Trafik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Trafik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Nisan 30, 2008

GÜNÜN BILMECESI !!!


Yukardaki resimler neye benziyor, onların ne işe yaradığını biliyormuyuz ?

10. Yıl Caddesi üzerindeki Silivrikapı otobüs durağına doğru yürüyen B......., kendisine yeşil ışık yandığını görerek yolun karşısına geçmek istedi. Bu sırada kırmızı ışıkta durmayan ve süratli olan Y....z Y....ı'nın kullandığı 34 TF 3... plakalı halk otobüsü genç kadına süratli şekilde çarptı.

B......z çarpmanın etkisiyle aracın altında kalıp 10 metre sürüklenirken, otobüs duramayarak önünde seyreden otomobile de çarptı. Kazanın ardından aracından inen otobüs sürücüsü ve muavin, feci şekilde..........

Bilmecenin cevabı: Bu güne kadar yaya geçislerinde,yaya kaldırımlarında ......?....... kişi hayatını kaybetmişdir.
Saygılarla.

Cumartesi, Ağustos 18, 2007

Vah benim Polisim...


İki gündür Tv.haberlerinde gazetelerin 3 ncü sayfa görüntüleri yer alıyor. Şöyle bir hatırlamaya çalışalım.
" Şarkıcı Azer Bülbül’ün konserinde önde yer kapma kavgası kanlı bitti. Bıçakla sahneye kaçan kasiyer genç, peşini bırakmayan 50 kışilik grubun saldırısına uğradı, kaldırıldığı hastanede öldü "
Hatırladığıma göre bu ikinci linç bir de camii önünde olmuşdu.
Hadi bu iki hadiseyi bir kenara bırakalım ya dünkü görsel haber.
Bir Trafik kazası, araba bir diğer arabaya arkadan çarpıyor.Her iki arabada hasar büyük; sevindirici tarafı can kaybı olmaması hatta yaralanan bile yok.
Buraya kadar her şey normal bu arada Trafik ekipleride kaza yerine geliyor.Hasara uğrayan vatandaş telefonla durumu tanıdıklarına bildiriyor.Kısa bir zaman sonra üç kişi meydana çıkıyor.Başlıyorlar avaz avaz bağırarak bu arabaya kim çarpdi diye.
Polis da bu arada kazaya neden olan şok içinde kalan kişi ile meşguller .O üç kişi suçluyu bulmuş oluyorlar .Başlıyorlar hakaretle sen bu arabaya nasıl çarparsın ve adamı Polislerin gözü önünde arabasının içinde bir tekme ile hastanelik ediyorlar.
Gelelim benim Polisime hemen devreye giriyor tekme darbesi ile kendinden geçmiş kişiyi bir cankurtarana bindirerek hastaneye gönderiyorlar.
Sonra nemi oluyor hiç bir şey saldırıyı yapan kişiler birazda polislere bozuklarını atarak çekip gidiyorlar tabii bu arada çekimi yapan kameramanlarda kısmetlerini alıyorlar.
Ya bizler ekranlarda bir sınama filmi gibi olayları seyrediyoruz.
Pardon belki bu filim gibi olayı Emniyet amiride seyrediyor.Her halde Ey be neleri göreve göndermişim dercesine.Tabii bunun içine görevli savcıyı daha saymakla bitmez.
Sıradan bir görüntü.Ekranın arkasından gelen bir ses sen dua et orada beğenmediğin Polis vardı, ya olmasaydı o üç adam onu linç ederlerdi.
Tıpkı iki gün evvel olan gibi.Vatandaş şanslı alt tarafı ya kaburgası kırılmıştır ya da karaciğeri yırtılmışdir.O da onu kazada olmuş gibi kabullensin.
Bakalım daha neleri göreceğiz.
Bu arada tavsiyem kendinizi koruyamıyacak durumda iseniz kaza yaptığınız zaman arkanıza bakmadan kaçın her zaman bu kadar şanslı olamazsınız.Öyle bir tekme, öyle bir yerinize gelirki b... yoluna gitti ....., olursunuz.
Bana bu şekilde yazdım diye sakın kızma Emniyet amirim veya savcım bende tv haberinde gördüklerimden yazıyorum.
Eğer böyle bir durumda AB ülkesinde geçerse ne olurdu diye soracak olursan bir email at o ünüformayı taşıyan Polis nasıl davranırdı anlatayım.
Saygılarla.

Pazartesi, Ağustos 06, 2007

Kacarmıydım ?


Güneşli bir gündü ön bahçede çiçeklerimle haşır neşir olurken acı bir fren sesi ile irkildim.
Manzara hiç iç açıcı değildi.Bir otomobil hemen önünde kücük bir çocuk.
Sesi duyan bir kaç kişi ile olaya el attık bir kişi hemen çarpan arabanın arkasına ikaz işareti koyarak trafiğin akışını sağladı.Sert komutlarla meraklı kişilerin yola devamını sağlıyordu.Bir kişi çocuğun başında ilgili merciye telefonla durumunu anlatmaya ve kazanın nerde olduğunu bildiriyordu.Diğer bir kişide kazayı yapan kişinin başına geçmiş onu sakinleştirmeye çalışıyordu.
Çarpan bayan bir sürücü idi.Normal bir sürratle yoluna devam ederken annesinin elinden fırlıyan bir kücük çocuğa her ne kadar fren yapmış olsada bu da yerdeki izlerden belli oluyordu.Kazayı önliyememişdi.
10 dakika geçmeden her iki istikametten cankurtaran arabaları olay yerine ulaştılar.
Derhal ilk müdahaleyi yaparak çocuğu hemen hastaneye götürdüler.Annesinide aynı arabaya alarak.
Diğer cankurtaranda ki görevli kazayı yapan bayana yaralanıp yaralanmadığını yardıma ihtiyacı olup olmadığını soruyordu.Eğer istediği taktirde hemen kendisinin de hastaneye götürülebileceğini söylüyorlardı.
Kendisinin iyi olduğunu duyduktan sonra cankurtaran da olay yerinden ayrıldı.
Bayan ise arabasından inmiş kaldırımın kenarına oturmuş hala kazanın şokunu atlatmaya çalışıyordu.
Aradan 25 dakika geçmişdiki ikinci bir siren sesi duyuldu.Gelen Trafik polisi idi.
Hemen kaza yerinin trafiğe uygun bir şekilde olup olmadığını kontrol ettiler.Polislerden bir tanesi kazayı yapan bayanın yanına gelerek.Nasıl olduğunu sordu.Daha sonra kimlik tesbiti ve kazanın oluşu hakkında bilgi almak için Polis arabasına bindiler.İkinci polis ise elinde fotoraf makinası ile yeri fotoraflıyor.
Elindeki kağıda çizmiş olduğu kroki üzerinde yapmış olduğu ölcümleri yazıyordu.
Daha sonra kazayı gören olup olmadığını sordu görenlerde polis arabasında olayı anlattılar.Kimlik ve adres tespitinden sonra kendilerine bir kaç gün içinde bir mektup geleceğini görmüş oldukları olayı o kağıda yazarak göndermelerini istediler.
Çarpan arabada hasar yoktu.Görevli polis çarpan hanıma arabayı kullanıp kullanamıyacağını sordu.
Kullanamıyacak durumda iseniz; müsade ederseniz,arabanızı bir kenara park edelim.İsterseniz bir çekici çağırarak adresinize götürsün.Size de bir taksi çağıralım dediler.
Eğer arabanızı kullanabilecek durumda iseniz gidebilirsiniz.Fakat size bu durumda araba kullanmamanızı tavsiye ederiz diyerek olay yerini trafiğe açarak terk ettiler.
Sonradan gazetelerden öğrendiğimize göre çocuk vefat etmiş.
Neden bu anımı anlattım diye soracak olursanız!!!
Bu durum o bayanın Türkiye'de başına gelmiş olsaydı ne olurdu...
Böyle durumlara birey olarak ne kadar hazırız işlevler bizde ne kadar yürüyebilirdi.
Yoksa başımıza gelebilecek her hangi bir olay yüzünden olay yerini terk edip kaçarmiydik.Daha sonra her hangi bir karakola sığınarak teslim mi olurduk.Veya başımıza gelebileceklerden korkup yapmış olduğumuz kazayı ömür boyu vicdan mahkemesinemi bırakacaktık.
Neden kaçarım sorusuna bu gün okuduğumuz veya haberlerde gördügümüz kazaların akabinde ki olaylarmı bizleri kaçmaya zorlamaktadır.
Karar sizlerin.
Saygılarla.

Salı, Temmuz 10, 2007

12 GÜN KALA !...


Bu gün yazmak istediğim iki konu vardı, bir tanesi yaşadığım ülkedeki eğitim sistemi.
Bu birazda ÖSS ile ilgili olacakdı.
2.nci ise her sene içler açısı Orman Yangınları. Her sene yazdığımız halde bir türlü önlemler alamadığımız konu olacakdı.
Hatta birinci konu için grafikleri bile hazırlamışdım.
Bu arada tv.de çiğerlerimizi yakan ormanlarımızı gösteriyordu.Her zamanki gibi birileri suçlanıyor.Bir türlü öğrenemediğimiz bu zamanlarda doğa ile nasıl yaşayacağımız hakkın da bilgiler.
Gözlerim dolu dolu haberlere bakarken ekranın arkasında bana sıratan canavarı gördüm.
Kimdi bu ?
O; adını bizlerin taktığı Trafik Canavarı idi.Kendi kendine mırıldanıyordu 12 gün kaldı diye.Önce pek anlıyamadım ne demek istediğini 12 gün sonra ne olaki !...
Haberlerde meydanlar da toplanmış vatandaşı politikacıları görünce tamam dedim olsa olsa 12 gün sonra seçimler vardı.
Peki onun bu canımızın baş düşmanı Trafik canavarı ile ne ilgisi olabilirdi ?
Dayanamadım sordum senin ne ilgin var seçimlerle diye.
-Senin görevine sağdık seçmenin varya.
-eee
- Tatil belgelerinden oy kullanmak için yollara düşecekler.
- Ne olmuş düşerseler.
- Uçaklar dolmuş;otobüslerde ful, hatta bazı yörelerden ek otobüslerde eklemişler.
Yani senin anlıyacağın otobüsler, benim sevgili dostlarım kamyonlar, bir de tatilin
verdiği rehavetle yola düşen arabalar.Senin anlıyacağın bana çok iş düşecek.Tek üzüldüğüm haberler, seçimler yüzünde ön sayfadan 3.ncü sayfaya düşecek.
- Belki Cuma dan kamyonları yasaklarlar.Kontrolleri de sıklaştırırlar.Vatandaşımda bütün kurallara uyarsa...
- Hadi ya nerede görülmüş şey.Sen nerede yaşıyorsun..
Aman benim sevgili yurtdaşım şu adiye fırsat vermiyelim.
Tıpkı bayramlar da olduğu gibi onun ağına düşmiyelim.Yoksa o görevi bir başka sefere yapamayız.
Bilmem o günler için görevliler ne gibi önlemler aldılar bilemiyorum.
İnşallah kimsenin burnu kanamadan huzurla yurtdaşlık görevini yaparlar temennisi ile.
Saygılarla.