbaul'un yarisi.Asagi yukari her kezin bir arabasi var.Bu da Basbakanimizin dondurmak icin yaptigi teklifin 2 misli.
Yollar'a gelince Istanbul'da yollarin genisligi ve cokluguna insallah Berlin Sehri de bir gün kavusur.

Pazartesi, Ocak 15, 2007

Kocalmaya Alışıyorum ..



Kocalmaya alışıyorum dünyanın en zor zanaatına,
kapıları çalmaya son kere,
durup durmadan ayrılığa.
Saatler, akarsınız, akarsınız, akarsınız...
Anlamaya çalışıyorum inanmayı yitirmenin pahasına.
Bir söz söyleyecektim sana söyleyemedim.
Dünyamda sabahleyin aç karına içilen cıgaramın tadı.
Ölüm kendinden önce bana yalnızlığını yolladı.
Kıskanıyorum öylelerini kocaldıklarının farkında bile değiller,
öylesine başlarından aşkın işleri.


Nazım Hikmet Ran

Pazar, Ocak 14, 2007

PAZARIN SOHBETI !..



Gec kalmis bir sohbetmi olacak.Yoksa hakikaten bu sohbet deki konu bumu !...
Binbir Gece Dizisi

Son dönemde Türkiye'de çöküntüye uğrayan evlilik kurumunu ve kadın-erkek ilişkilerini ele alan Kanal D'de yayınlanan ve salı gecelerinin şimdiden vazgeçilmezi olan "Binbir Gece" adlı dizi Binbir Gece Dizisi ilk 3 bolumuyle birinci sıraya yerleşmesini bildi.

Binbir Gece'ye RTÜK incelemesi
Salı günü başlatılan incelemenin ardından dizi hakkında bir rapor hazırlanacak. RTÜK kulislerine yansıyan yorumlara göre, kurul üyelerinin büyük bölümü, diziye ceza verilmesi görüşünde. Üyelerin, bu yöndeki kanaatlerini geçen hafta yapılan toplantıda ortaya koyduğu belirtildi. Son kararın, önümüzdeki hafta verilmesi bekleniyor.
RTÜK Üyesi Şaban Sevinç, 'Bana göre bu bir fikir ve sanat eseridir, bir filmdir. Benzer yabancı filmleri daha önce izlemiştik. Ahlaksız Teklif gibi... Bu dizide yasadışı bir şey göremiyorum. Ancak, dizinin o sahnesinin tartışma programlarında sündürülmesi ve sokak röportajlarında tartışılması hoş değil' dedi. RTÜK'ün, diziye ilk etapta uyarı cezası verebileceği belirtiliyor.

Binbir Gece'ye RTÜK'ten vize

Ahlaksız teklif ile gündemi belirleyen Kanal D'nin Binbir Gece isimli dizisi RTÜK tarafından sakıncalı görülmedi.
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Kanal D'de yayımlanan ve "bir gecelik beraberlik için 300 bin dolar" teklifiyle kamuoyunda büyük tartışma yaratan "Binbir Gece" adlı dizide, kanuna aykırılık bulamadı.
RTÜK uzmanları, dizideki teklifin tartışıldığı diğer magazin ve şov programlarındaki yorumları ise "sakıncalı" bularak rapor hazırladı. RTÜK uzmanları Binbir Gece dizisindeki diyaloglarda cezayı gerektirecek bir ihlal olmadığına karar verdi. Binbir Gece dizisinin tartışıldığı diğer televizyon kanallarındaki programlar da incelemeye alındı. Uzmanlar bu programlarda kanuna aykırılık tespit ederek rapor hazırladı. Raporun henüz Üst Kurul'a sunulmadığı öğrenildi.
Raporun Üst Kurul tarafından görüşülüp onaylanması halinde söz konusu programların yayımlandığı televizyon kanallarına uyarı cezası verilecek.

BASINDA CIKAN YAZILARDAN ÖRNEKLER :)

BU DİZİ TÜRKİYE'DE AHLAKSIZLIĞIN YÜCELTİLMESİNE ALKIŞ TUTUYOR!..

Hasta çocuğunuzun ameliyatı için fahişelik yapar mısınız? Veya bunu yapan birini "ideal anne" ilan eder misiniz? Binbir Gece isimli dizi aynen bunu yapıyor. Gündüz yayınlanan kadın programları diziye övgü yağdırıyor.
Anneliğe hakaret
Hasta çocuğunuzun ameliyatı için fahişelik yapar mısınız? Veya bunu yapan birini "ideal anne" ilan eder misiniz?
Binbir Gece isimli dizi aynen bunu yapıyor.
Gündüz programlarını (Bu programları savunmuyorum elbette) haklı olarak yerden yere vuranlar bu konuda sessiz kalıyor veya diziye övgü yağdırıyor.
Oysa bu dizi çocuğu losemi veya başka bir ağır hastalığın pençesinde kıvranan tüm annelere hakaret niteliği taşıyor.
Niye biriyle yatıp çocuğunu kurtarmıyorsun deniliyor adeta bu annelere.
Oysa televizyon yayıncılığının temel ilkelerinden biri aile kavramını ayakta tutmak, desteklemektir.
Bu dizide ise çocuğunu kurtarmak için patronuyla 150 bin dolar karşılığı bir gece beraber olan anne rol model ilan ediliyor.
Hem anneler, hem hasta çocuklar aşağılanıyor.
Bütün Türkiye'de ahlaksızlığın yüceltilmesine alkış tutuyor.
Ülkenin temel kavramları böyle böyle erozyona uğruyor.
Anneler bugün çocuklarının ameliyatı için, yarın eğitimi için fahişeliğe başlamazsa utanç duyacaklar herhalde.
Özgürlükçü Türkiye'nin geldiği nokta bu: Anneyseniz fedakarlık yapın, para için patronunuzla yatın.
Ayıp ve yazık.
Ergun Babahan/Sabah
* Bugün Gazetesin'den İkbal Gülpınar'ın Yazısı
Çocuğunuz ileride ahlaksız teklife evet derse ne yaparsınız?
Hangi kanalı açsanız bir dizi var. Ve bütün karakterleri akılda tutmak, dizilerin hepsini izlemek mümkün değil elbet.
Akşamları kitap okumak ve ailemle vakit geçirmek gibi bir alışkanlığım olduğu için inanın oturup dizi seyretmiyorum. Hem seyretmesem de zaten gazetelerde günlerce konu edildiği için bazıları, üç aşağı 5 yukarı biliyorum olan biteni. Geçenlerde Sina Koloğlu'nun eşinin Binbir Gece isimli dizi hakkında söylediklerini okuduğumda hanımefendiye sonuna kadar hak verdim. Hani şu ahlaksız teklif meselesi. Nasıl ağızlara sakız yapıldı bu konu sanırım hepiniz farkındasınız.

* Ali Eyüboğlu'nun Yazisi
Ahlaksız teklifte sınır tanımıyor
Amerika'da çekilen bizde de CNBC-e'de yayımlanan "One Tree Hill" adlı bir dizi var. Bu diziyi diğerlerinden ayıran özelliği şu:
Dizide senaryo gereği göğüs kanseriyle mücadele eden kadın için bir kampanya düzenlendi. Şarkıcılar her hafta Tric adlı kulüpte sahne alıp kanserli kız için söyledi. Senaryo icabı o şarkılardan karma bir albüm yapılıp kanserli kızın tedavisine maddi kaynak için piyasaya sürüldü.
Seyircinin ilgisi "One Tree Hill"e "TV tarihinde bir ilk"i yaşattı. O albüm, göğüs kanseriyle mücadelede için oluşturulan fona maddi destek için piyasaya sürüldü ve büyük ilgi gördü. "One Tree Hill"in yaratıcısı Mark Schwahn, "Genç kadınlardan oluşan bir izleyici kitlemiz var, ilerleyen yıllarda onları canlı ve sağlıklı görmek istiyoruz" dedi.
Bizim de ilk bölümüyle milyonları ekran karşısına kilitleyen "Binbir Gece" adlı yeni bir dizimiz var. Dizinin ilk bölümünde başrol kadın karakteri "Şehrazat" kanser olan çocuğunu ölümden kurtarmak için patronunun ahlâksız teklifine "evet" dedi.
"Şehrazat", oğlunu yaşatabilmek adına da olsa, patronuyla bir gece geçirip karşılığında 150 bin dolar aldı.
Kız "güzel" patron "ahlaksız" ya, adam bu hafta işi daha da ileri götürdü. "Onur Aksal", Dubai'de "Şehrazat"a bir gece için bu kez 300 bin dolar önerdi.
Yıllarca genelev patroniçesini vergi rekortmeni yapan bir ülkede bu tür şeyleri normal kabul edenler olabilir. "One Tree Hill" dizisinde senaryo kampanya seyirciden talep gelince gerçeğe dönüştü...
Sizin ne anlatmak istediğiniz kadar nasıl anlaşıldığınız da önemlidir. "Binbir Gece"deki ahlaksız teklif ileride patron - çalışan ilişkisinde bir içtihat oluşturursa ne olacak?
Birçok kadının, "Şehrazat, oğlu için patronuna evet diyor. Onur, Şehrazat'ın çocuğu için evet dediğini bilmiyor. Şehrazat 300 bin doları kabul etmez" diyerek olayı kabullenmesine ne demeli? "Şehrazat" bu kez, Afrika'daki açlar ya da komşusunun çocuğu için ne bileyim "Bi iş için lazımdı" deyip 300 bin dolarlık teklife de "evet" derse vay halimize...
*Yeni Şafak Gazetesin'den Sema Karabıyık'ın Yazısı
Binbir Gece Nasıl Binbir Heceye Bölünür? 'Ahlaksız Teklif' Neyimiz Olur?

Yukarda Basindan yazilmis bir kac örnek koydum hepsini koymaya kalsaydim bir kitap olurdu.Tabii bu Dizinin bir de Tv bölümü var Sabah programlarin da ele alinarak yürütülen konusmalar seyirciler nedense hep ayni simalarin agizlari köpürerek
Pro veya kontra görüsleri.
Acaba bu dizi de bize bir seyler mi anlatilmak istendi de baska tarafa cekildi. Hala anlamis degilim.
Eger icerikliginde hikaye anlatilmak istedi ise ona benzer binlerce konu var.
Yok anlatilmak istenen konu baska bir yönde ise.Yüzlerce yorum ve yazida aradim
bulamadim.
MERAK ETMISIMDIR ?

Neden Basin yazarlarimiz hapse girerler.Yazdiklari bir yazi ile bir rejimi degistirecekleri icinmi? Eger o rejim bir yazi ile tepetaklak olacaksa vay ama ne vay.
Yoksa yazmis oldugu yazisinin icinde bir hakaret mi tasir."Bu bir kendini bagliyan bir düsüncemidir."Eger o yazisindan "düsüncesinden" bir de para kazaniyorsa suclu görüldügü taktirde kazancin bilmem ne kadari karsisinda.Para cezasi verebilirsin.
Ne yazarlarimiz düsünceleri yüzünden.Yillarini demir parmakliklar arasinda gecirmistir.Garip olan o tehlikeli düsünceler bu gün normal yasamimizda dolastigi halde.O günlerde bunun icin senelerce hapis yatanlarin o acilari hatirlanmaz veya bu günler de ayni hatalar yapilmamasina örnek olarak görülmez.
Hayret konu neydi nerelere geldik.
Yok esasinda konu aynen devam ediyor.
Bu dizi de kadin "Anne","Hasta cocuk","Fahiselik","Para","Ruhsal problemleri genclik yillarindan bu günlerine tasiyan Patron" yok yok bunlarin hic biri degil burada rejim icin büyük bir tehlike görülüyor.
Devleti yerden yere vuruyor.Bak diyor Sosyal bir Devlette Egitim düzeyi her ne kadar yüksek olursa olsun senin bu konuda hic bir sey yapamadigini gösteriyor.Acizligini gösteriyor.Vergi yi topluyorsun.Ama bir cocuk ölme durumunda olsa da el uzatmiyorsun.Her kez basinin caresine baksin diyorsun.Devam ediyorsun ben bu durumlarda el uzatmam ben mesela filanca yerde hic kullanilmiyan hava alanlari yaparim.vs.vs.
Sonra diyorsun ki bu sadece siradan bir dizi.O kadar ciddiye almayin esasinda böyle durum karsisinda her türlü garanti Sosyal devletin tekelin dedir.Gereken yardim anin da vatandasimin ödedigi vergilerle yerine getirilir.O yanliz bir dizi bir "senaristin kafasinda ki düsünceler".
Yani milyonlari ikiye bölen günlerce yazilip cizilen.Ahlak dan tutup da psikologlarin dahi fikirleri sorulan vs.vs degil.
Ben gene bu isin altindan cikamadim.Neden fikirleri yüzünden demir parmakliklar arkasinda seneleri gecmis düsünceler.Onlarda alt tarafi bir iki satir yazi degilmiydi.
Acaba bir zamanlar Tercüman Gazetesini ellerine geciren Fikir iscilerinin o günlerde ki düsünce ve rejim fikirlerini yazsam.Veya 60 li yillarda yapilan darbe de hangi düsünce iscilerinin kömürlükler de nasil saklandiklarini yazsam.Yoksa hapisten ciktiktan sonra oturup nelerin
ne olduklarini aralarinda ki sohbetlerinde o zamanlar duydugum düsünce firtinilarini yazsam.Yoksa Bir gazetecinin not defterinden yayinlanmamis konusmalarini aktarsam.Yok benim reyting problemim yok !..
Benim sitem isil isil yürüyen yazilar.Miki maus gibi hareketli resimler.Bir de icimde yasiyan hayran oldugum o insanlar.
Kalin saglicakla iyi Pazarlar.

Cumartesi, Ocak 13, 2007

KLIMA ve BIO !...


Havalarin Sonbahar gibi gecmesi.Bazilarinin yüzünü güldermektedir.Zaman zaman bahar havasinda iklim yasamaktayiz.Tabii ki bunu klima isinmasina da bagliyabiliriz.Bunun ilerde acabilecegi korkunc felaketler bol bol yazilip cizilmekle beraber, bazi cikarlarin agar basmasi ile sirt ardi edinilmekte oldugunu yapilan klima antlasmalarina imza atmiyan devletlerde de görebilmekteyiz. .Asagida yapilan incelemelerde de görüldügü gibi bizi bekliyen günler pek de acici degil.
Bu gün yasadigim Ülkede ki günün sicakligi Ocak ayinda 15 ila 16 dereceyi göstermesi.Diger gecmis yillara göre aradaki farkin en az 30 dereceye ulasmasi olumsuz düsüncelere sürüklemektedir.
Bu günlerde Orkan derecesinde esen rüzgarlar.180 km kadar ulasmakta acmis oldugu hasarlar ilerde ki kötü günlerin birer habercesi olduguna inanmak zorun da birakmaktadir.
Bu durum ayni zamanda gida maddlerinide önemli bir sekilde etkiliyecegi bilinmektedir.Bu durum karsisinda yapilan genetik calismalar ve bu calismalar karsisinda tam olarak istenilen neticelere ulasilmamasi neticesi insanlari bio gida maddelerine sevk etmektedir.

Her ne kadar Türkiye de bio yiyeceklerin yaygin olmamasi daha dogrusu bio olduklarina dair siki bir denetim ve normlar olmamasi ilerdeki günlerde tezgahlarda sergilenen yiyecekler de rastliyacagimiz kimyevi maddelerinin miktarlarinin artisina sahit olacagiz kenisindayim.
Bu gün ki durumda Avrupa ülkelerinin cogu klima degisikligi yüzünden Bio yiyeceklerinin tüketmis ve iflasin esigine gelmistir.Tabii bu norm ve ölcüler icersinde ki gida maddelerini ihtiva etmektedir.
Kisaca eger bio gida maddelerinin ne olduguna deginecek olursak bunlari 3 noktada acikliyabiliriz.
1.Haserata karsi korumak icin püskürtülen ilaclarin kullanilmamasi.
2.Ekili alanda diger yabanci otlardan korunabilmesi icin kullanilacak olan kimyevi maddelerden yoksun olmasi.
3.Yetistirdimiz fidelerin suni gübre kullanilarak daha cabuk ürün alabilme yerine, dogal organik gübrelerin kullanilmasi tabiki bu konumda da organik gübrelerin her hangi bir dolayli yolla icerikligin de kimyevi maddelerinin karismamis olmasi.

Bu yukardaki 3 ana temele Genetik olarak calismalari sokmuyorum.

Peki böyle bir ürün yetistirme olanagina sahip miyiz.Bu sekilde yetisen bir ürünün maliyeti ne kadar olabilir ? Hele Bio adi altina tezgahlarimiza geldigi taktirde bunun siki bir denetimden gecmesine sagliyacak bir kontrol agina sahipmiyiz.

Eger bu günlerdeki ki gibi klima degisiklikleri karsisinda bizleri bekliyen haserat ordusuna karsi ne gibi önlemler alabiliriz.Kimyevi mücadele haricin de.

Bu iliman gecen hava neticesin de yetisen fidelerin arasindaki, yabani otlarin arindirilmasi icin kullanicagimiz beden gücünün ikiye katlanmasi, maliyete eklenecek miktarin bize dönüsü ne olacaktir.

Kullanicagimiz organik gübrede bu isinma nedeni ile oranti bilincine sahipmiyiz.

Esasinda bu konuda yazilacak cok sey var.Bunu önümüzde ki günlerde bölüm bölüm ele almaya calisacagim.
Unutulmamasi gereken tek sey karsilasacagimiz her problemlerin bir cikis noktasi beraberin de sunulmaktadir.Tek onlari uyguliyabilelim.
Saygilarla.
KLIMA ve BUZULLAR
Önce Grönland, şimdi de Antarktika. Küresel ısınma buzulları yok ediyor. ABD'de yapılan bir araştırma, Güney Kutbu'ndaki buzulların erimesinin son yıllarda hızlandığını ortaya koydu

ABD'nin Colorado eyaletindeki Boulder Üniversitesi'nden bilim adamları, NASA'nın iki uydusunu kullanarak yeni bir araştırma yaptı. Araştırmada kullanılan teknik yeni ve şaşmaz ölçülerle bilgi veriyor.

Dünyadan birkaç yüz metre yüksekte biribirini izleyerek turlayan iki uydu, dünyanın küresel çekim alanı ve kütle dağılımı konusunda araştırmalar yapıyor ve aylık olarak dünyaya veriler gönderiyor.

Eğer öndeki uydu büyük bir kütle yapısının üzerinden geçerse bu onun hızlanmasına neden oluyor ve arkadaki uyduyla aradaki mesafe açılıyor. İki uydu arasında sürekli ölçülen mesafe aşağıdaki objelerin kütlesini gösteriyor.

Güney Kutbu'ndaki buzulların erimesi hızla artıyor, içbuzul yılda ortalama 152 kilometreküp eriyor. Bilim adamları, olayı somutlaştırabilmek için 10 milyon nüfuslu Los Angeles'ta yılda bir kilometreküp su tüketilmesini örnek veriyor.

Yani, Antarktika buzullarının bir yılda kaybettiği buz miktarı, ABD'nin en büyük ikinci şehri Los Angeles'ta bir yılda tüketilen su miktarının yaklaşık 3.5 milyon katı.

Üniversitenin Çevre Bilimi Araştırma Enstitüsü'nden Isabella Velicogna, ilk kez bir araştırmada Güney Kutbu'ndaki içbuzulun tamamının önemli miktarda buzul kaybına uğradığının ortaya çıktığını söylüyor.(VitaEsMorte'den özetler).

Cuma, Ocak 12, 2007

BEN YAZARSAM !..


Bu ölümlü Dünyada hepimiz gelip gecici degilmiyiz.Yatagimiza aksam uzandigimiz zaman kendimize sorsak :)
Ömrümü nerede tükettim? Malımı nerelerde kazandım ve nerede harcadım ? Gençliğimi nerede geçirdim ? Dünyada hayatim boyunca birilerine faydalı olabildim mi!..

Yasamimizi bir seyehate benzetsek.Bir yolculuk gibi.Bindigimiz durak, bu yasadigimiz Dünya ,varacagimiz yer Ahiret olacak.Bu yolculukta alinan tek yönlü bir bilet.Gidis yolu tek istikametli.Bir sairimizin sessiz gemi siirinde ki gibi dönüsü olmiyan bir yolculuk "gidenler memnun ki yerinden"

Sorsalar yolculuk ne zaman diye, ne cevap verebilirdik ?" Her an" kime danismak lazim diye sormamiza bile hacet yok Melek kapimizi caldigi zaman bizi yasamimizdan teslim alir.Yanimiza alacagimiz 9 metre beyaz bir bez.
Birakabilmis isek, salih amel, hayirli evlat, faydali biraz bilim.

Dostlarim yazimi nasil buldunuz, bir gazetede yayinlana bilinir mi ? Yoksa bir dergi
sahibi olsaydim okunurmuydu.Haber niteligi tasiyabilirmi.
Yukarda ki yazilmis olanlarin hepsini, belkide cok daha fazlasini bildiginizi biliyorum.Bence bu yazdiklarim benim gözümde hic bir zaman haber niteligini tasimazdi.

Kalin saglicakla.
Illa da bu yaziyi HABER olarak okumak isterseniz tiklayin.

Belki 100 kisinin okuyacagi yazi istendigi zaman yüz binlere nasil ulasabilir.Ah keske biracik daha akilli olsaydim diye simdi hayiflaniyorum.