Hayvanlar alemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayvanlar alemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Mart 06, 2008

GURBETCİ KUŞLAR !!!



Gökyüzüne baktığımız zaman orada bir hareketlilik görebiliriz.
Bir telaş vardır. Göç zamanı gelmiş, bir noktadan diğer noktaya yolculuk.
Kuşlar, daha doğrusu göçmen kuşlar,yaban ördekleri,leylekler ve bir çok cins kuşların; senede iki defa göçleridir bu.
Araştırmacılar ömürlerini vermişdir, bu göçlerin sırlarını çözebilmek için, her geçen gün yeni bir buluş, sırlar dolu göcü aydınlatmak için.
Bu gün onları gözlemek teknik araçlarla daha da kolay olmakda pal alıcılar, satalitden faydalınarak.
Göçmen kuşlar nasıl uyurlar ?
Kırlangıç kuşları Afrika "Sahara" dan Avrupa'ya kadar uçuşlarını "nonstop" sürekli bir uçuşla yapmaktadırlar.
Planör gibi hava kanalına girerek uyumaya başlıyorlar.
Tıpkı kümes hayvanlarının yaptığı gibi, beyinlerinin yarısını uykuya yatırıp bir zaman sonra diğer yarısını uykuya yatırarak bu ihtiyaçlarını karşılamaktadırlar.Böylelikle uyumak için inişe geçmek zorunda kalmamaktadırlar.
Göçmen kuşlar ne kadar mesafe alabilirler ?
Onun gibi hiç bir göçmen kuşu mola vermeden uçabilir.
Kıyı Çamur çulluğu 100 saat durmadan uçabilmektedir.Buda onun Tazmanya'dan Kuzey Sibirya'ya kadar uçabildiğini göstermektedir.Eğer bunu ölçü olarak verecek olursak 10 000 Kilometre olduğunu görebiliriz.Bu arada Kuzey Sumrusu ise ufak molalar ile bir etapda 30 ila 50 bin kilometreyi yapabilmektedir.Eğer dünya çevresinin 40 bin kilometre olduğu göz önüne alırsak bu bir rekord olduğunu kabul etmemiz gerekir.Kuzey Sumru'sunun 25 sene yaşadığını hesaba katacak olursak bu göçler sayesinde yapmış olduğu uçuş kilometresini milyonlarla izah edebiliriz.
Ne kadar yüksekden uçabilirler ?İster inanın ister inanmayın ama bazıları Airbus'lardan bile yüksek uçabilmektedir.
Kırlangıçlar göç esnasında 3000 metre yükseklikde,Yaban kaz'ları ise 9000 bin metre yükseklikde,rekor ise 11 300 metre ile Rüppel Akbabasınındır.
İklim değişiklikleri ve göçmen kuşlar...
Bu gün iklim değişiklikleri de göçmen kuşların göç yerlerinde değişiklik yapmasına neden olmaktadır.Göç yeri olarak eskiden Afrikayı kullanan kücük Alamecek'ler şu anda İspanya'nin güney kıyılarını tercih etmektedir.Aynı şekilde Arı kuşlarıda Ak Deniz kıyılarını kullanmaktadır.Bazı cinsler iklim değişikliği neticesinde göç etmediği, bulunduğu yerlerde kış mevsiminin ılık geçmesi neden olmaktadır.
Büyük göçler yerine Avrupanın ılıman bölgelerinde kalmayı tercih etmektedirler.
Örneğin Fransa'nin güney kıyıları gibi.
Göçlerde enerjiyi nasıl idareli harcarlar?
Bilinen enerji kazandıran formlardan bir tanesini Leylek'lerin göçlerinde görebiliriz.
V şeklinde sıralanırlar.Başı çekenin hemen bir altındaki onun çekimine bırakır.Bu durum sıra ile devamlı yer değiştirilerek, enerji birikimini sağlarlar.Tıpkı bisiklet yarısında takımın devamlı olarak önderliği değiştirdiği gibi.Bazen bu V formu bir çok guruplardan oluşabilir o zamanda birbirleri ile iletişim kurarak karşılaşıcağı engelleri önliyebilirler.
Kücük veya büyük...
Yapılan araştırmalar şunu göstermişdir ki, küçük kuşlar daha sürratli uçmakta olduğu, buna karşılık olarak büyükler daha yavaş uçtukları görülmüşdür.Bu gün Kırlangıç kuşları 160 km/h ulaşmasına rağmen.Yaban kazları sadece 60 km/h le uçmaktadırlar.
Sosyal aile yapısı...
Göçmen kuşlar istedikleri noktaya ulaşdıkları zaman bulundukları yeri kontrol ederler; eğer orası bütün guruba hitap etmediği taktirde sosyal yapının bozulmaması için içlerinden bir gurup tekrar yollarına devam ederler. Yapılan araştırmalar neticesinde, bazen bu durumun 2000 bin kilometre olabileceği görülmüşdür.
Böylelikle yem yüzünden yeni nesilin birbirine girmemesini, sosyal yapının sağlam bir şekilde devam etmesini sağlamış olmaktadırlar.

Sizlerle beraber bu yazıda onların belkide dikkatimizi çekmiyen noktalarını paylaşdım.İlerdeki bir yazımda onların bizlere verdiği, daha doğrusu öğrettiği konuları işlemeye çalışacağım.
Saygılarla.

Pazartesi, Şubat 18, 2008

DENİZLERİ SÜRRAT YOLU OLARAK KULLANIYORLAR.



Denizleri "Okyonusları" sürrat yolu gibi kullanıyorlar.Rotalarına sahip çıkıyorlar.Her türlü şartlarda, konaklama yerlerine sadık kalıyorlar.
Şimdiye kadar köpek balıklarının başı boş olarak denizlerde yüzdükleri sanılmaktaydı.
Yapılan araştırmalar, bunun tam aksini ispatlamakda.
Bir çok cinslere takılan sensorlar neticesinde, onlarında tıpkı göçmen kuşlar gibi, birer rotaları olduğu görülmüşdür.Bu göcü tıpkı sürrat yolarında hareket edercesine çok büyük sürratle yaptıkları gözlenmişdir.
Beyaz köpek balığı olarak tanıdığımız cins, bu göcü en başarıyla sürdürenlerin başında gelmektedir.
Kaliforniya ünüversitesinin yapmış olduğu araştırmalarda; takmış oldukları sensörler sayesinde, bu göç sırasında nerelerde mola verdikleri, hangi yolları tercih ettiklerini tespid etmişlerdir.

Bu güne kadar onların başı boş olarak denizlerde dolaştığı zannediliyordu.
Denizlerde avlanabilecekleri yerlerde konuşlandığı sanılmaktaydı.
Çekiç köpek balığının, Doğu Pasifik Okyonusun da seçmiş olduğu rota üzerinde çok büyük sürratle hareket etttiğini, verdikleri molaların her zamanki yerler olduğuda yapılan araştırmalar neticesinde tesbit edilmişdir.
Tercihlerini kıyıya paralel adalar veya deniz altındaki volkan çevreleri olarak seçmektedirler.
Böylelikle yok olma tehlikesini de bir noktada garantilemektedirler.Bazı turistik gezilerde onların mola noktalarında daha yakından yaşam tarzlarını gözlemek imkanıda olmaktadır.
Araştırmacı "Jorgensen" 150 beyaz köpek balığı üzerinde yapmış olduğu incelemede kış mevsimi başlangıcında Kaliforniya sahillerindeki fox balıkları kolonilerini terk edip daha sıcak sulara doğru göç ettikleri görülmüşdür.Bu göcün avla ilgili olmadığıda bir başka teoriyi göstermektedir.
İlk istasyon olan Meksika ve Hawai arasında bir bölgede toplanmaktadırlar.Bilim adamları oraya kahve molası adını vermişlerdir.Burada bir lokma yemek bulma karşısında bir çok cinsin orada mola vermesi görülmeye değer olarak nitelendiriliyor.
Köpek balıklarının popülasyonları çok fazla avlanılması karşısısnda gittikçe tehlikeli bir durum aldığıda yapılan araştırmalar neticesinde görülmüşdür.
Son yapılan araştırmalar neticesinde, kullandıkları rota üzerinde ve mola istasyonlarında avlanmanın, kanunlarla kontrol altına alınması, denizlerin bu cinslerini koruma altına alacağıda görünen bir gerçekdir.
Saygılarla.

Cumartesi, Ocak 12, 2008

BIR PAZAR SOHBETI...



Bu pazar sabahında sizlerle söyle Afrika'nın Savanalarına kadar uzanalım.
Bu günün de masalı bu olsun.
Masalımızın kahramanları Savananın en uzun boylusu Zürafalar,bir diğer kahramanları ise koca koca dikenleri olan Akasya ağaçları,son kahramınımızsa mini mini Karıncalar.
Bu üç canlının müşterek tarafları olduğunu biliyormuydunuz.
Bu 3 kahramınızdan bir tanesinin yokluğu hepsinin sonu olabileceğini hiç düşündünüzmü ?
Önce Akasya ağacını ele alalım Zürafaların beslenebildiği bir ağaç, onun yaşıyabilmesi için Zürafalara ihtiyacı var.Onlar yaprak ve meyvelerini yiyerek ağacın yenilenmesini sağlıyor.Ağaçsa meyvelerindeki nektar ile karıncaların beslenmesini sağlıyor.Onların yuva kurabilmeleri için dikenleri arasında onlara alan sağlıyor.Yapılan bir araştırma neticesinde 1400 Akasya ağacı çitlerle koruma altına alınmış Zürafalardan uzak tutulmuş netice ise, ağaçların kısa bir zaman sonra kendi kendini yenileyemediği görülmüş.
Neden karıncalar diyecek olursanız.Ağacın onlara yaşam açması karşısında ağacı diğer böcek ve bakterilere karşı korumaya almışlar.
Masalımızın 3 ayrı kahramanı cüsseleri ne olursa olsun ister bir memeli, isterse bir bitki veya kabuklu birbirlerine öyle kenetlenmişlerki sosyal bir düzeni kendi yaşamları için uygulayabilmişler.
Acaba onların bu tarzlarından bir şeyler kendimize çıkarabilirmiyiz ?
Orasıda sizlere kalmış...
Zürafa, Akasya, Karınca kim derki...
Huzur dolu pazarlar dileğiyle.
Saygılar.

Perşembe, Kasım 15, 2007

REMIX