Doga bitki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doga bitki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Eylül 15, 2009

SİDİK ...


Domatesin sevdiği gübre ?


Fin'li araştırmacılar doğal yeni bir gübre keşfettiler; bu gübreyi, kullanılan kimyevi gübreye alternatif olarak görmektedirler.Belki duyduğunuz zaman biraz garip gelecek ama o gübrenin adı: Sidik , yanlış duymadınız.

Yapılan çalışmalar neticesinde sidikle gübrelenen Domatezlerin verimi dörde katladığı tesbit edilmişdir.Böylelikle natürel bir metodla pahalı kimyevi gübrenin yerini alacağı kanaatindeler.Aynı zamanda toprağın PH "asit" değerinin yüksek olmasınıda önlemektedir.
Finli araştırmacı Sürendra Pradhan Üniversite Kuopio. „Magazin Agrıcultural and Food Chemistry“. Yapılan çalışmaları bu şekilde açıklıyor..

Sidiğin odun külü ile karıştırıldığı taktirde toprağın zenginleşmesine aynı zamanda da asit miktarının dengelenmesini sağlamaktadır .Bu yolla gübrelenme ile diğer kimyevi gübre verilen Domatezler arasında bir farkın olmadığı görülmüştür.Domates de bulunan Antioxidan Leukopin ve Beta-Carotin miktarında her hangi bir değişikliğe uğramadığıda tesbit edilmişdir.

Yirmi ayrı çeşit Domatez de yapılan lezzet testinde her hangi bir değişiklik görülmemiştir.Sidik ve odun külü ile gübrelenmiş bu ürünlerde bakteriyede rastlanmamıştır.
Gübrelemenin yapılması sırasında dikkat edilecek konum.Direk ürünün üzerine değil bitkinin çevresine yapılması gerektiğidir; böylelikle temasla ortaya çıkacak amonyak yanımının önlenebileceğidir.Bu çalışma ile ürünlerdeki kimyevi minarelleri ortadan kaldırmaktadır.Sidik odun külü yapılan gübreleme ile organik ürün almanın yanında atık sularda önemli bir katkıda bulunmasıda bir başka kazanç olarak görülmektedir.

Sidik içinde Azot, Fosfor ve Potasyum taşımaktadır.Çalışmalar bu gübreleme metodunda Salatalık, Mısır, Lahana ve diğer yeşillik salatalarda istenilen verileri organik olarak alabilmişlerdir.Odun külünde de Fosfor Potasyum Kalsıum ve Magneziumla gerekli ihtiyacı karşılamaktadır.
Şimdiye kadar neden böyle bir uygulama yapılmamıştır diye soracak olursanız. Bunun tek cevabı:
Sidik ve Odun külü ile bir gübrenin hazırlanıp bitkiler üzerinde ciddi bir şekilde çalışmanın yapılmamış olduğudur.
Kimyevi gübrelere karşı organik tarımsal çalışmalar, bundan sonrada bir çok alternatifler yaratacağı kanısımdayım.

Saygılarla

Cumartesi, Ocak 12, 2008

BIR PAZAR SOHBETI...



Bu pazar sabahında sizlerle söyle Afrika'nın Savanalarına kadar uzanalım.
Bu günün de masalı bu olsun.
Masalımızın kahramanları Savananın en uzun boylusu Zürafalar,bir diğer kahramanları ise koca koca dikenleri olan Akasya ağaçları,son kahramınımızsa mini mini Karıncalar.
Bu üç canlının müşterek tarafları olduğunu biliyormuydunuz.
Bu 3 kahramınızdan bir tanesinin yokluğu hepsinin sonu olabileceğini hiç düşündünüzmü ?
Önce Akasya ağacını ele alalım Zürafaların beslenebildiği bir ağaç, onun yaşıyabilmesi için Zürafalara ihtiyacı var.Onlar yaprak ve meyvelerini yiyerek ağacın yenilenmesini sağlıyor.Ağaçsa meyvelerindeki nektar ile karıncaların beslenmesini sağlıyor.Onların yuva kurabilmeleri için dikenleri arasında onlara alan sağlıyor.Yapılan bir araştırma neticesinde 1400 Akasya ağacı çitlerle koruma altına alınmış Zürafalardan uzak tutulmuş netice ise, ağaçların kısa bir zaman sonra kendi kendini yenileyemediği görülmüş.
Neden karıncalar diyecek olursanız.Ağacın onlara yaşam açması karşısında ağacı diğer böcek ve bakterilere karşı korumaya almışlar.
Masalımızın 3 ayrı kahramanı cüsseleri ne olursa olsun ister bir memeli, isterse bir bitki veya kabuklu birbirlerine öyle kenetlenmişlerki sosyal bir düzeni kendi yaşamları için uygulayabilmişler.
Acaba onların bu tarzlarından bir şeyler kendimize çıkarabilirmiyiz ?
Orasıda sizlere kalmış...
Zürafa, Akasya, Karınca kim derki...
Huzur dolu pazarlar dileğiyle.
Saygılar.

Perşembe, Eylül 27, 2007

ORKİDE...





Yeşil koridor adıyla anılan Thua Thien Hue bölgesinde "Vietnam" daha hiç keşfedilmemiş Orkide çeşitleri bulundu.
Orkidelerin yaprak taşımadıkları görüldü.
Bilindiğine göre yaprak bir bitkinin yaşıyabilmesi için en büyük faktör olamasına karşı.Bu bitkiler yaşamlarını ölü bitkilerden aldığı tesbit edildi.
Yapılan araştırmalar derinleşdikçe şimdiye kadar daha görülmemiş bitki ve hayvan türüne rastlıyabileceklerini söylemektedirler.
Bu yağmur ormanlarında bu orkide çeşitlerinin binlerce yıldır yaşam sürdükleri kanaatindeler.
Saygılarla.

Perşembe, Eylül 20, 2007

SONBAHAR'in GÜLLERI



Hiç bir çiçek öldügü zaman bile bu kadar güzel görünemez.Her bahçenin parçası olmuştur renkleriyle çiçeklerinin şekilleriyle.Bazı cinsleri 3,5 metreye kadar büyür.
Sihirli bir el onları pembe mavi renklere dönüstürür.Kış uykusunda bile bir başka güzeldir onlar.
Zevkler ve renkler tartışılmaz fakat onun gibi bir çiçek olunca evet.Sevginin sembolü beyaz bir top gibi olanına "Anabella" deriz.Kimimiz tabak şeklinde olan "Lacecaps"in hayranıyızdır.Meşe yaprağına benziyenlerininde meraklıları çoğunluktadır.Ya " H.sargentiana" Yeşilin en derini ipek gibi yapraklısına ne dersiniz.Ne derseniz deyin bu mevsimde bahçelerimizin renk cümbüsü olan o çiçekdir.
İngiliz bahçelerinde gruplar halinde dikilen bu çiçeklere bahçenin "First Lady"side derler.Onunla bahçede sanat eseri yaratır bahçe uzmanları.
O öyle bir çiçektir.Esasında yalnızlığı temsil eder.Kimi zaman bir büyük saksıda evinizin girişinde karşılar sizi.Bazen de renkler içinde yolunuzun sağına soluna dizilirler kendinizi askeri bir seromoninin içinde sanırsınız.
Bakımıda çok kolay bir bitkidir.Zaman zaman sizleride şaşırtır bir bakmışsınız renk tonunu değiştirmiş bir bakmışsınız yapraklarını.
Pembe renkli olani"Grandıflora".Veya limon yeşili Crem renginde uçları pembeye dönüsmüş "Limelight",hele uçucuları kendisine bir magnet gibi çeken "Kyushu" Herbir çeşidi kendine bir sevgili bulur.
Bahçelerin ünüversal çiçeği, bahçe tanzimcilerin vazgeçilmezden birisi olan bu bitki;
renk harmonisi ile bir bakmışsınız bir göletin çevresini.Beyaz ve Mavi renkleriyle kücük bir köy evinin rüyasi oluvermiştir.
Biraz gerilere gidecek olursak 1788 yıllarına doğru "Otaksa",cinsini İngiliz çiçek avcısı Sir Joseph Banks Japonya'dan Avrupa'ya getirmiştir.80 yakın çeşidi bulunmaktadır.Bu gün Güney Asya,Kuzey Amerika ve Chili'ye kadar yayılmıştır.Suyu seven bir bitkidir.Yoksa kendini hemen salar.Gölge,yarı gölgede yaşar.Güneşe dayanan cinsleri de vardır (Hydrangea paniculata),Bir yetiştirici Karl Foerster onun için :
Hiç bir çiçek öldügü zaman bile bu kadar güzel görünemez demiştir.
Bu Sonbaharın gülünü tanıdınızmı bizler ona Ortanca deriz.
Saygılarla.