haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Mart 11, 2009

ÖLÜME KOŞANLAR



Son senelere baktığımız zaman, genç nesil arasında bunalımın arttığı görülmektedir.
Bir çok neden sayabiliriz.
Ortak noktalar ise, bu ölüme koşuş, çoğu zaman okul sınıflarında noktalanıyor.
Okuldan o veya bu nedenlerle uzaklaştırılan gençlerden çıkıyor.
Ruhsal olarak, analizi uzmanlara bırakmak isterim.
Toplumun zaman ayıramadığı üzerinde durmadığı, bu gençler ölüm koşusunda
içlerimizi yakarak, masum evlatlarımızıda yanında sürüklemektedir.

Bu günki haberler böyle bir ölüm koşususunu anlatıyor:

Okuldan uzaklaştırılan 17 yaşındaki bir lise öğrencisi. Bu koşuda; 9 öğrenci, 3 öğretmen,
1 okulda görevli bahçevan, kaçarken 2 yaya ve sonunda kendisı.
Toplam 16 can.
Bu sadece bu günün ölüm koşusunun rakamları.
Sadece bir kaç dakika haber olarak geçen bu koşuları biraz olsun hatırlamaya çalışalım.

23 eylül.2008 yer Finlandiya : 22 yaşında, meslek lisesinde 10 kişiyi,
14 şubat.2008 yer ABD : 5 ölü, 18 yaralı,
7 Kasım 2007 yer Finlandiya: 18 yaşında, 6 öğrenciyi, 2 yayayı,
16 Nisan 2007 yer ABD : 32 kişi, bunun 15'i ağır yaralı,
20 Kasım 2006 yer Almanya : 18 yaşında, 1 ölü çok sayıda yaralı.
2 Ekim 2006 yer ABD : 5 ölü, 5 yaralı,
21 Mart 2005 yer ABD : 16 yaşında, 5 öğrenci 1 koruma görevlisi, 2 kişi "dedesi ve arkadaşını",
26 Nisan 2002 yer Almanya :18 yaşında, 16 öğrenciyi,
Şubat 2002 yer Almanya : 1 öğrenci, 3 yayayı,
Haziran 2001 yer Japonya : 8 çocuğu, 1 yayayı,
Nisan 1999 yer ABD : iki öğrenci birlikde, 12 öğrenci, 1 öğretmen,

Bu vahşete neden olanların hepsinin müşterek tarafları, intihar veya güvenlik kollukları tarafından öldürülmesi olarak kayıtlara geçiyor.

Eğer eğitim sistemlerin verildiği bu kurumlarda nedenleri çok boyutlu olarak ele alınmadığı
taktirde ölüme koşan bu gençleri daha çok göreceğimizdir

Geride kalan ise acı, gözyaşı olacaktir.

Saygılarla.

Cumartesi, Şubat 07, 2009

GAZETELER - HABERLER...


Saygın iki büyük gazetenin aynı gün içersinde verdiği haber.
Hani basın özgürdür; hani basın tarafsızdır ilkesi taşır, hani vatandaşa en doğru yoldan haber ulaştırılır.

Ergenekon soruşturması kapsamında 7 aydır tutuklu bulunan ve rahatsızlığı nedeniyle Haydarpaşa Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde tedavi gören emekli orgeneral Hurşit Tolon, tahliye edildi. Ergenekon soruşturmasının en büyük ayağı olan 6. dalga operasyonunda gözaltına alınan Eski Birinci Ordu Komutanı Hurşit Tolon Tolon, "terör örgütü yöneticisi olmak" suçundan tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne gönderilmişti. Sağlık sorunları nedeniyle 3 kez tahliyesi istenen ancak kabul edilmeyen Tolon'un serbest bırakılmasına ilişkin avukatı İlkay Sezer nöbetçi mahkemeye başvurdu. Sezer'in müvekkiliyle ilgili Adli Tıp Raporu'nu mahkemeye sunduğu öğrenildi. İstanbul Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesi talebi değerlendirerek Tolon'un tahliyesine kararı verdi.


*****


Ergenekon soruşturması kapsamında 6 Temmuz’da tutuklanan, ancak sağlık sorunları nedeniyle 23 Ocak’ta GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi’nde tedavi görmeye başlayan 67 yaşındaki emekli Orgeneral Hurşit Tolon dün gece tahliye edildi. Tolon'un tahliye nedeninin sağlık sorunları olduğu sanılıyordu. Ancak bugün mahkemenin tahliye kararını açıklamasının ardından gerçek ortaya çıktı. Tolon Paşa, sağlık sorunları nedeniyle değil delil yetersizliğinden serbest bırakılmıştı.


Avukatlarının başvurusunun üzerine verilen tahliye kararı, Silivri Cezaevi’ne ve Tolon’un tedavi gördüğü hastaneye gönderildi. Tolon’un delil yetersizliği nedeniyle tahliye edildiği öğrenildi.

Tolon, Adli Tıp Kurumu raporuna göre, hastalığının teşhis ve tedavi için üç ay boyunca hastanede kalacak.

Halen GATA'da tedavisi süren Hurşit Tolon'un Avukatı İlkay Sezer, 3 Şubat 2009 tarihinde İstanbul Nöbetçi 12'inci Ağır Ceza Mahkemesi'ne itirazda bulunarak müvekkilinin tahliyesini istedi. Nöbetçi mahkeme, Avukat Sezer'in tahliye talebini İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na göndererek bu konudaki görüşünü sordu. Savcılık, Hurşit Tolon'un tutukluluk halinin devamı yönünde görüş bildirdi. Ancak nöbetçi mahkeme, savcılığın bu talebini yerinde bulmayarak, Tolon'un delil yetersizliğinden tahliyesine karar verdi.

Eskisi gibi keşke canak cömlek verselerde hiç olmazsa.....

Saygılar.

Perşembe, Ocak 22, 2009

İMLA İŞARETLERİ !!! ???


Baba yatalak üç kızı var; ortanca kızı 14 yaşında ilköğretim öğrencisi.
Bir gün kızcağız aile fertlerinden bir tanesine derdini açıyor. Komşusunun kendisine söz ve elle tacizde bulunduğunu (57 yaşında)bu durumunda, 5 yıldır sürdüğünü, korktuğunu söylüyor. Aile hemen durumu yetkili makamlara bildiriyor. Savcılıkda doğruluk derecesini tesbitini, hatta suç üstü yapılmasını istiyor.
Kızın anlattığı gibi, şahıs evinden bakkala gitmek üzere alışverişe giden kızın peşine düşüp, kolundan tutarak boş bir binaya sokarak kıza elle taciz hatta dahada ileri giderek para teklifinde bulunuyor.
Sucüstü yakalanan aynı zamanda üç çocuk babası gözaltına alınıyor.
Adalet mekanizması çalışmış çok daha vahim hadiselere neden olabilecek olayları önliyebilmişdir.
Buraya kadar herşey olması gereken bir prosüdürdü.
Suçlu ortada, mağdurda 9 yaşından 14 yaşına kadar taciz edilen bir kız çocuğu.
Ya bundan sonrası, mağdurun durumu neydi? 6. İhtisas Kurulunun önüne geliyor;
"Beden ve ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede patolojik araz tespit edilemediği" diye mağdur hakkında bir rapor verilerek.Suçlu tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılıyor.
Her ne kadar 5 yıllık tacizin 10 dakikalık incelemeyle tesbit edilmeside tipda ne kadar ilerlediğimizin bir göstergesidir.
Zaten kişinin ceza alıp almaması pek o kadar bizleri rahatsız etmiyor !!!
Bizleri rahatsız eden şey aynı haberlerin, sıkça haber olması galiba.
9 yaşında veya 14 yaşında bir çocuğun psikoloji bozulmuş olsa ne olur, olmasa ne olur...
"Evlilik iki şeyden ibarettir: İlki aralarında kontrat olması. Bu evliliğin ilk şartıdır. İkincisi ise karınızla seks yapmanızdır. Evliliğe girmek için minimum bir yaş yoktur. Bir yaşındaki bir kızla bile evliliğe girebilirsin. 7-8-9 yaşındaki kızlardan bahsemetmeye bile gerek yok. Bu bir rıza anlaşmasıdır. Veli genelde baba olmalıdır. Çünkü baba kararı zorunludur. Böylelikle kız, kadın olmuş olur.
Pardon:
Suudi evlilik yöneticisinin verdiği fetva.
Alıntı yapmanın sakıncaları.Haberi kopyala yapıştır.Bizim konumuzla ne alaka değilmi.
Saygılarla.

Salı, Aralık 30, 2008

BIR HABER !!


Dört kişiyi öldürmüş.Yedi defa öldürmeye teşebbüsde bulunmuş.İki defa tecavüz etmiş.Altı defada Gasp yapmış.Bir kişi idi.Pommerenke !
AB ülkesi Almanya onu 1960 senesinde yakalamış.Muhakeme etmiş ve işlediği suçlardan 156 yıla mahkum etmiş.
Bu gün 71 yaşında 49 sene yattığı hapisanede ölmüşdür.
İşlediği suçlarla değilde Almanya'da en yaşlı ve en uzun hapis yatan mahkum olarak kayıtlara geçmişdir.
Neden sıradan 3.ncü sayfa haberini yazdın diye soracak olursanız !!??
Hani AB diye çok şeyler konuşuyoruzda.
Hani suç işliyenlerinde o veya bu nedenle salıverildiklerini görüyoruzda.
Hani bazı suçluların da rehabilite oldukları kanısı ile salıverilmesini "AB ülkeleri standardları çerçevesinden" bahs ediyoruzda.
Hani 30 bin kişinin ölümüne neden olmuş kişilerin affını haber yapabiliyoruzda...
Benden bu kadar gerisi sizlerin yorumları.
Saygılarla.

Pazartesi, Aralık 22, 2008

CIMBIZ...


Sayın Bakanım torpile Var mısın Yok musun?

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin Marko Paşa gibi. Başı sıkışan vatandaş mektup veya e-mail yoluyla bakana ulaşarak yardım istiyor. Af isteyen mahkumdan, alacağını tahsil edemeyen esnafa, evinin önüne çöp atılmasına kızan yaşlı teyzeden, cezaevinde çiğköfte yapmak isteyen hükümlüye varana kadar, başı sıkışan herkes Bakan Şahin’e başvuruyor.
RÜYAMDA SİZİ GÖRDÜM AF ÇIKARIN: FİRAR EDECEĞİM:
ÇİĞ KÖFTELİK BULGUR: Urfalıyım çiğ köfte yapmak istiyorum ancak cezaevi kantininde bulgur bulunmuyor. Kantinde bulgur satılmasını talep ediyorum.
KOYUNLARIMI VERSİNLER Parasını vererek satın aldığım koyunları teslim etmediler. Koyunları isteyince tehdit ediyorlar, yardım edin.Gazete AKSAM.

'Asmaya ve kesmeye geliyoruz'
HAK ve Hakikat Partisi (HHP) Genel Başkanı Dursun Güneş, Erzurum İl Teşkilatı’nın açılış töreninde başında yeşil takkasiyle yaptığı konuşmada ilginç vaatlerde bulundu. İktidara gelmeleri halinde tekke ve zaviyeleri yeniden açacaklarını söyleyen Güneş, “Adaletin kılıcını masaya koyacağız. Keseceğiz, asacağız. Kesmeye, asmaya geliyoruz. Devlete kurşun sıkanı asacağız, devletin kasasına elini uzatanın elini keseceğiz” dedi.Gazete CUMHURIYET

Samet Aybaba'ya tepki
Gençlerbirliği taraftarı El Saka'yı kastederek "Beni bir Arap'a tercih ettiler" açıklaması yapan Samet Aybaba'nın görevine son verilmesini istedi.
Gençlerbirliği taraftarlar derneği Alkaralar sitesinde yayınanan açıklama şöyle:
"Defalarca söyledik; Başarıya, galibiyete tapan bir taraftar grubu değiliz diye... Ancak herkesin bildiği bazı hassas noktalarımız var: Futbolcumuz El-Saka hakkında "Beni bir Arap'a tercih ettiler" şeklinde ırkçılık sınırını aşan bir açıklama yapan Samet Aybaba'nın Gençlerbirliği camiasında yeri olmadığına inanıyoruz ve kulüp yönetiminin gereğini yapmasını talep ediyoruz...Gazete Hürriyet

Ermeni vatandaşın yorumu
'Özür diliyorum' kampanya-sıyla başlayan tartışma konusunda sade vatandaş ne düşünüyor?
“SEBEP OLANIN GÖZÜ KÖR OLSUN”
- Peki sizin o sorunuza hiç yanıt verdi mi anneanneniz?
Anneannemin bu konuda iki sözü vardı. Birincisi “O günler gitsin bir daha geri gelmesin” derdi. İkincisi de, “Sebep olanın gözü kör olsun” derdi. Yani o aslında bunu kendisine yapanları değil, onları bu işe itenleri suçlardı. Hiçbir Türk hakkında kötü bir şey demezdi. Hiçbirimiz demeyiz.Gazete Milliyet

Biz bunca yıldır ne ‘Yemekteyiz’?
Kamera karşısında başkalaşım geçiren insan tipine şaşırmayacak kadar reality show tecrübemiz var. ‘Yemekteyiz’i sadece bu özelliğiyle anıp geçiştirmek büyük haksızlık. Gelelim asıl soruya: Bademli pilavı ilk kez duyan, kalamarın oltaya halka halka takıldığını sanan, enginarı sapıyla yutmaya çalışan bu insanları bu yaşa getiren hangi vitamin hapıdır?Gazete Radikal.

Kendi 8, kocası 58 yaşında!
Suudi Arabistan mahkemesi babası tarafından sekiz yaşındayken 58 yaşında bir adamla evlendirilen kızın boşanma talebini reddetti.Gazete Sabah.

Cüneyt Çakır ingilizce biliyor mu?
Dünkü maçın 50. dakikasında Beşiktaşlı Delgado'yu oyundan atan hakem Cüneyt Çakır'ın iyi derecede bildiği İngilizce için Beşiktaş camiasından tepki geldi.
Delgado'nun maç içinde hakeme pozisyonu ingilizce olarak "Bana orda sarı veriyorsun burda bakıyorsun" demesini, "Hani sarı kart, neden göstermiyorsun" olarak algılayan Cüneyt Çakır için Beşiktaş yöneticileri, "İngilizcenin bile eyyamını yapıyor hakem. İşine geldiği gibi anlıyor. Ya ingilizce bilmiyor. Ya da Delgado'nun dediklerinden hiçbirini anlamadı ve sadece sarı kart hareketini görünce attı" şeklinde yorumladı. UEFA maçları sonrası bile raporunu İngilizce olarak yazan Cüneyt Çakır'ın bu durumda maça maksatlı ve adam atmaya şartlanmış olarak çıktığının da altını çizen yöneticiler, artık hiçbir hakeme güvenmediklerinin de altını çizdiler.Gazete Star

Bu küfürü ona söyleyin
G.SARAY-Beşiktaş derbisi sırasında ve sonrasında Şeref Tribünü’nde yine istenmeyen olaylar yaşandı.. Delgado’nun kırmızı kart gördüğü pozisyondan sonra ayağa kalkıp MHK Başkanı Oğuz Sarvan’a bakarak kendisini alkışlayan Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören, tepkisini anında ortaya koydu..
Demirören, MHK Başkanı’na protokolde ana avrat küfretti: Disiplin Kurulu Başkanı Reşat Bostan’a protokolde rastlayan Beşiktaş Başkanı “Onun an.... s....m. Bunu Sarvan’a aynen ilet” diye konuştu.Gazete Vatan.

Saygılarla.





Perşembe, Aralık 11, 2008

KAPIMIZA KADAR GELDİ.




Sessiz gelen tehlike diyebilirmiyiz !!!

Amerika kıtasında başladı...
Avrupa'ya sıçradı.
Daha dün gibi. Danimarka'da gençler sokaklardaydı.
Daha sonra Fransa'da yaşandı aynı şeyler.
Belçika, Avusturya, Almanya, Çek'ler, İspanyol'lar.
Belki nedenleri biraz farklı olabilir. Aktörler ayni "gençler".
O veya bu nedenler, onları köşeye sıkıştırdı. Esasında genç nesillerden beklentilerin çok olmasına karşın, onlara verilenler gittikçe kısıtlanıyordu.
İşsizlik birinci sırayı alması. Onlara verilen sosyal yaşamlarının aktivetelerinin gittikçe azalması.
Ülke idarecilerinde kulaklarını bu kuşağın seslerine tıkaması. Onları sokaklara döktü.
Bu durum kapımıza dayanmış durumda.
Bu gün Yunanistan'da 16 yaşında bir gençin hayatını kaybetmesi olarak hadiseleri değerlendirirsek büyük yanılgıya düşeriz.
Bu gün geç nesil patlamaya hazır bomba gibi.
Bir bakıyorsunuz kendisini "Atom karşıtı" olarak gösteriyor, bir bakıyorsunuz "G8'leri protestesi" olarak karşımıza çıkıyorlar. 1 Mayıs artık karışıklıkların günü olarak değerini kaybetmiş durumda.
Öyle böyle, bu dalga kapımıza dayanmış durumda.
Çok dikkatli olmalıyız nerede ne zaman patlıyacağı belli olmıyan bu karmaşayı en ufak zararla atlatmalıyız.
Bu da ancak genç kuşağa biraz daha fazla kulak uzatmamızla, onlara ileriki günler için
umut vermekle olabilir. Her halde bu giyim kuşamı politikaya alet etmekle; sev veya terketle olacağını sanmıyorum.
Önce onları bir dinliyelim. Onlara neler verebileceğimizi söyliyelim.
Saygılarla.

Çarşamba, Aralık 03, 2008

POLİS ve KİMLİK !!??


Sayın Bakan Çiçek ve Emniyet Müdürü Cerrah "Polise kimlik sorun" diye uyardı.
Demesi kolayda Polisimiz görev esnasında ne gibi hakları olduğunu biliyormu.Hiç
sanmıyorum.Nedeni diye soracak olursak.Bürokrasinin getirdiği karmaşa.
Daha bir yönetmelik uygulamaya konmadan bir diğeri geliyor.Bu durum karşısında
Polis bile nasıl hareket etmesini tam olarak bilememekte; topu vatandaşa atmak işin en kolay tarafı.Gazetelerde haberleri okuduğumuz zaman, bir linkle kimlik soran vatandaşın
ne hale geldiğini gösteren resimlerle karşı karşıya geliyoruz.Yorumlara bakınca en çok yurtdışında
Polis örnek gösteriliyor.
Bakalım yurtdışında hakikaten Polis denildiği gibi demokratmı?
Bir kontrol halinde yanlışlıkla bir temas halinde bulunursanız.Örneğin maç esnasında bir oyuncunun hakeme dokunması gibi.Bu Polise karşı yapılmış saldırı olarak kabul edilir.
Ne şartlar altında olursa olsun ona dokunamaz koymuş olduğu mesafenin dışına çıkamazsınız.
Kendisi ile konuşurken nezaket sınırlarının dışına çıkamazsınız.Açıkçası sen diye hitap edemezsiniz.Bırakın dokunmayı ağzınızdan çıkacak her kötü sözün bir bedeli vardır.Aşağı yukarı bu cezalar basın yolu veya Polisin halkla ilişkiler bölümünden vatandaş bilgilendirilir.
Kimlik kontrolü esnasında kayıtsız şartsız kimliğinizi ibraz etmek zorundasınız.Bu işlevi yaparken onu tedirgin etmeden kimliğinizi çıkarır; eğer her hangi bir tereddüt içinde iseniz
kendisindende markasını gösterse bile Polis kimliğini sorma hakkına sahipsiniz.Bunu yanlız
kimliğinizi onun eline verme esnasında yapabilirsiniz.Daha önce değil.Eğer karşı taraf bu kaidelere uymuyor ise Merkezi arıyarak durumu bildirir Polise karşı başka bir Polisden yardım alabilirsiniz.
Polisin çok büyük hakları vardır.Muhakeme esnasında onun ifadesi sizinkine karşın daha geçerlidir.Tek dezavantaşı olaylar esnasında kanuni prosüdürleri eksiksiz yapıp yapmadığıdır.
En ufak eksiklik veya yanlış hareketi aleyhine işlem görür.
Örneğin özel durumlar dışında, şikayet dahi olsa resmi ünüforma ile iş yerine giremez.Ancak kapıdan iş yeri sorumlusunu çağırıp izin almak zorunluluğu vardır.Eğer müsade alırsa içeri girebilir.
İzin almadan ancak sivil memurlar girebilirler.
Polis memurlarının nasıl hareket etmesini gerektiren ufak kitaplar vardır.Onun içindeki maddeleri her memur harfi harfine bilmesi gerekir.Gerektiği taktirde karşısındakine hangi paragraf içersinde yanlış yaptığını söylemek zorundadır.
Yukarda bahs ettiğim gibi onunla temas ettiğiniz zaman size aşırı güç gösterebilir.Eğer onun
hayatını tehlikeye sokacak bir durum karşısında silah kullanır.Zaman zaman bu gibi olaylar
ölümcül bile olabilmekte olup kasıt olmadığı taktirde Polis'in lehinde sonuçlanır.
Polis yanlız değildir.Onu çalıştığı teşkilata karşı koruyacak sendikası vardır.Bir başka şehre sürülemez.Hatalardan ilk önce büyüklügüne göre önce amirleri , bu şehrin emniyet amirine hatta
İçişleri bakanına kadar gidebilir.Bunlar zaman zaman istifalarla sonuçlanır.
Vatandaş ne kadar bu konuda bilinçli ise Polis'inde hataları bir o kadar az olmaktadır.
Bu bir imac meselesidir.Polis vatandaşın % 100 itimatını kazanması gerekir bu da teşkilat içinde çalışan bireylerin amirleri tarafından saygınlık görmeleri ile olabilir.Başındaki amiri memuruna nezaket kaideleri içinde davranıyorsa ondanda vatandaşa karşı aynı şekilde davranmasını istiyebilir.Yapmış olduğum bazı gözlemlerde malesef nezaket çerçevelerini aşan amirleri görebiliyoruz.
Onun için Sn.Bakanın veya Em.Amirin bu söylevi basma kalıp bir söylevden ileri gidemez.
Saygılarla.

Perşembe, Kasım 27, 2008

NE TESTI !!??


Her şeyin başı eğitim diyoruz.
İnsan hakları diyoruz.
Sizde toplanıyor; bizde toplanıyor ! Kanunlar çıkarıyor, evrensel haklara imzalar atıyoruz.
Sonra buna benzer haberlerle bir arpa boyu ilerlemediğimiz ortaya çıkıyor.
Önce söyle bir habere bakalım :

Kız yurdunda bekaret testi!

A.lar’daki E. Kız Öğrenci Yurdu, C.G’nin boynunda ve yüzünde kızarıklık olduğu gerekçesiyle bekâret raporu istedi. Kızına inanmayan ve test yaptıran baba, yargıya başvuracak.

İstanbul A.lar’daki bir kız öğrenci yurdunda kalan C.G.’nin (18) boynunda ve yüzünde kızarıklıklar bulunması nedeniyle, yurt yönetimi öğrenciden bekâret testi istedi.

Öğrencinin babasını arayan yetkililer, “Durum ortada. Kızınız bir erkekle ilişkiye girmiş, gelin alın” demesi üzerine C.G’yi babası muayeneye götürdü. Kontrolün ardından öğrencinin bakire olduğunun anlaşılması üzerine, baba yurt yönetiminin tavrını eleştirdi.

A.lar’daki E. Kız Öğrenci Yurdu’nda kalan üniversite öğrencisi C.G’den boynunda ve yüzünde bulunan kızarıklık nedeniyle yurt yönetimi bekâret testi istedi. C.G’nin boynunda ve yüzündeki kızarıklıkları gören yurt müdiresi N. D., C.G’nin babasını aradı. Babasının, iddiaların gerçekdışı olduğunu söylemesine karşın kendisine inanmadığını söyleyen C.G. müdirenin, babasına “Kızınız cinsel ilişkiye girmiş” dediğini söyledi. C.G. bunun üzerine müdireyi aradığını ancak müdirenin kendisine “Böyle bir şey demedim. Baban senin gözünü korkutmak istemiş, ben yalnızca ‘Buraya gelin, konuşalım” dedim” diyerek konuyu kapatmaya çalıştığını dile getirdi.

Durum ortadaymış!

C.G. olayı şöyle anlattı: “Olaydan 4 gün sonra yurt müdiresi D. ile bir görevli ve doktor olduğu iddia edilen kapalı bir bayan, yüzüme ve boynuma baktı.

Yurt müdiresi babamı arayarak ‘Yanımda 2 yetkili var. Durum ortada, kızınızı gelip alın’ dedi. Babam, doktorun kim olduğunu sordu ancak müdire cevap vermedi. Ertesi gün babamla Küçükçekmece K. Tıp Merkezi’ne gittim. Muayenenin sonucunda bakire olduğum belli oldu.”

C.G’nin babası ise, “Yurt yönetimi saçma sapan şeyler söyledi. Şok oldum. Yetkili birimlere şikâyette bulunacağız” diye konuştu. HÜLYA KESKİN / Cumhuriyet

YASALAR NE DİYOR?

Yeni TCK 287'nci maddesi Genital Organ Muayenesi:
Yetkili hakim ve savcı kararı olmaksızın kişiyi genital muayeneye gönderen veya bu muayeneyi yapan fail hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bulaşıcı hastalıklar dolayısıyla kamu sağlığını korumak amacıyla kanun ve tüzüklerde öngörülen hükümlere uygun olarak yapılan muayeneler açısından yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmaz.


Olamazların içine olabiliri koyalım :

Elimizdeki yasaya göre suçlulara bakalım.
1. Yurt yönetimi.
2. Yurt Müdiresi ve sözde doktor olan kişi.
3. Kızın babası.
4. Bakire raporu veren doktor.

Bundan sonrası :

1. Şikayeti değerlendirecek savcı !
2. Şikayet işleme alınacak olursa, hakimin değerlendirmesi !!??

Gerçek :

Mağdur olan reşit bir kız.İleriye dönük toplumda yer alacak bu kızın bu topluma bakışı, hala kendi kendimizi aldattığımızın acı gerçekler.

Saygılarla.

Pazartesi, Kasım 17, 2008

TERS mi YÜZ mü !!!


ANTALYA'da 32 yaşındaki M.Ü, 6 yıllık eşi S.Ü ile istemediği halde ters ilişkiye girmek, daha sonra da namluyu temizlemeye yarayan çubukla (harbi) tecavüz etmek suçundan yargılanıyor. Bir yıldır süren davanın duruşması, harbinin gönderildiği Adli Tıp 6'ncı İhtisas Dairesi'nden rapor gelmediği için ertelendi. Olaydan sonra bağırsaklarından 6 operasyon geçirdiğini söyleyen S.Ü., davanın sonuçlanıp tutuksuz yargılanan kocasının ceza alması için gelecek raporu bekliyor.
Güvenlik Mahallesi'nde oturan bir çocuk babası M.Ü, bir yıl önce 27 yaşındaki eşi S.Ü'ye ters ilişki teklif etti. Reddedilen koca, eşini dövüp amacına zorla ulaştı. Olaydan sonra bağırsaklarından 6 operasyon geçirdiğini söyleyen S.Ü., davanın sonuçlanıp tutuksuz yargılanan kocasının ceza alması için Adli Tıp 6'ncı İhtisas Dairesi'nden harbi ile ilgili gelecek raporu bekliyor.
Antalya'da bir Alman çocuğu yaşı 17' di 15 yaşında bir kız çocuğu ile sevişmeye kalktığı için 7 ay hapse girmiş daha sonra yapılan baskılar karşısında da tutuksuz olarak yargılanmak üzere serbest bırakılmış.Bir tv.kanalı sayesinde alel acele evine döndürülmüştü.Kanun kanundur kız resit olmadığı için ailesi şikayette bulunmuş.Adalet de madurun yanında, gereğini yapmışdır.
Daha sonra aynı filmi bu sefer 74 yaş ile 14 yaş arasında seyrettik.6 ay sonra tutuksuz yargılanmak üzere maktul gene dışarda.
Filim gene devam etmekde sanaryo biraz değişik.Suçlu şikayet üzerine kaçıyor 10 gün sonra gelip teslim oluyor.Her şeyi inkar ediyor.Mağdur yalan söylüyor barsaklarından zaten rahatsızdı diyor.
Adalet şimdi makad dan giren harbiye kaldı.Harbi eğer bu işlemi yaptıysa !!!
Sahi yasa yapıcısı ne gibi kanunlar çıkarmıştı? Bırak tersi yüzü, karı koca arasında bile tarflardan bir tanesi istemedikten sonra ilişki tecavüz olarak geçmiyecek-miydi ...
Yasa da bir eksiklik var galiba; şey oldumu tecavüz, harbi oldumu !!!
Ben işin altından çıkamadım.
Bu memleketde kadın olmak bu kadar mı zor yahu.
Saygılarla.

Pazar, Kasım 16, 2008

EĞER HABERCİ FANATİK OLURSA !!!


Eğer haberci Fanatik olursa bir maçın neticesini bile yazamaz.Yukardaki haber Vatan Gazetesi
nin Internet Sayfasından.Dakika dakika maçın yorumu yapılmış.
Son olarak dakika 90 maç sona erdi yazıyor.Her ne kadar sonuç 2-0 olmasına rağmen 1-0 olarak görülüyor.Olabilir yazım hatası diyebiliriz.Dakikalara bakıyorum. 39 Dakika ilk gol.83 Dakika da 2.nci golü yazmayı unutuyor.Sonradan tamamlıyor.Ama eli bir türlü başlığı düzeltmeye gönlü varmıyor.
Pazarın Fıkrasi Olsun.
Saygılarla.

Çarşamba, Kasım 05, 2008

ÖRÜMCEK AĞLARI !!!




Vakit gazete binasına asılı pankratta ne yaziyor ?
"Zina serbest olsun diyen ahlaksızlar,
Vakit’e nasıl ahlak dersi verebilir. Teşhircilere, fuhuşçulara, çocuk
tacizcilerine, uyduruk değil, İslam’in öngördüğü cezalar verilsin, var mısınız?"
yazılı pankart asılı olduğu görüldü.

Yani; şeriat kuralları....

"Şeriat kurallarının hakim olduğu ve cehaletin kol gezdiği Pakistan’da kadın olmak çok zor. Erkeklerin ‘söz dinlemeyen’ kadınlara uyguladıkları şiddet yöntemleri arasında yüze kezzap atmak en yaygın olanı. Aşağıda fotoğrafları görülen kadınlar sadece kadın oldukları ve seslerini yükselttikleri için yobaz, cahil erkekler tarafından bu hale getirildi".



IRUM SAİD: Şu anda 30 yaşında.Kezzabla yakıldığında 18 yaşındaydı.Evlenmeyi reddettiği erkek caddenin ortasında vücuduna kezzap attı.Kör oldu.Yüzü,sırtı ve omuzları yandı.Tam 25 kez amelit oldu.

ATİYE HALİL: 3yıl önce 13 yaşındayken komşularının yaşlı bi akrabası Atiye ile evlenmek istedi.Ailesi kabul etti.Ama Atiye daha küçük olduğunu belirtip bu isteği geri çevirdi.Reddedilmeyi kendine yediremeyen erkek,Atiyeyi kezzapla yaktı.

NECEF SULTAN: 5 yaşındayken uyurken babası tarafından yakıld.Çünkü baba Pakistanda değersiz olarak görülen bir kız çocuk istemiyordu.Necef yaralarının iyileşmesi için 15 kez ameliyat oldu.Şu an 16 yaşında 2 gözü kör ve yüzü iskeleti andırıyor.
Sene 2008 hala 85 yıldır bu ülkenin Cumhuriyet ile idare edildiğini bu Cumhuriyet'in laik ve hukuk devleti olduğunu anlamadılar.
Hiç merak etmeyin bu ülke Cumhuriyet'i kuranlar imanı bütün dinini içinde yaşıyan insanlardı..
O zamanda örümcek kafalı insanlar vardı.
Bu günde Hukuk laik Cumhuriyet'i kalkan yapıp cirit atma hevesindeler.
Hiç heveslenmeyin bu millet özünü hiç kaybetmemişdir.
Saygilarla.

Cumartesi, Kasım 01, 2008

HABERLER - YORUMLAR...


Gazeteleri açtığımız zaman bir köşesinde Hüseyin Üzmez.
Millet ayaklandı, bu iş böyle kapanamaz nidaları havada.
Sanki ortalık toz pembe de tek derdimiz bu.
Biraz mantıklı olalım adam öylede böylede yırttı.
Niyemi diye soracak olursanız? Aşağıdaki söylediklerini alt alta koyun.
Şimdi avukatı bu sözlerini Adli Tip'a sevk ederse orası nasıl bir rapor verir !!!
O rapor neticesi muhakeme düşmezmi ?
Dedim ya öylede böylede adam yırttı.

14 yaşında bir kız çocuğuna cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla yargılanan ve Adli Tıp Kurumu’nun raporu üzerine tahliye edilen Vakit Gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez, önceki gece Habertürk’te Fatih Altaylı’nın "Teke Tek" programında aynen şu ifadeleri kullandı: "Evet, hovardayım; geçmişte birçok kadın hayatıma girdi. İyi ki girdiler; yoksa fahişe olurlardı. Başlarını örtüp hayatlarını düzelttiler. Bunlardan birisi de şu an İsviçre’de yaşıyor."
Lise talebesi geliyor. Orta yaşlı kadınlar geliyor, beni şapır şupur öpüyor. Ben,’Çıkar cüzdanını 18 yaşında mısın, değil misin?’ diyemem ki"
" Anne o kızı kendisi ile ilişkisi olanlara gönderiyor, onlardan para alıyor. Gönderdiği de hacı değil ya, bir takım kart zamparalardır,"
""Tahliye olduk. Beraatle çıkacağız inşallah. Adalet yerini buldu. Sanki Hac’da gibi yaşadım"
" Üzmez kendisinin en büyük düşmanının şeytan ve nefsi olduğunu ifade etti. Üzmez, "Nefsiniz neden düşmanınız?" sorusuna ise "Bizi kötülüğe sürükleyen kendi nefsimiz değil mi? Nefsine hiç kimse hakim olamaz. Bir ben değilim" yanıtını verdi."
-Siz 76 yaşındasınız ve 14 yaşındaki bir kız çocuğuyla evlenmek istiyorsunuz bu sizce doğru mudur?
- Ben inançlarıma göre konuşurum. Ben inancıma bakarım. Bana göre bir tek hakikat vardır Allah'ın kitabı, resullahın sünneti... Gerisi fasa fiso yalan ayaklarımın altında."
"gazeteci mazeteci dinlemiyorum. Programın başından beri konuşuyorsunuz. Ben vaktiyle gazeteci vurmuş adamım"

* * *

Gelelim Can Dündar'ın son belgeseline önce sponsorla ele alındı "Türkcell" öyle veya böyle,gerçekçi olacak olursak basında çıkan yazılarla en büyük sponsor gene Türkcell oldu.
Belki filmin çekiminde bir katkıda bulunmadı ama reklamında çıkan haberlerle en büyük sposor konumuna girdi.
Daha filmi seyretmedim.
Bizim buralara kadar gelmesi biraz zaman alacak.Onun için bu konuda yorum yapmam abes kaçar.
Yalnız "Siyaset Meydanında" seyrettiğim kadar belge ve mektuplara dayatılarak; bir belgesel film yapılmış.Yalın olarak adına da "Mustafa" denilmiş.
Yorum ve anlatımlar içinden Mustafa'lardan ne kadar büyük önderler çıkabileceği anlatılmaya çalışılmış.
Bir yerde durmak lazım.
Yorum yaparken sakın "Mustafa" yı bu Cumhuriyeti bizlerin yaşam tarzı yapan Atatürk'le bağdaştırmıyalım.
ATATÜRK' ki, bu adı ona bu millet vermişdir.Onu anlatmak, onu yaşamak, onun yolunda yürümek, devrim ve inkılaplarını anlamak çok daha başka bir şeydir.
O bir efsane değildir,o bir yaşam tarzıdır.
Öyle bir yaşam tarzıki uçu bucağı olmıyan bir çizgidir.Onun devrimlerinde, zaman mevfuhumu yoktur."Açıkçası o günler bu günler,yarınlar" diye.
Filmide çekilemez.Öyle bir filmi ancak, saygıyla önünde eğildiği bu millet her gün onun doğrultusunda yaşayıp ortaya koymak mecburiyetindedir.
Saygılarla.

Perşembe, Ekim 30, 2008

BILIYORMUYDUNUZ ?


Gazeteleri, internet sayfalarını dolaşırken bu haber dikkatimi çekti...

HALKA ANLATILMADI, HASTANELER BİLGİLENDİRİLMEDİ.

1 Kasım’da kaos yaşanacak. 1 Kasım günü hastanelere gidildiğinde gerek hasta sahipleri gerek hastane çalışanları -SGK vatandaşları ve hastaneleri gerektiği gibi bilgilendirmediği için- vatandaşlar da prim ödemek zorunda olduklarını bilmediklerinden ve ödemediklerinden dolayı GSS kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan sağlık yardımı alamadıklarından, ceplerinden para ödemek zorunda kalacaklarını görecekler.
1 Kasım’da hastaneye gittik diyelim. GSS primi ödediniz mi, ödemedinizse paranız varsa buyrun, yoksa güle güle” diyecekler. Hastane internetten GSS konusunda Kurum’un ana bilgiyasayıra bakacak sayfasına girecek, provizyon yani ön izin izni veriyorsa hastayı muayene edecek. Ön izin alamıyorsa güle güle diyecek. Acil hallerde provizyona gerek yok ama hastanelerin de bu konuda bilgisi yok. Özel, devlet, üniversite hastanelerinin hiçbirinin bilgisi yok.

Ya cebinde paranız olacak ödeyeceksiniz, ya da GSS primini bankaya ödemiş olacaksınız. Öderken de SGK’ya gidip ödenecek primin tespit edilmesi gerekiyor. SGK da prim miktarı olarak 154 TL alırım diyor. Gelire göre almam diyor. Herkesin aylık gelirini 2 asgari ücretmiş gibi kabul ederim, 154 TL alırım diyor. Ama benim aylık gelirim gereğince 25 TL ödemem lazım” dediğinizde, “Ben anlamam” diyor. “O zaman yeşil kart için başvur” deniyor. Kaymakamlıklar da aslında görevleri olmadığı halde, SGK’nın görevi olduğu halde gelir tespiti yapmakla görevlendirilmiş kurum haline gelmişler. Bu genelgeyle oluyor, kanunla da değil.

Bunun için kaymakamalıkların, “Bu bizim görevimiz değil, SGK’nın görevidir” demesi lâzım. Kaymakamlıklar gelir tespiti yapmakla görevli yerler değildir. Yeşilkart verebilir ama yeşilkart vermediği kişinin gelirinin kaç lira olduğunu tespit etmek yükümlülüğü Sosyal Güvenlik Kurumu’na aittir.

1 KASIM’DA HASTALANIP HASTANEYE GİDENLER NE YAPSINLAR?

Kaymakamlıklara gitsinler. Yoksa ceplerinden ödeyecekler. Veya hastanenin insafına kalacaklar. İlaç alamayacaklar.

SGK YASAYI DİNLEMİYOR EN AZ 154 YTL İSTİYOR

Genel Sağlık Sigortası (GSS) ilk kez 1 Ekim 2008 günü uygulanmaya başlandı. Kanun diyor ki, “Kişilerin gelir durumuna göre kendisinden GSS primi tahsil edeceksiniz” diyor. Gerek işsiz kalanlardan, gerek tarım kesiminde olanlardan, ayda 30 günün altında çalışanlardan gelirlerine göre belli miktarda GSS primi tahsil edilecek. Tahsil edilecek gelire göre primler de 25, 75 ve 154 lira olarak değişiyor. Kanun ‘herkesten gelire göre GSS primi alınacak’ diyor ama Sosyal Güvenlik Kurumu bu kuralı yok sayıyor, “Her gelenden aylık 154 YTL alırım’, “Ben 25 ve 75 lirayı tanımam” diyor. Bu konuyla ilgili genelgesini yayınladı, müdürlüklerine talimat verdi.

PRİM ÖDEMEK İSTEYENE, “PRİM İSTEMİYORUM, GİT YEŞİL KART AL” DENİYOR

Meclis kanunla düzenliyor ama SGK uygulamıyor. Kurum tarafından, “Herkesten 154 YTL GSS primi alın. Eğer 25 ve 75 YTL ödemek için ısrar ederlerse onları yeşil kart talebinde bulunmaları konusunda kaymakamlıklara yöneltin” deniyor. 154 liranın altında GSS primi ödemek isteyenlere, “Sizi rencide ederim, kaymakamlıklara yeşil kart almaya gönderirim” deniliyor. “Ben yeşil kart istemiyorum, kaymakamlıklara da gitmem. Kanuna uygun şekilde gelirimi SGK tespit etsin, ona göre GSS primi ödeyeceğim” dediğinizde ise SGK’dan “O halde sizin aylık gelirinizi 2 asgari ücret kabul edip ayda 156 YTL GSS primi isterim diyecek. ‘Benim o kadar aylık gelirim yok’ diyorsanız o zaman kaymakamlıklara gidip yeşil kart isteyeceksiniz. Yeşil karta başvurmaktan utanırsanız, 154 YTL ödeyeceksiniz.

Genel Sağlık Sigortası ile ilgili bilinmesi gereken önemli noktalar şöyle:

TURİST VEYA MİLLETVEKİLİ DEĞİLSENİZ...

Yasa gereğince milletvekilleri ve turistler dışında bütün vatandaşlar GSS kapsamına girmek zorunda. Buna göre;
İşsizler,
Köylüler,
18 yaşından büyük çocuklar,
Ayda 30 günden daha az SSK’lı (4/A’lı) gösterilen işçiler,
İsteğe bağlı sigortalılar,
her ay bankalara giderek GSS primi ödemek zorunda. GSS primi ayda 30 günden az ödenemiyor. 5510 sayılı Kanun’a göre, yukarıda sayılan kişilerden sigortalı çalışmayan, memur ve Bağ-Kur’lu olmayan kişilerden her ay GSS primi alınacak.

Genel sağlık sigortalısı sayılanlar her ay 30 tam gün genel sağlık sigortası primi ödemek zorunda.
ÖRNEK: Ayda 10 gün çalışan biri için 10 günlük GSS primi işvereni tarafından ödenirse, kalan 20 günü de kendisi her ay bankaya ödemek zorunda. Aynı kişi prim ödemelerini 30 güne tamamlamak için isteğe bağlı sigortalı olmuşsa, bu durumda da her ay 20 günlük emeklilik ve 20 günlük GSS primini her ay bankaya giderek ödeyecek.

YASA ‘AYLIK GELİRE GÖRE GSS PRİMİ ÖDENİR’ DENİYOR AMA...

5510 sayılı Kanuna göre, GSS’den prim ödeyerek yararlanmak için kişilerin ödeyecekleri prim tutarları şöyle:
Aylık geliri 212,90 YTL’den az olanların primi devletten; “Harcamaları, taşınır ve taşınmazları ile bunlardan doğan hakları da dikkate alınarak, Kurumca belirlenecek test yöntemleri ve veriler kullanılarak tespit edilecek aile içindeki geliri kişi başına düşen aylık tutarı asgari ücretin üçte birinden az olan vatandaşlar”dan olmaları gerekiyor. Bu belirlemede kullanılacak, yani geliri toplanacak aile üyeleri, “aynı hane içerisinde yaşayan eş, evli olmayan çocuk, büyük ana ve büyük baba”dan oluşuyor.


ÖDENECEĞİMİZ GSS PRİMİNİ NASIL HESAPLAYACAĞIZ?
SGK tarafından ailenin geliri tesbit edilip kişi başına bölündükten sonra ödenecek GSS primi şöyle ortaya çıkıyor:

ÖRNEK:
Ailenin kişi başına geliri asgari ücretin üçte birinden (212,90 YTL’den) az ise primleri devlet öder.
212,90 ile 638,70 YTL arasında olanlar kişi başına aylık 25,55 YTL,
638.70 ile 1.277,40 YTL arasında olanlar kişi başına aylık 76,64 YTL,
1.277,49 YTL’den fazla olanlar ise kişi başına ayda 153,29 YTL, GSS primini her ay ödeyerek sağlık hizmeti alabilecek. Hastaneye gidildiğinde ödenmesi gereken primden 1 YTL dahi borcu olanlara ise sağlık yardımından yararlanamayacaklar.K.YASEMİN ARPA
NTV-MSNBC 14:08 TSİ 30 Ekim 2008 Perşembe
Saygılarla

Salı, Ekim 28, 2008

YA BIZLERIN ????

"Allah sizden tekrar tekrar razı olsun diyorum”“Gazetem bir tanedir. Sizin hepinizle başa çıkıyor, daha ne istiyorsunuz!

Hüseyin Üzmez tahliye oldu

Bursa’nın Mudanya İlçesi’nde 14 yaşındaki B.Ç.’ye cinsel istismarda bulunduğu suçlamasıyla Bursa 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutuklu yargılanan Vakit Gazetesi Yazarı Hüseyin Üzmez'in (76) tahliyesine karar verildi.


Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın bugünkü duruşmasında, İstanbul Adli Tıp Kurumunca hazırlanan B.Ç'nin “beden ve ruh sağlığının bozulmadığı” yönündeki rapor doğrultusunda iki sanığın tutukluluk halinin kaldırılmasına karar veren mahkeme heyeti, Üzmez hakkında yurt dışına çıkış yasağı koydu.DHA 28 Ekim 2008

Hani bir söz vardır : ADALETİN KESTİĞİ PARMAK AÇIMAZ diye.
Hani bir söz vardır : ADALETE GÜVENMELİYİZ diye.
Hani bir söz vardır : ADALET ÖNÜNDE suçu sabit olmadığı müddetçe her kişi suçsuzdur.
Hani bir söz vardır : ÇOCUK HAKLARINA atılmış olan imzanın her zaman arkasındayız!!!
Hani bir rapor var : " beden ve ruh sağlığının bozulmadığı " diye
Hani bir rapor var : Ya benim bu olayda " beden ve ruh sağlığının bozulmadığı"na ait rapor ?
Hani bir rapor var : Ya senin bu olayda " beden ve ruh sağlığının bozulmadığı"na
ait rapor ?
Hani bir rapor var , hani bir rapor var , hani bir rapor var , hani bir rapor var ,

Saygılarla.

Cuma, Ekim 17, 2008

UH...



Adalet Bakanlığı’nda yapılan toplantılarda çok tartışılacak öneriler geldi

1) Medeni Kanun ve Türk Ceza Kanunu’ndaki (TCK) evlenme yaşı 14 olsun. 2) Eşin tecavüzünde 7 yıl olan ceza 1 yıla indirilsin. 3) Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda şikâyet koşulu 15 yaşından 14 yaşa indirilsin...

Adalet Bakanlığı’nda yapılan bir toplantıda, evlenme yaşının 14’e indirilmesini öngören, tecavüzcüyle evlenme durumunda cezanın ortadan kalkmasını sağlayan ve reşit olmayanla cinsel ilişkide şikâyet yaşını 14’e indiren yasa değişikliği önerileri üzerine tartışmalar yapıldığı ortaya çıktı.K.Gazeteler.

Örnekler :MALATYA - Ü. G. Ö. 14 yaşındayken pazarcılık yapan 17 yaşındaki A.T. tarafından kaçırıldı ve tecavüze uğradı. Aileler araya girince sorun adliye yerine imamın önünde 'çözldü'.
Sonuc : Yaşadığı olaylara dayanamayan Ü. G. Ö'se önceki gün babasına ait kurusıkıdan bozma tabancayla başına ateş ederek hayatına son verdi. İlköğretim çağında tecavüze uğrayan Ümmi Gülsüm'ün "Arkadaşlarım okula gidiyor, ben ise anne oldum. Bunlar olmamalıydı" dediği öğrenildi.
Yedi kardeşin en büyüğü olan Ümmi Gülsüm'ün, cenazesi dün ikindi namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından Malatya Şehir Mezarlığı'nda ailesi tarafından sessiz sedasız toprağa verildi.

Türkiye Birleşmiş Milletler Genel Merkezinde 1990- 29-30 Eylül tarihleri arasında toplanan “Çocuklar için Dünya Zirvesinde” ilk kez imzaya açılan Çocuk Hakları Sözleşmesini toplantıda bulunan dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal ın imzalamasıyla sözleşmeye ilk imza koyan devletler içinde yer almıştır.

Peki kimler çocuk sayılır ?

Madde 1: Bu sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

Beni bağlıyan yorum :
Gazetelerin yazdığı gibi Adalet Bakanlığında böyle tekliflerin konuşulduğuna inanmıyorum.
Nedeni ne olursa olsun, neye hizmet ediyorsa bile.Hakikaten böyle bir teklifde bulunan
kisi 100 binlerce olaylardan bir tanesi olarak gösterdiğim örneğin suçlusu olur.
Nokta koymak zorundayım eğer devam etmeye kalkarsam yazacaklarımdan dolayı kendimi tanımaz olabilirim.
Erkek olarak değil insan olarak utanılacak bir durum.
Saygılarla.

Çarşamba, Ekim 15, 2008

ÖZLİYECEĞİZ.


Ötelerde Aramak

Kaçmış uykum yabancı ormanlardan,
Dağlar mağaralarla ovalardan kaçmış.

Yağız at bir başka kişi, bir uzak,
Çözülür çözülmez kaçmış.

Soğuk, düzgün, anlamlı, taş, oyunsuz,
Dev okuldan mini mini çocuklar kaçmış.

Suçlama bu ak gövdeyi şimdicik,
Usu bilinmeze kaçmış.

Geceleyin çırılçıplak düşmüşüm ben ardına,
Yüz ölüm var, biri kaçmış.


Fazıl Hüsnü Dağlarca

Perşembe, Eylül 25, 2008

Metal ağaçlar...



Her kesilen ağacı görünce içim kan ağlar.Bir gün ders kitaplarında tanımaya çalışacaklar bizden sonraki nesiller derim.Haberi okuyunca yanıldığımı anladim.Ders kitaplara geçmeden metalini yapmışlar.

"50 yıllık ağaçlara kıyıp yerine metal ağaç diktiler 24 Eylül 2008

Erzurum Büyükşehir Belediyesi, tarihi Lala Paşa Camisi’nin çevresindeki 11 çam, huş ve kestane ağacını bir gecede kesti.

Yarım asırlık ağaçlara kıyan !!!’li belediye, bunların yerlerine ışıklandırılmış metal ağaçlar dikti. Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, ağaçların kuruduğu için kesildiğini ileri sürerken, olaya tepki gösteren semt esnafı ise 'Bu çevre katliamının hesabı sorulmalı' dedi".Kerim BURUCU/DHA

Eğer o veya bu nedenle bir ağaç kesilmek zorunda kalınırsa.Onun değeri kadar yeni fidanlar dikilir.

Eğer bir ağaç kurursa olduğu yere yenisi dikilir.


Saygılarla.

Sen nasıl görevini yaparsın!



Yemek molası veren Polis memurları Resmi Polis arabasını park yasağı bulunan levhanın altına koyunca.Trafik Polisi tarafından çekiciye yüklenerek çektirildi.
Ceza kağıdınıda cama yapıştırmayı unutmadılar.

Kayseri'de !!!'li ilçe başkanı köylüsüne ceza yazan polisi sürdürdü

Kayseri İncesu İlçe Başkanı Ekrem Karakoyun’un, köylüsüne araba kullanırken cep telefonu ile konuştuğu gerekçesiyle ceza yazan polis memuruna önce “senin sonun kötü” diye tehdit ettiği, daha sonra da sürdürdüğü iddia edildi.

CEZAYI YAZDI, SÜRÜLDÜ

Daha sonra olay yerine gelen İncesu İlçe Başkanı Karakoyun, polis memuru M.M’ye “Senin sonun iyi değil. O cezayı yazmayacaksın” diyerek emir verdi. Polis memuru M.M. ise görevi gereği cezayı yazması gerektiğini söyledi. Birçok kişinin şahit olduğu olay sonrasında polis memuru M.M.’nin görev yeri Kayseri İncesu’dan, Kayseri Merkeze alındı.ANKA

Şaka gibi ...

Saygılar.

Salı, Eylül 23, 2008

KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR


Manisa Turgutlu'da dün akşam yapılan AKP ilçe kongresinde, Manisa AKP Milletvekili Bülent Arınç'ın, “Öldük bittik, sizden çare bekliyoruz” dediği için azarladığı ve daha sonra apar topar salondan çıkarılan Musacalı Köyü'nden çiftçi Süleyman Aksu DHA'ya konuştu. Soruları yanıtlayan 65 yaşındaki çiftçi Aksu, şunları söyledi:
“Kongreye gitti, orada güllük gülüstanlıktan bahsediyorlardı. Benim vilayetimde üzüm ayak altında, onu ifade ettim. Bana (kalk ayağa) dedi, (sen yalan söylüyorsun) dedi. Ben de (yalan söylemiyorum) dedim. 65 yaşındayım. Kimse beni bu yaşmıma kadar yalancılıkla suçlamadı. Bana (sen CHP yanlısısın) dedi. Ben (değilim, en az senin kadar AKP'liyim, bu kongrenin yarısı beni tanır) dedim. Olaydan sonra çok kötü oldum. Azarlanmayı hak etmedim.Doğan ÇİZMECİ/TURGUTLU, (Manisa) (DHA)

Salı, Temmuz 08, 2008

GÖZALTINDA UNUTULMASI....


Çiçek'ten Okkır yanıtı 8 Temmuz 2008

Bir yılı aşkın süre Ergenekon'un kasası olduğu iddiasıyla tutulduğu cezaevinde kansere yenik düşen Kuddusi Okkır’la ilgili iddialara Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek yanıt verdi.

Doğrudan Ergenekon için konuşmadığını vurgulayan Çiçek, "Eleştirilerde bulunanların unuttuğu bir nokta var. Ceza Muhakemesi Kanunu 108'inci Madde'ye tutukluluk süresi 1 ayı geçince o dosyaya yeniden bakılacağına ilişkin hüküm var. Kimsenin gözaltında unutulması diye bir olay söz konusu değildir" diye konuştu.
4 Temmuz 2007 tarihinde Tekirdağ 1 No'lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiği belirtildi. Tutuklunun bu cezaevine kabul edildiği 4 Temmuz 2007'deki ilk muayenesinde sağlığına ilişkin herhangi bir şikayetinin olmadığı !!!
K.Hürriyet Metehan Demir.



MADDE 108.– (1) Soruşturma evresinde şüp­helinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği husu­sunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından (*) 100 üncü madde hüküm­leri göz önünde bulundurularak karar verilir.

(2) Tutukluluk durumunun incelenmesi, yuka­rıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tara­fından da istenebilir.

(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulu­nan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip ge­rekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerek­tirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re’sen karar ve­rir.

(*)MADDE 100.– (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama ne­deninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verile­mez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tu­tuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),

2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),

3. İşkence (madde 94, 95),

4. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),

5. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),

6. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ti­ca­reti (madde 188),

7. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),

8. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),

9. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Si­lahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Ka­nunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.

c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) nu­maralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.

d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçı­lıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis ceza­sını gerektiren suçlar.

e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.

f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Ka­nununun 110 uncu maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suç­ları.

(4) (Değişik: 25.05.2005 – 5353/11 md.) Sa­dece adlî para cezasını gerektiren veya hapis ceza­sının üst sınırı bir yıldan fazla olmayan suç­larda tutuklama kararı verilemez.wy

Saygılarla.