Çarşamba, Eylül 20, 2006

YERE BATAN SARAYI..

Yerebatan Sarayı (Bazilika Sarnıcı)
İstanbul en sık kuşatma tehlikesiyle karşılaşan şehirlerden biriydi. Kuşatma süresince yaşanan en önemli sorun da yiyecek ve içecek kaynaklarının tükenmesiydi. Bazilika Sarnıcı, Roma ve Bizans İmparatorları'nın bu sorunu çözmek için yaptırdığı sarnıçların en büyüğüdür. 80.000 metreküp su alabilen ve 140´70 metrekarelik bir alana yayılan sarnıç, 6. yüzyılda Justinianos tarafından öncelikle saray ihtiyaçlarını karşılamak üzere yapılmıştır. 336 sütundan bazılarında oyma süslemeler vardır.
Osmanlı'da akan su sevilir, duran su içilmezdi. Bu nedenle, Osmanlı'nın fethinden sonra, bir yüzyıl içinde unutulan sarnıçın suyu, saray bahçelerini sulamakta kullanıldı. 1985-1988 arasında sarnıç restore edildi ve sütunlar arasına gezi yolları yapıldı. Ses ve ışık efektleriyle sütunların etkileyici perspektifi ortaya çıkarıldı. İki sütunun tabanını oluşturan pagan kalıntıları olan Medusa kafalarının, hıristiyanlar tarafından ebediyen suyun altında gizlenmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Sarnıçta toplanan yağmur suyunda yaşayan sazan balıklarının dekoratif ve kirlenmeye karşı bir önlem olduğu sanılmaktadır.
Hipodrom
Orijinali, Roma İmparatoru Septimius Severus tarafından yaptırılan ve daha sonra Büyük Constantinus tarafından genişletilen ve İmparatorluğun değişik yerlerinden getirilen eserlerle donatılan Hipodrom'un eni 117, boyu ise 480 metreye, kapasitesi ise 100.000 kişiye ulaşıyordu. Bir seferde şehrin nüfusunun dörtte birini aldığı söylenir. İmparatorluk sarayı ve dolayısıyla da kathisma denilen imparator locası, şimdi Sultanahmet'in bulunduğu taraftaydı. Kuzey ucundaki girişte büyük kemerli yapılar, duvarlarda çok sayıda heykel vardı. Ortada, çevresinde yarışan arabaların döndüğü Spina'da, bazıları günümüzde de bulunan anıtlar vardı.
Dikilitaslar.
Bunlardan birisi, İstanbul'daki en eski tarihi eser olan, Büyük Theodosius tarafından diktirildiği için onun adıyla anılan dikilitaştır (390).
Aslında, Firavun III.Tutmosis'in adına, İ.Ö. 1550'de Karnak'taki Amon-Ra Tapınağının önüne yaptırılan iki dikilitaştan biriydi. Günümüzde 19.60 metre olan dikilitaşın, orijinalde üç kat daha uzun olduğu düşünülmektedir. Üzerinde Mısır hiyerogliflerinin olduğu ve granit olan dikilitaş, İstanbul'a taşınırken daha hafif olması için özellikle kırıldığı sanılmaktadır.
Spina'daki bir diğer anıt, Delphi'deki Apollo tapınağından getirtilen, üç yılanın birbirine dolandığı Burmalı Sütun'dur. Palatea savaşında öldürülen Pers askerlerinin kalkanlarının eritilmesiyle yapılan bronz heykelin orijinali 8 metre iken, günümüzde 5.50 metredir. Kayıp olan yılan başlarının altın büyük bir kazanı tutmakta olduğu sanılmakta ve bir parçası Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmekte. Üçüncü anıt ise 32 metrelik örülme bir sütun. Bu sütunu kaplayan bronz levhalar ve kayıp olan yılan başlarının, Latin işgali sırasında sikke yapılmak üzere eritildiği sanılmakta.
Kırık Kemer (Kovukkemer)
İstanbul'daki bu su kemeri, eski bir Roma su kemeri temeli üzerine Mimar Sinan tarafından 1554-1562 yılları arasında yapılmıştır. 35 m.yüksekliğinde ve 408 m. uzunluğunda bir su kemeridir.Bir katlı bölümünde 12, üç katlı asıl kemer bölümünün birinci katında 4, ikinci katında 10, üçüncü katında da 21 göz bulunmaktadır. Giriş bölümündeki 90 derecelik yön değişikliğinden dolayı 'Kırık Kemer' adıyla tanınmıştır
BOZDOĞAN KEMERİ
Geç Roma ve Erken Bizans dönemine ait su kemeri Hadrianus veya Valens Kemeri olarak da adlandırılmaktadır. Yapım tarihi tam olarak bilinmemektedir. Kentin su sıkıntısını çözmek için inşa edilen kemer zaman içerisinde tahrip olmuş, kentin Osmanlılara geçmesinden sonra Fatih Sultan Mehmed, su şebekesini onartırken kemeri de yeniden kullanıma uygun hale getirmiştir. Kemerin "Bozdoğan" ismini nasıl aldığı bilinmemektedir. Fatih Sultan Mehmed, Sultan II. Bayezid ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde kemere eklemeler yapılmıştır.
Bozdoğan Kemeri 1 km. uzunluğunda idi ve Bizans döneminde daha da uzun olduğu tahmin edilmektedir. Günümüzde büyük bir kısmı yıkılmış olan kemerin sağlam kalan bölümü Saraçhane Atatürk Bulvarı'ndadır. 1988'de Belediye tarafından onarılan Bozdoğan Kemeri'nde Roma, Bizans ve Osmanlı etkileri görülmektedir. İstanbul'un en eski su kemeri olan Bozdoğan Kemeri 15 asır boyunca kentin en önemli su kaynaklarından biri olmuştur.
Biraz olsun Istanbulun tarihi eserlerinden birkac derleme yapabildiysek ne mutlu.Tabii bu burada sonlanmiyacak.Ramazan boyunca Osmanlinin birakmis oldugu o görkemli eserlerini bir sohbet icersinde efsaneleri ile hep birlikte yasacagiz.
Kalin saglicakla.
Saygilarla.

Hiç yorum yok: