duyuru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
duyuru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Eylül 20, 2008

ANNELER DIKKAT /BIBERONLAR.



Uzun bir aradan sonra sizlerle beraberiz.Bu zaman içersinde bloğlarınızdaki güzel yazılarınızıda takip ettim.Zaman zaman yorumda bıraktım.
Esasında yazılacak o kadar çok şey var ki.Hele günlük olaylara değinmeye kalksak Tv. dizilerine döneceğiz.
Bir çok blog kardeşlerim anne/baba oldular.Veya kısa bir zaman sonra olacaklar.
Bu gün onları ilglendirecek bir konuyu, onlarla paylaşmak istedim.
Başlık aynen söyleydi okuduğum yazıda :
Zehir biberonlardan geliyor.
Biberonlar,konservelerde kullanılan kaplayıcı,pet şişeler: Dünya sağlık organizasyonu Polycarbonat tehlikesi
için ebeveynleri uyarıyor.Bu plastiklerin içerikliğindeki "Bisphenol A" nin bebeklerimizde ve kücük çocuklarda, beyinlerinin gelişiminde büyük hasar verdikleri hakkında uyarıyor.Hatta dozajların yüksek olması, yetişkenler için bile ağır rahatsızlıklara yol açabileceğini söylüyor.
Dünya sağlık Organizasyonu Polycarbonat taşıyan biberonların yasaklanması için teklifde bulundular.
Polycarbonat'in ana maddesi olan Bisphenol A'nın açmış olduğu zararlar, Doğa Sağlık uzmanları tarafından Berlin'de uzun uzun açıklandı.
Bu maddenin ana rahmindeki bebeklere ve yeni doğmuş bebeklerde,kücük çocuklarda çok büyük beyin rahatsızlıklara yol açtığını ortaya koydular.Bu maddenin büyüklerde ise; gittikçe dosajların arttığı yapılan kan araştırmaları tarafından tesbit edilmiş bu durumunda,Kara Ciğer,şeker hastalıkları,kalp hastalıklarına neden olduğu uzmanlar tarafından tesbit edilmişdir.Işın en acı tarafı bügün Bisphenol A
maddesini vücudunda taşıyanların % 90 gibi bir oranda olduğudur.
Uzmanlar Avrupa standartları olan Bisphenol A 'nin günlük olarak vücudumuza giren 50 Mikrogram / kilo başına tehlike canlarının çalmasına bile neden olmaktadır demektedirler.
Primat'lar "Maymunlar"üzerinde yaptıklar çalışmalarda müsade edilen bu miktarın bile, açmış olduğu zararları açık açık ortaya koymuşlardır.
Kimya Sanayi halen bu araştırmaları göz ardı etmeğe devam etmektedir.
Acil olarak Polycarbonat biberonlar yasaklanmalıdır.Konserve, içtiğimiz kutu içiçeklerde kaplama olarak kullanılması yasaklanmalıdır.
Buraya kadar sizlere bu madde hakkında okumuş olduğum bir araştırmayı aktarmaya çalıştım.
Bundan sonraki kısım sizlerin yapacağı araştırmaya kalıyor.Bu maddeyi içeren kapların
hangileri olduğu ve ona karşı alternatif olarak neleri kullanmanız gerektiğidir.
Cam mamülleri gibi.
Saygılarla.

Cuma, Ağustos 29, 2008

Nur icinde yat.


Son Yerine

Zulmün her türlüsü
Kötü kardeşler
Hiçbiri
İnsana göre değil
Ağaç dikmek sabahları uyanmak iyi
İyi hayvanlara bakmak çiçekleri sulamak
Rahatsalar uyuyan insanların soluğunu dinlemek iyi
İyi hürlüğü düşünmek
Yaşamak onun için
Bütün gün çalışmak onun için iyi
Bütün çocukların uyuyuşu uyanışı iyi
Zulmün her türlüsü kötü.



İlhan Berk

Saygılarla.

Pazar, Temmuz 08, 2007

ÇOCUKLAR !..

Bu pazar günü bahçemdeyim.Çocuklarla birlik de Kamuflaj nedir konusununun II.nci bölümünü inceliyoruz.
Tabii her zaman olduğu gibi büyüklerde bizlere katılabilir.
Saygılarla.

Pazar, Temmuz 01, 2007

ÇOCUKLAR !...

Bu pazar günü bahçemdeyim.Çocuklarla birlik de Kamuflaj nedir konusunu inceliyoruz.
Tabii her zaman olduğu gibi büyüklerde bizlere katılabilir.
Saygılarla.

Salı, Haziran 12, 2007

ULUSUN SESLENİŞİ..


"Asker, sınır ötesi harekat için yazılı emir beklerken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, K.Irak'a operasyonla ilgili "İçerideki 5 bin terörist bitti mi ki dışarıdaki 500 ile uğraşalım?" yorumunu yaptı."
Sayın başbakanım doğru söylüyorsun da bizden "Bu Millet'in den beklentilerin" ne ?.
Bu 5 bin terörist.Kişin içimiz de vatandaş baharla birlikte dağa çıkıp terörist mi oldu...
Biz den beklentin ne ?
Sabır onu zaten yıllardır yapıyoruz.
Sayın Genel Kurmay Başkanımız bizden Ulus olarak yardımcı olmamızı istiyor.
Canından kanından kopan Şehidini,kocasını,babasını,kardeşini gururla Asker selami ile karşılamıyormu...
Haydi askere dendiği zaman 7 den 70 şine yanında olmıyacakmı ?
Biz den beklenen nedir Ulus onu bekliyor.
Sayin Başbakanım "Elbette siyasi olacak karar ama bu kararı alırken istişarelerde bulunmak gerekir. Bu konudaki uzman kurumlarla konuşuyoruz" dedi.
Bu millet mi mani oluyor konuşmayın diye ?
Tam 40 gün kaldı seçimlere sakın meydanlar da o bunu yaptı bu böyle söyledi demeyin.
Gelin hepinize birden oy verelim.Tek bir araya gelip bir şeyler yapın.
Bizler şu son günlerde her ilde verdiğimiz şehitlerle meydanları dolduruyoruz.Onlara son görevimizde bulunuyoruz.
Sizleri vekil olarak Meclis'e seçtik orada kalın gerekeni yapın.Bizler de sizleri seçen olarak onlara görevimizi yapalım.
Bu bir büyük imtihan dır.Bütün dünyanın gözü bizim üzerimiz de.
Tarihe çok şey yazmıştır bu Ulus yazmak dan da hiç korkmaz.
Bu gün kopukluk günü değil.Birleşme günüdür.
40 gün sonra ister o hükümet olsun, isterse bu hükümet olsun.
Ulus olarak cözüm bekliyoruz..
Hem de çok acil olarak.
Bütün kurumlar dimdik ayak da.Bütün Ulus da o kurumların ardında.
Şimdi konuşma zamanı değil; icraat günüdür.
Bu Ulus sizleri meydanlarda değil meclisde görev başında görmek istiyor.Adı hangi parti olursa olsun.
Saygılarla.

Cumartesi, Haziran 09, 2007

KANIMIZIN SON DAMLASINA KADAR.



"Güneş yeniden doğdu bir tanem, gazeteler dolu ölüm manşetleriyle, askerlerimiz yorulmaksızın, savaşıyor bu vatan için. Anaların gözü yaşlı, kaybettiği Mehmet'çik için.

Deniz bu gün durgun birtanem, içim çok hoş! Anamdan mektup geldi, beni sormuşsun nasılım diye. Çamura bulanmış, duruyorum düşmana karşı, sen rahat uyu diye.

Az kaldı bir tanem, merak etme yakın da sana gelecem. Dualarım çoktur umarım sarmazlar beni bayrağa, koymazlar cansız vücudumu, senin önünde o güzel toprağa.

Hatamı, iyi mi bunu bilemem vatan sevgisi yüzünden sana kaçıp gelemem. Yine zaman gelecek oturacağız denize karşı bir tanem. İzleyeceğiz o güzel manzarayı. Balıkçılar uykusuz, dolduracaklar sandalları.

Düşman uyumuyor bir tanem, bizim gibi, kurşun kapladı yüreğimi, söz veremem sana ölmeyeceğimi. Vatan sağ olsun vatan. Siz rahat uyuyun, biz razıyız, canımızı vermeye. Andımızdır.

Vatanımızı, Anamızı; sizi sevmeyi. "
A.F.ERDIL

Perşembe, Haziran 07, 2007

Dokunulmazlık...


Dokunulmaz : İlişilmez el süremez,taarruzdan masun:"Herkez kişiliğine bağlı,dokunulmaz, devredilemez, vazgeçilmez, temel hak ve hürriyetlere sahiptir."

Dokunulmazlık :Dokunulmaz, ilişilmez, karışılmaz olma durumu masuniyet.

Şimdi dersimiz dilbilgisi değil nereden çıktı değiceksiniz.
Demeyin siz demeyin.

Onu 22 Temmuz'da seçeceğimiz vekillerimiz desinler.
Merak ediyorum neden her gün varda, vekiller günü yok ?
Seçildikleri gün en büyük hediye veriliyor zaten.
Bu yukarda ki kelime bu dönem neleri korumuş...
Görevi kötüye kullanmak ve resmi evrakta sahtecilik.
Görevi kötüye kullanmak.
Çek yasasına muhalefet, sahte olarak tanzim edilen resmi evrakı bilerek kullanmak,
görevli memura hakaret.
298 sayılı seçim yasasına muhalefet.
Yayın yoluyla hakaret
Avukatlık görevini ihmal.
Görevi kötüye kullanma.
Keyfi muamele, görevi kötüye kullanma.
Yedieminlik görevini kötüye kullanma, kooperatifler kanununa muhalefet,
resmi evrakta sahtecilik, kaçak su hattı çekmek suretiyle hırsızlık.
İhaleye fesat karıştırmak, nitelikli zimmet, görevi kötüye kullanma, görevi
ihmal.
Seçim yasasına muhalefet.
Çek yasasına muhalefet, özel evrakta sahtecilik.
İhaleye fesat karıştırma.
Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yaralamaya sebebiyet verme.
Genel bir tehlike doğuracak şekilde bina yıkılmasına ve ölüme neden olma,
ticarete hile karıştırma, sahte özel belge tanzim etme.
Görevi kötüye kullanma.
Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet verme.
Seçim yasasına muhalefet.
Seçim yasasına muhalefet.
Seçim yasasına muhalefet.
Seçim yasasına muhalefet, hakaret.
Seçim yasasına muhalefet.
Seçim yasasına muhalefet.
Seçim yasasına muhalefet
Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet verme.
Seçim yasasına muhalefet.
Seçim yasasına muhalefet.
Yetkili mercilerin emirlerine uymama.
İhaleye fesat karıştırma, kasten yaralama.
Görevli memura mukavemet.
Hakaret ve tehdit.
Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu bir kişinin ölümüne, bir kişinin yaralanmasına
sebebiyet vermek.
Basın yoluyla hakaret.
Kaçak elektrik kullanma
Görevi kötüye kullanmak, hakaret, asli kamu hizmetlerini geçici işciler vasıtasıyla
yürütmek
Özel belgede sahtecilik, mal beyanında bulunmamak, 3167 sayılı yasaya
muhalefet, çek yasasına muhalefet, taahhüdü ihlal.
Karşılıksız çek düzenlemek
Görevi kötüye kullanmak
Avukata görevinden dolayı hakaret
Kamu kurumunu dolandırmak ve evrakta sahtecilik
Gerçeğe aykırı düzenlenmiş puantaj bildirimlerine dayanarak haksız ödemelere
neden olarak görevi kötüye kullanmak
Görevi kötüye kullanmak
Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak, basın yoluyla hakaret, ihtiyati tedbir kararına
muhalefet
Silahla tehdit, müessir fiil, hakaret
Tedbirsizlik sonucu demiryolu üzerinde ölüme sebebiyet vermek
Görevi kötüye kullanmak, memura yalan beyanda bulunmak
Görevi kötüye kullanmak
Yaralamaya sebebiyet vermek
İzinsiz gösteri yürüyüşüne katılmak
Seçim kanununa muhalefet
Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yaralamaya sebebiyet vermek, kamu
kurumunu dolandırmak.

Yukarda yazdıklarımı neden mükerer olduğunu sorgulamayın işlenen her suç,bir millet vekiline aitdir de ondan.
Yazım hatası değil.
Şimdi soracaksınız kim bunlar neden isimleri yok diye.
Bende o kişilerin çocuklarına bu hakkı tanıyorum.Bu milletin seçip de o meclise gönderdiği babaların dan utanmasınlar diye.
Adalet önünde hesap verseler ne olur.
Beni yıllarca bu utançla temsil etmediler mi.
Dokunulmazlık öyle bir şey...
Saygılarla.

Pazar, Mayıs 27, 2007

PAZARIN DUYURUSU...




Almanya’nın başkenti Berlin’de
Almanya Atatürkçü Düşünce Dernekleri Birliği tarafından
"Cumhuriyete Sahip Çık"
adı altında miting düzenlenecektir.
Berlin'deki Tiergarten adlı hızlı tren istasyonunda
27 Mayıs Pazar günü yapılacak mitinge katılanlar,
buradan "17. Juni" (17 Haziran) caddesinden
"Siegessaeule" anıtına yürüyecek.

27 MAYIS 2007 PAZAR
ALMANYA- BERLİN
Avrupa'daki her yaştan Atatürkçü Gençlere duyurulur.


"Türkiye’nin iki kırmızı çizgisi var: biri ülkenin bütünlüğü, diğeri de laiklik. Bu iki kırmızı çizgi ne yazık ki çok büyük yaralar aldı. Artık sokaktaki insan bu konuda dur diyor. Biz de Berlin’den, yurtdışındaki yurttaşlarımızın bu konudaki duyarlılıklarını gözönüne alarak böyle bir miting düzenledik."
Saygilarla.

Pazar, Mayıs 06, 2007

PAZARIN SOHBETI !..


Saygilarla.

Pazar, Nisan 29, 2007

PAZARIN SOHBETI...



I.nci Muhtira ANKARA da verildi.

II.nci Muhtira ISTANBUL'da bu gün veriliyor.

Gecerli olan Muhtira Milletin Muhtirasidir.

Verilmisdir,veriliyor,verilmeye devam edilecektir.

Eger kafalar da bir aciklama ariyorsak.

Saygilarla.

Perşembe, Nisan 26, 2007

KABAK /Cucurbita pepo ...




Lifi bol olan bir sebze. Kabak sebzesi potasyum, fosfor, kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir gibi madensel elementler içerir. Kabak bedeni temizler, sinirleri yatıştırır. Besin değerinin kaybolmaması için kabağı buğuda pişirmek önerilir. Kabak çiğ olarak rendelenip salatalara da katılabilir. Latincesi Cucurbita pepo olan kabak,orta ve güney Amerika'da ora yerlisinin ana gıdasını teşkil etmişdir.16.nci yüzyılda Portekizler tarafından Avrupa'ya oradan da Cin'e yayılmıştır.Uzun bir zaman fakir insanların asırlar boyu vaz geçilmez bir yemeği olmuşdur.Bu harika sebze o insanların yetişdirdikleri hayvanları ile yem olarak da paylaşılmışdır.Zamanla çeşitleri usta eller sayesin de damak tadımıza cevap veren harika yemeklerle soframızı süslemiştir.Yukarda belirtiğimiz madensel elementleri dışında ;A,C,D, ve E vitamini taşıyan bu sebzemiz gıda maddesi olarak ne kadar çok yönlü olduğunu göstermektedir.Kabak bu gün insan vücudunda dış etkenlere karşı mücadele sistemin de büyük bir yer aldığı da bilinmektedir.Bilhassa bağırsakları tembel olanlar ve iltihaplanmaya karşı büyük katkılarda bulunduğu için tercih edilmesi gereken sebzelerdendir.Kabak aynı zamanda zayıflama yönün de tercih edilen bir diyet yemeği olduğunu biliyormuydunuz.İçerikliği % 95 su olduğundan her 100 gr.da yalnız 20 gr.Kalori taşır.
Kabak diye geçmeyin bu gün tarım da 800 çeşidi bulunmakta olup bütün dünya da çeşitli yemekleri yapılarak sofraların vaz geçilmezleri arasına girmişdir.
Bu gün çekirdeğinden elde edilen yağ ile başta Avusturya Çek ve Macaristan da sanayileştirilmiştir.Bilhassa Akdeniz ülkelerin de çekirdekleri kavrularak vazgeçilmez bir eylencelik olarak içimize girmişdir.Bu çekirdekler aynı zamanda Tıp da yerini almış.Bir çok ilaç da kullanılmaya başlanmıştır.Bunların başında Prostad rahatsızlığı gibi.
Bu harika sebze daha nerelerde karşımıza çıkmıştır.Bir çok ülkelerde sıvı taşıma aracı ve müzik aleti olarak da kullanılmaktadır.Amerika'da cadılar bayramının vaz geçilmezler den bir tanesidir.
Yazımızın sonuna gelmeden.Balkabağı olarak adlandırdığımız Kabak türümüz de bazı rekorlardan da bahis etmeden geçemeyeceğim.
Island'da yetiştirilen Kabak tam olarak 681,3 kg geliyordu.
Son olarak eğer bu güzel sebzemizin güzel yemekleri hakkında bilgi almak istiyorsanız. KABAK TADI tıklayın.O güzel kampanya da sizlerinde katkısı olsun.
Saygılarla.

Cumartesi, Nisan 14, 2007

KALBIMIZ ANKARA'da ATIYOR...


Cuma, Nisan 13, 2007

O KÜRSÜDEN...


Dün beklenen basın toplantısı yapıldı.Bu toplantı hepimizin merakla beklediği bir toplantı idi.Basın kendi tarzı ile hazırlanmış.Sokak da ki insan merakla duymak istediği sözleri beklemekteydi.Radyolar, internetler Tv.kanalları ile içerikliği takip edildi.
Konuşan kimdi !.
Şöyle özetliyebiliriz.Bu Cumhuriyeti kuran Atatürk'ün en değer verdiği bir kurumun
bu günkü başkanı idi.
O kurum bizlerin hayatında ki en önem taşıyan bir parçasıdır.Onu tanırız,hepimiz o kurumun parçası olmuşuzdur.O kuruma fiilen hizmet etmiş;o kuruma evlat yetiştirerek manen içinde olmuşuzdur.
Dün ekranlar da ne gördüm!.
Dimdik ayakta sakin ne dediğini bilen.Ünüforması içinde Atatürk ilkelerini, içinde yaşatan bir komutan; çıktı ve günümüzle ilgili merak edilen her konuyu bizlere özetledi.Her gün içimizden kopan şehit insanlarımız dan tutunda.Ordunun tek bir komutla bu yarayı kazıyıp atabileceği konumda hazır olduklarına kadar.Basın sordu o da mevkisinin sınırları içinde kalarak cevabını verdi.
Merak edilen bir konu vardı o da Cumhurbaşkanlığı konusu idi.İşte tam o sırada ekranda iki komutan belirlendi.Biri asker diğeri ise sivildi.
Asker olanı o kurumun başkanı olarak söyle dedi :
Cumhurun başı olacak kişi.Bizim komutanımızdır.
Aynı anda bizlerin görmek istediğimiz kişi, biz siviller gibi sözüne söyle devam etti: Cumhuriyetin temel değerlerine sözde değil özde sahip olan bir kişinin Cumhurbaşkanı seçilecek olmasını umut ediyoruz,Cumhurbaşkanı Atatürk ilkelerini Sözde değil Özünde benimsemiş ve yaşamına katmış olmalı.
Esasında o sözler bir askere ait değil bizlerin özliyerek içimizde haykırdığımız sözlerdi.O anda o kürsüde komutan değil bizler vardık.
Saygılarla.

Pazartesi, Nisan 09, 2007

MIMAR SINAN...


Mimar Sinan (15 Nisan 1489 - 9 Nisan 1588)Mimar Sinan Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğdu.Bu gün 9.Nisan.2007 yi gösteriyor.Aradan tam 419 yıl geçmiş o büyük mimarın aramızdan ayrıldığı.Bu gün dahi eserleri hala ayakta dimdik duruyor.Bizler Ulus olarak çok şanslıyız.Bütün dünyanın unutamıyacağı liderleri sanat büyüklerini yetiştirmiş olmakla.Onların eserleri üzerinde hala kitaplar yazılıp çizilmektedir.O büyük mimarın bizlere bıraktiği eserleri buraya yazmaya kalksam sayfalar da yer kalmaz.
Bazen düsünüyorum onun bu miraslarını bu günün insanı olarak hak ediyormuyuz.Daha doğrusu sahip çıkabiliyormuyuz.
Bunun cevabını verebilmek için bu gün hala ayakta dimdik duran bu eserlere nasıl sahip çıktığımıza bir bakalım.
Ben burada daha çok şey yazmak isterdim.Bu yazımın devamını duyarlı benim gibi içi yanan blog kardeşlerime bırakıyorum.
Saygılarla.

Pazartesi, Nisan 02, 2007

SAKIN KIZMAYIN !..

Yukarda ki başlık onlardan izinsiz linklerini vereceğim blog kardeşlerime ithafdır.

TÜRKÇE’NİN YARALARI

Şefika ve "Türkçe'nin yaraları"

Saygılarla.

Cuma, Mart 30, 2007

KANDILINIZ KUTLU OLSUN...



ERDIL


Mevlid Kandili ya da Mevlit Kandili (Arapça:مولد، مولد النبي، ميلاد النبي) İslam dininin peygamberi olan son peygamber Muhammed'in doğum gecesi, Hicrî Rebiul-evvel ayının onikinci gecesine ve bu gecede yapılan kutlamaya verilen isim. Klasik dönemde (Asr-ı Saadet ve Dört Halife Dönemi) kandiller yer almadığı için geçmişi pek eskiye dayanmamaktadır.

Mevlid, "doğum zamanı" demektir. İslam'da Mevlid gecesi, Rebiul-evvel ayının 11. ve 12. günleri arasındaki gecedir. Muhammed'in doğum günü farklı mezheplerden birçok Müslüman tarafından kutlanır. Şiiler 17. günü Mevlid günü ve 17'ye dönen geceyi de Mevlid Gecesi olarak adlandırırlar. Bu iki tarih arasındaki haftayı da Vahdet Haftası ilan etmişlerdir.

Kandil Geceleri İslam'ın ilk zamanlarında var olan bir adet olmayıp, hicrî 3. asırdan itibaren mistik çevrelerde kutlanmaya başlanmıştır. Türkiye'de Osmanlı Devleti padişahı II. Selim'den itibaren bu kutlama gün ve gecelerinde, minarelerde kandil yakılmasıyla birlikte kandil adını almıştır. K.Vikipedia
Saygilarla.

Çarşamba, Mart 21, 2007

BLOG'lar



20 Şubat dan 20 Mart'a kadar Milliyet blog da yazdım.Çok güzel bir atılımdı.Öyle sandım Erdil'in Günlüğün de ki eski yazılarımı orada yayınlamaya başladim.İnanmıyacaksınız ama 1 senede burada ulaştığım bloğuma girme sayısını, orada 1 ay içersinde geçtim.Yazılarıma menfi müsbet yorumlar da aldım.

Arada bir fark vardı.Burası ile orası arasında; yazınız editörler tarafından okunup karar verilmesi idi.Mesela dünku yazım kabul edilmemişti nedeni ise.Kısa imiş!..Bir ondan evvel Pazar sohbetlerim de ki ağaçlar ve çiçekler ile ilgili bir yazım kabul edilmedi.Nedeni ise internet sayfasından kopyalanmış olduğunu yazarak lütfen kendi bilgilerinizi paylaşın diyordu; sayın editör.Bak bu arada haklı idi o yazı internetten alınmışdi. Bir zamanlar,Almanca olarak yayınladığım bir yazı dizisi idi.Eğer o yazıyı yazan bölümün kaynak bölümüne gittiği zaman benim bundan kaç sene evvel yazmış olduğumu anlıyacaktı!..
Tabii bu durum karşısın da o sayfa benim için kapanmış oldu bir tıkla silindi gitti.

Benim için mühim olan bir dosta ulaşabilmek, onun güzel sayfasın dan bir şeyler okumak veya onların sayıları az dahi olsalar, sayfamdan bir iki yazı okumaları benim için yeterli sayılır.
Gene burada olsun veya bahçemde olsun beraberiz.
Saygılarımla.

Salı, Mart 20, 2007

Türk degiliz Adam da degiliz !...

Biz Türküz O Alman




Foto galeri Manken Doğa Bekleriz, Şebnem Schaefer'ın DYP saflarından siyasete atılmasını eleştirirken, "Bir kere Şebnem Almanyalı.Bizler Türküz, o Almanyalı. Almanya'da yetişmiş. Bizim gelenek, görenek, örf ve adetlerimizden bihaber.Biz Türküz o Almanyalı, ne alaka. Daha Türkçe'yi bile döğru düzgün konuşamıyor, kendini nasıl ifade edecek. Kendini ifade edemeyen bir insan nasıl bir partiyi temsil edecek" dedi.
Hürriyet.

Yorum : Sayın Manken Doğa Bekleriz.Size yerden göğe kadar hak veriyorum.Bu kadar zamandır.Yurttaşlık görevi olan seçme hakkını bile vermiyen bu gün iktidar olsun muhalefet olsun bütün hükümetler bizleri yurttaşı olduğunu görmedikten sonra sizin bu sözleriniz.Deve de kulak.
Ufaçık hatırlatma keşke bir de tam olarak açıklaşa idiniz.Almanlar da bize siz "A l a m a n" değilsiniz diyorlar.
Kaldıkmı ortada hadi bakalım bize bir isim bulun ki biz de kimliğimize kavuşalım.
Saygılarla.
Dip Not.: Hürriyet'in vermiş olduğu tv reklamlarında söyle deniyor."Hadi oy hakkı veriniz.Bunca senelerdir ihmal ettiniz."Onlar da Adam yerine geçsinler" Hayret Türk değiliz.Adam bile değilmişiz.

Pazar, Mart 04, 2007

MASKENIN ALTINDAKILER..



AKP’li Belediye Başkanı Cuma Bozgeyik, dinleyici topluluğuna aynen şunları anlatıyor:

- Başkan: "Kaymakam Bey, Kuşadası’nda kaymakamlık yaptı. Orada bir efe var, müthiş Atatürk hayranı. Atatürk deyince adam hemen ayağa zıplıyor, selam duruyor. Şöyle oluyor böyle oluyor filan. Şimdi gün oluyor harman oluyor, Atatürk’ün yolu Aydın’a düşüyor. Kuşadası’na. Şimdi efe de, istasyon meydanında çayhanesi var. Atatürk deyince adamın aklına böyle iriyarı, böyle palabıyıklı, ne bileyim üniforması filan, her şeyi ile böyle dev gibi bir adam hayal ediyor. Süslüyor dükkánını. İstasyona iner inmez ona çay kahve ikram edecek. Bekliyorlar. Şimdi tren geliyor, yavaş yavaş yanaşıyor. Bizim efe her şeyi ile hazır vaziyette. Trenden inecek o güçlü, heybetli, cüsseli adamı bekliyor şimdi. İniyor kısa boylu bir adam. Bıyık mıyık da yok.

- Dinleyenler: Ha ha haaa... (Gülüyorlar.)

- Başkan: Efe yıkılıyor bir kere şimdi. Olsun diyor, yüreği büyüktür bizim Ata’nın diyor. Sesi mesi gürdür şimdi filan. Tabii o zamanlarda televizyon melevizyon yok. Sesini filan bilmiyorlar. Konuşuyor. Sesi cılız bir adam. Eyvah, efe bir daha gidiyor.

- Dinleyenler: Ha ha haaaa... (Gülüyorlar.)

- Başkan: Bütün hayaller suya düşüyor yavaş yavaş. Olsun diyor, yüreği şeydir, büyüktür diyor. Geliyor şimdi. Ne içersiniz sayın paşam? Kahve diyor. Nasıl olsun? Şekerli olsun diyor. Yapma be paşam diyor. Böyle yığılıyor herif.

- Dinleyenler: (Gülüşüyorlar...)

- Başkan: Ha ha haaa... Bunu da mı yapacaktın bana diyor. Ha ha haaa... Efendim özür dilerim, o yörede şekerli kahveyi ibneler içermiş... Ve bizim adam orada düşüp bayılıyor... Ha ha haa... Hi hi hiiii..."

TAKKE DÜSTÜ KEL GÖZÜKTÜ.
YORUM :

Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.

Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.
Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.
Bir dinin tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır.
Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız.
Bizim devlet idaresinde takip ettiğimiz prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.
Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.
Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.

Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için yeterlidir.
Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.
Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.
Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.
Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır.
Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.

Yorum da anlasilmiyan bir taraf varmidir ? Eger var diyeniz varsa tekrar yazalim.
Bu yaziyi her Türk gencinin görevi olarak size sandik icinde bir oy pusulasi ile gönderelim.
Saygilarla.

Cumartesi, Şubat 24, 2007

HAYDI GENCLER...

Benim kiymetli genclerim.Sizlere bir siteden bahs etmek istiyorum.Büyüklerin kendilerine ait bloglari olmasina ragmen.Onlarla birlikte müsterek bir site yapmis her ay bir konuyu ele alarak, onu islemis, yazmistik.Uzun bir ara gecmesine ragmen, geriye dönük yazilarin hala okundugunu izledim.Iste o anda sizler aklima geldiniz.Biliyorum bazilarinizin da kendine ait bloglari var.Yaziyorsunuz.Simdi o siteyi bazi degisiklikler yaparak sizlere actim.Kendi bloglarinizin yaninda, burasi müsterek bir siteniz olacak.Istediginiz her konuda yazabileceksiniz.Buraya malesef büyükler yazamiyacaklar.Onlar okumakla yetinecekler.Belki de sizlerin bu yazilarinizdan bir seylerde ögrenecekler.Onlarin yanliz sizlerin yazilariniza comment haklari olacak.Ilk baslarda yazilarinizi Erdil1@msn.com adresine göndereceksiniz.Bende aynen
sizlerin adiniza yayina sokacagim.Ilerde sizler bu sayfanin kimlik adini ve sifresini alacak icine girip direkt yazabileceksiniz.Yazilariniza Resim koymayi unutmayin.Yazilarinizin altina adinizi,veya nik isminizi koymayi da unutmayin.Eger kendinize ait blogunuz varsa link'inide verebilirsiniz.Simdi size sitenizin adresini veriyorum.BIZIM DÜNYAMIZ


Yazilarinizi bekliyoruz.
Saygilarla.