Çarşamba, Temmuz 12, 2006

KAMELYALI KADIN/ ALEKSANDR DUMAS..


Ünlü romancı Aleksandr Dumas'nın 'La dame aux Camelias' yani 'Kamelyalı Kadın' adlı eseri, tüm zamanların en çok okunan aşk romanlarından biridir. Bu eser birçok kez filme de çekilmiştir. Ünlü Amerikan magazin dergisi 'Oprah Magazine', sinemanın efsanevi ismi Greta Garbo'nun 1936 yılında çevirdiği 'Camille' adlı filmi, sinema tarihinde kadınların en fazla hoşlandığı 20 film arasında gösterdi.Peki bu romanın, filmin kahramanı olan Marie Duplessis kimdi? Marie, 1822'de Normandiya'nın küçük bir köyünde dünyaya gelmişti. Babası bir ahırcıydı. Çok genç yaşlarda Paris'e gelen Marie, zekası ve güzelliğiyle kısa sürede Paris'in sosyete adetlerine, yaşayışına uyum sağladı. Marie'yi o devrin meşhur sanatkarlarından biri olan Teop'hile Gautier şöyle anlatıyordu: 'Öyle bir kadın ki teninden gençlik tütüyor. Uzun kirpiklerinin gölgelediği gözleri, biçimli burnu her erkeği kendine hayran bırakıyor...'Nadide çiçekO'nun ilk hayranlarından biri her gün kendisine kamelya gönderiyordu. Marie, bu nadide çiçeği bazen siyah saçları arasına iliştirir veya elbisesinin göğsüne takıyordu. Bir dönem sonra Paris'te kamelya denince akla onun ismi geliyordu. Adı bu nedenle 'Kamelyalı Kadın' olarak kaldı. Paris'e geldiği ilk günlerde, hayatını kazanmak için modellik, çiçek satıcılığı gibi işler yapan Marie, kendisine hayranlık besleyen zengin bir İngilizin daveti üzerine kısa bir zamanda Madaleine Caddesi'nde bir apartmana yerleşti. Her gün atlı arabasıyla gezintiler yapıyor, lüks içinde yaşıyordu.Yoksulluk içinde öldüMarie, hayatı boyunca birçok zengin erkekle birlikte oldu. Ancak gerçekte bir erkeği sevdi. O da kendisini romanla ölümsüzleştiren Aleksandr Dumas'dı. Marie, Dumas'la tanıştığında 22 yaşındaydı. Sevdiği erkek ise ondan 2 yaş küçüktü. İlişkileri bir yıl kadar sürdü ve acı bir şekilde sona erdi. Dumas, Marie'nin kendisinden başka erkekle ilgilenmesini istemiyordu. Bu yüzden sık sık kavga ediyorlardı. Dumas, aşırı kıskançtı. Sırf intikam uğruna Marie'yi başka bir kadınla aldattı. Marie, hasta ve ümitsiz kendisine uzun süredir kur yapan Kont Perregaux'un evlilik teklifini kabul etti. Ancak Dumas'ı unutamıyordu. Bir yıl sonra henüz 23 yaşındayken, vereme yakalandı. Hayranları hatta yeni evlendiği kocası bile onu terk etti. Marie, doktor ve ilaç parası bulabilmenin derdine düştü. Bütün mücevherlerini sattı. Çektiği ıstıraplarla her gün biraz daha ölüme yaklaşıyordu. Dumas ise aşkını unutabilmek için İspanya'ya gitmişti. Dumas, hayatının dramını uzaktan uzağa duyduğu Marie Duplessis'yi, ölümsüzleştirmek için 'Kamelyalı Kadın' romanını yazdı. Ölümünden sonra Marie'nin apartman dairesinde günün modasına göre dikilmiş 50 kostüm, yirmi iki şapka ve düzinelerle eldiven bulundu. Bir de dairenin her köşesinde kamelyalar... Kurumuş kamelyalar vardı.(B.Artuner)
ÇOLPAN İLHAN
Sinemamızın 'Kamelyalı Kadın'ı
'Tatlı Hayat' dizisinde Feraye rolüyle izlediğimiz tiyatro, sinema ve moda dünyasının ünlü adı Çolpan İlhan, hasta olan annesine doktoru tarafından 'Hanımefendi, bir çocuk doğurursanız hiçbir şeyiniz kalmaz' tavsiyesinde bulunmasa, dünyaya gelemeyecekti... Talih, ilk filmi 'Kamelyalı Kadın'la sinemaya geçerken de onun yanındaydı...
19. yüzyılın ikinci yarısının Paris'inde geçen oyunda, Yazar Alexandre Dumas- Fils; 156 yıldır ölümsüzlüğü yakalamış olan KAMELYALI KADIN ile gizem dolu Marguerite Gaultier'in ve onun kısacık yaşamındaki tek aşkı Armand Duval'in benzersiz aşklarının öyküsünü anlatırken; döneminin ahlak değerlerini çağının çok ilerisinde bir perspektifte tartışıyor.
Kitapligimda annemden kalan bütün kitaplar.Koyu mavi renkte ,Altin yaziyla yazilmis isimler tasimaktadir.Her aldigi kitabi ciltletmis.Bu kitabin üzerinde ise Karanlik ve Aydinlik yaziyordu.
Halen neden bu sekilde yazdirdigini anlamis degilim!...
Saygilarla.

Hiç yorum yok: